BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Acil servis sedyesi

Acil servis sedyesi

Söylenecek sözlerin bittiği anlar vardır. Ne derseniz deyin derdinizi anlatamayacağınızı bilirsiniz. Duygularınızı ifade edecek sözcükler sanki üretilmemiştir. Ve susarsınız. Öylesine derinden susarsınız ki sanki bir daha ömrünüzün sonuna kadar konuşmasanız bu sizi rahatsız etmeyecek gibi gelir.



Söylenecek sözlerin bittiği anlar vardır. Ne derseniz deyin derdinizi anlatamayacağınızı bilirsiniz. Duygularınızı ifade edecek sözcükler sanki üretilmemiştir. Ve susarsınız. Öylesine derinden susarsınız ki sanki bir daha ömrünüzün sonuna kadar konuşmasanız bu sizi rahatsız etmeyecek gibi gelir. Bu suskunluğun bedeli vardır elbette. Hayal kırıklıklarını, alt üst oluşları dışa vuramamak tam tersine içinize atmak, bir gün mutlaka size geri dönecektir. Kalbiniz yerinden fırlayacakmış gibi hızlı hızlı attığında, engel olamadığınız gözyaşlarınız birbiri ardına düşmeye başladığında, avuçlarınız terlerken siz soğuktan donacakmış gibi titrediğinizde geri ödemeye başlamışsınızdır. Taksitle ödemelerin en kötüsü sağlığı kaybederek yapılandır herhalde. Bir anda tahsil edilmez sizden. Küçük küçük ve zamansız istenir. Çaresiz bırakır, hazırlıksız yakalar. Üstelik ödememek gibi bir seçenek yoktur. Bütün bunlar yılların sizde biriktirdikleridir. İçinize attığınız dertleriniz, alamadığınız intikamlarınız, sineye çekmek mecburiyetinde kaldığınız haksızlıklar birer küçük damla iken bir araya gelirler ve korkulası bir derinlik oluştururlar. Bu bir anlamda sizin kendi derinliğinizdir. Ve kendinizin içinde boğulma tehlikesiyle karşı karşıya kalırsınız. Bir hastanenin acil servisinde, perdeler yardımıyla birbirinden ayrılmış daha doğrusu birbirinden gizlenmiş bölmelerden birisinde, sert bir sedyenin üzerinde son derecede rahatsız bir biçimde yatarken içeri girip çıkan hemşirelere sinir olursunuz. Sanki sizin orada yatışınız onların suçuymuş gibi gelir. Halbuki bilirsiniz, hepsi kendi kabahatinizdir. Ama insanlar suçlarını itiraf etmekten nefret ederler. Onun yerine başkalarını suçlamak daha kolay gelir. Bu arada sinir olunmaya alışmış hemşireler aslında sizi pek de umursamazlar. Onlar işlerini yaparlar. İşleri sizi iyileştirmektir. Bu uğurda kaç tane iğne yersiniz, kaç şişe serum tüketirsiniz ya da kaç tane hap yutarsınız bilinmez. Bu soruların cevapları doktorlarda gizlidir. Onca sene kendinize ait olduğunu zannettiğiniz vücudunuzun sorumluluğu birdenbire tanımadığınız bu insanlara geçmiştir. Sizin için neyin iyi olduğuna onlar karar verirler. Kimse size hiçbir şey sormaz. Siz de kuzu kuzu yatarsınız yatağınızda. Yıllarca kendinize göstermediğiniz anlayışı başkalarının size göstermesini beklersiniz. Şefkat! Belki de bütün sır bu kısacık kelimede gizli... Ama acil servis nöbeti tutmakta olan ve kimbilir kaç saattir uyumamış insanlardan bunu bekleyemezsiniz. Zaten buna hakkınız da yoktur. Alışılmış kısır döngülerden birisi daha işte... Kimya bir biçimde yardımcı olur. Duygularınızı kontrol altına almanızı sağlar. O küçücük haplar sizden daha yetenekli çıkar ve çözmediğiniz sorunlarınızı çözmenizde size yardımcı oluyormuş gibi yaparlar. Acil servis, doktor, hemşire, ilaç, iğne, serum. Ne şirin değil mi? Davulun sesinin uzaktan hoş geldiğini ilk kez kim keşfetti bilmiyorum ama yerden göğe kadar hak veriyorum. sözün özü İşinizi yetiştiremeyeceğinizi anlayıp hızlandıkça daha da geride kalırsınız. LEVHA Herkes yalan söyler.
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT