BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Haziran 2018 Cumhurbaşkanlığı ve Meclis

Seçim sonuçlarını görmek için tıklayın.
Anasayfa > Haber > Avrupa’nın dilinin altındaki bakla

Avrupa’nın dilinin altındaki bakla

Biz, sun’î gündemlerle uğraşaduralım, Avrupalı üstümüze üstümüze geliyor! Son olarak İsveç’in Dışişleri Bakanı Anna Lindh, demokratikleşme ve insan hakları konularında, durum tespiti için, Türkiye’ye geldi.



Biz, sun’î gündemlerle uğraşaduralım, Avrupalı üstümüze üstümüze geliyor! Son olarak İsveç’in Dışişleri Bakanı Anna Lindh, demokratikleşme ve insan hakları konularında, durum tespiti için, Türkiye’ye geldi. İsveçli Bakan’ın tespiti şu: Kanunlarınız yetersiz. Mevcut kanunların da uygulandığı söylenemez. Meselâ; işkence kanunen yasak olmasına rağmen önlenebilmiş değil!.. Altına imza attığımız uluslararası antlaşmaların gereklerini, bütün partiler ister görünmesine rağmen yerine getiremiyoruz. Bu hali anlamak ve anlatmak mümkün değildir. Değil ki, bu halden cesaretlenen her Batılı başımıza müfettiş kesiliyor. Oysa; ülkesini ve milletini seven samimi politikacının görevi, Avrupa istiyor diye değil; hem attığımız imzaların gereği ve hem de kendi insanımızın rahat ve mutluluğu için bu kanunları bir an evvel çıkarmaktır. Avrupalının ağzını kapatmak ve devamlı surette bu onursuz hale düşmemek için bir an evvel bu kanunları çıkarmak şarttır. Demokratikleşme ve insan haklarındaki kanunlar, Avrupa ülkelerinde olduğu gibi bizde de yer alsın ki, Avrupalı dilinin altındaki baklayı çıkarsın! Bu eksik halimizle, kendi hak ve hukukumuzu müdafaa edemiyoruz. Her gelen Avrupalı bize nasihat ediyor, biz de süt dökmüş kedi gibi dinliyoruz! Halbuki o kanunları çıkarmış olsak, süt dökmüş halden kurtulacağız ve asıl mesele; art niyetli Batılıların şom ağızlarını kapatmış olacağız. Çünkü; bir kısım art niyetli Batılı, Türkiye’de azınlık oluşturmak peşinde!.. Burada bahse konu, Lozan’la gayr-i müslim vatandaşlarımız (Yahudi-Rum-Ermeni) için belirlenen azınlık statüsünden bahsedilmiyor! Şu, şu etnik kökenden gelen Türk vatandaşlarına kendi dilleriyle eğitim dillendiriliyor! Bakınız; hedefleri, tamamen Türkiye’yi parçalayıp bölmek olan bu heveslerin arkasında daha neler var? Onlara göre bunların hepsi de demokratikleşme ve insan haklarının içinde! Yine onlara göre, Dernekler Kanunu’nda ve Siyasi Partiler Kununu’nda gerekli demokratikleşmeler (!) yapılarak etnik, din ve mezhep ayrılıklarının, kültürel hakların geliştirilmesi teranesiyle ayyuka çıkmasına müsaade edilmesi gerekiyor! İşte; bir kısım art niyetli Batılının ve maalesef içimizdeki bir kısım yarı aydının çıkarmak istedikleri herze budur! Burası (Türkiye Cumhuriyeti) bir imparatorluk bakiyesi. Buradaki insanlar saf bir ırkın veya tek bir kültürün mümessili değiller. Biz, burada mezheplere, dinlere, etnik kökenlere göre siyasi parti kurdurursak; onların deyiş ve isteğiyle azınlık statüsü tanırsak o vakit bırakıp gidelim bu memleketi! Zaten, bu durumda ortada memleket diye birşey kalmaz... Devleti yeniden yapılandıralım, demokratikleşelim derken, birilerinin bu deyişlerinin altında devleti yıkalım vardır! Bizim de dememiz o ki, kaş yaparken göz çıkarmayalım. Yani kaşın ve gözün yerini iyi belirleyelim. Belirleyelim ki dost düşman aşikare belli olsun! Yumuşak karın olarak belledikleri eksik demokrasimizden ha bire ateş ediyorlar. Yani, şu halde bahaneleri var. Kaldıralım bütün bu bahaneleri ve hücum sırası bizde olsun! Hak ve hukukumuzu müdafaa edemeyişimizden bıktık, usandık artık!..
 
 
  • Piyasalar

    Fark %
  • 91630
    % 2.1
  • 4.7866
    % -1.01
  • 5.5944
    % -1.16
  • 6.3074
    % -1.67
  • 189.176
    % -2.18
 
 
 
 
 
Reklamı Geç
KAPAT