BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Bence ‘belgesel’

Bence ‘belgesel’

Belgesel, yarına doküman bırakmak ve dünün tarihini yazmak isteyenler için önemli bir sanat dalı. Bir zamanlar televizyon kanalları, en iyi belgeselleri yayınlamak için birbiriyle yarış halinde idi. Şimdi ise korkunç bir popülizm çukuruna düşmüş ekranlarda belgesel, kâbus gibi algılanıyor.



Belgesel, yarına doküman bırakmak ve dünün tarihini yazmak isteyenler için önemli bir sanat dalı. Bir zamanlar televizyon kanalları, en iyi belgeselleri yayınlamak için birbiriyle yarış halinde idi. Şimdi ise korkunç bir popülizm çukuruna düşmüş ekranlarda belgesel, kâbus gibi algılanıyor. Dünyanın hangi köşesinde kim nasıl yaşıyor, tabiatla haşır-neşir olmuş milletler var mı, hangi ülkenin otantizmi hangisine benziyor, nasıl yaşıyor, nasıl içiyorlar, hangi değerler yüzlerini güldürüyor veya ağlatıyor, bilmediğimiz iklimlerdeki hayvan portreleri nelerdir, tarihe hangi önemli insanlar neler bırakmıştır v.s... Bunların hiçbir önemi yok artık. Sadece televizyonlar mı? Değil elbette!.. ETİK VE ESTETİK Bu önemli boşluğu tesbit eden ve doldurmak için ciddi çalışmalara imza atan Belgesel Sinemacılar Birliği, bu ayın 26’sından 5 Mart’a kadar sürecek önemli bir faaliyet gerçekleştirmeye hazırlanıyor. “Uluslararası 1001 Belgesel Film Festivali ve Belgesel Sinemacılar 4. Konferansı”, İstanbul`da gerçekleştirilecek. Cemal Reşit Rey Konser Salonu`nda yapılacak konferansın bildiri konusu ise, “Belgesel Sinemada Etik ve Estetik” olarak belirlenmiş. Festivalin belgesel film gösterileri de 28 Şubat-5 Mart tarihleri arasında AKM Sinema Salonu, CRR, Galatasaray Üniversitesi ve M.S.Ü. Sinema Televizyon Merkezi salonlarında yapılacak. Festival ve konferansa, 25 ülkenin en önemli 50 belgesel yönetmeni ve 75 film katılıyor. Festival boyunca, onbeş filmden oluşan “Joris Ivens Filmleri Toplu Gösterisi” ile “Joris Ivens Fotoğraf Sergisi”nin gezilebileceği müjdesini de verebilirim. Dünyanın en ünlü belgeselcileri arasında yer alan Ivens’in şu sözü, niçin belgesel sorusuna cevap olsa gerek: “Halklar arasındaki anlayışın ve dostluğun anlamını, genel olayları tutkuyla derinleştiren ve böylelikle dostluk gibi büyük amaca varan insancıl, bireysel ve basit değerlere çevirmek gerekir.” Kıtalararası belgeselciler buluşmasının Türkiye’de yapılıyor olması, beni oldukça heyecanlandırıyor, çünkü, hayatımın görsel zenginliğini başka kültürleri merakla geçirdim ve bu konuda hatırı sayılır hafıza jimnastiği yaptım. Ortak toplum hafızası oluşturmada belgesel sinemanın en önemli estetik ve etik kavram olduğuna inanıyorum. Sadece bu özelliğiyle bile olsa, dünya belgeselcilerinin İstanbul’da yerelden/evrensele ortak bir kültür mirası etrafında ilk defa buluşuyor olması çok önemli. (Bilgi için: 0 212 231 39 31) ALKIŞ İtalya’da Bir Türk Batılı besteciler, Türkler üzerine opera yazmayı çok seviyorlardı. Onlara göre Osmanlı -dolayısıyla Doğu- egzotik, otantik ve sır perdesinin arkasındaki ulaşılmazdır. Wronck’un “Cara Mustapha”, Marselli’nin “İbrahim Sultano”, Mary Pix’in (Purcell seslendirmişti) “İbrahim The Thirteenth Emperour of The Turks”, Saulnier’in “Maeomettı II”, Hermann’ın “Barbarossa”, Mozart’ın “Saray’dan Kız Kaçırma”, Monnier’in “Le Cadi Dupe” v.s... eserleri bunlardan sadece birkaçı... Ünlü İtalyan besteci Gioacchino Rossini’nin (1792-1868) “İtalya’da Bir Türk Operası” da üzerinde durulması gereken operalar arasında. Şu sıralar, Yekta Kara yönetimindeki İstanbul Devlet Opera ve Balesi tarafından sahnelenen -operanın yönetmeni Beppe de Tomasi- “İtalya’da Bir Türk”, Suat Arıkan (Selim), Gülgen Altındağ/ Nursel Öncül/ Özlem Soydan (Donna Fiorilla), Ali İhsan Onat/ Burak Bilgili (Don Geronio), Mesut İktu (Ozan), Hüseyin Likos (Don Narciso), Jaklin Çarkçı/ Aylin Ateş (Zaide) ve Şamil Gökberk’in (Albazar) başarılı performansıyla seyirci karşısına çıkıyor. Türkiye’den ayrılıp İtalya’ya gelen Zaide’nin Selim’e olan hasretini, tesadüf ve kavuşmalar çerçevesinde ele alan eser, kostümleri ile de dikkat çekiyor. Komedi dozunu kendi drama bütünlüğü içinde başarılı bir biçimde sunan opera, kendi gel-gitleri, aksiyonu içinde seyirciyi etkiliyor. Rossini’nin neşeli, keyifli, iyimser, yardımsever ve esprili yanları eserin tamamına yayılıyor. Operayı sevenler için isabetli bir seçim olabilir. ARKA KAPAK Ürkütücü portreler Yakın tarihimizde Türk-Ermeni münasebetleri üzerine yerli ve yabancı araştırmacılar tarafından birçok eser yazıldı bugüne kadar. Bu kitaplarda, ‘soykırım’ iddiaları ispatlanmaya ya da yalanlanmaya çalışıldı sürekli olarak. Yarınlara huzur içinde varmak ve gelecek nesillere bulunduğumuz coğrafyayı bırakmak istiyorsak dün ile bugün arasındaki köprüleri iyi kurmak ve birlikte yaşadığımız toplumları iyi tanımak zorundayız. Hüdâvendigâr Onur da, yakın tarihle ilgili tartışılan konuları inceliyor. Yazarın “Ermeni Portreleri” adını taşıyan son kitabı alfabetik olarak hazırlanmış. Onur, önsözde Ermenilerin nasıl kullanıldığını, “Osmanlı Devleti’nin 600 yıl boyunca İslam’a ve insanlığa hizmet etmesinden rahatsız olan batı dünyası, kurtuluşu bu cihan devletinin yıkılmasında görmüş ve binbir türlü entrikayla bu emelini gerçekleştirmiştir. Fransız İhtilali’nin etkisiyle millet olma bilincine yönelen Ermeniler, doğu dünyasına yeni bir şekil vermek isteyen batılı kurmaylar tarafından çok iyi yönlendirilmiştir. Bunlar, Ermenilerle ilgili efsanevî bir tarih uydururken, yüzyıllarca birlikte yaşadıkları Türk milletine ihanet etmeleri için Ermeni çetelerini organize etmişler ve yüzbinlerce insanın ölümüne, perişan olmasına sebep olmuşlardır” diye anlatıyor. (Ermeni Portreleri, Hüdavendigar Onur, Burak Yayınevi, 0 212 527 05 77) EZBER Beklenen Ne hasta bekler sabahı, Ne taze ölüyü mezar, Ne de şeytan bir günâhı, Seni beklediğim kadar. Geçti istemem gelmeni, Yokluğunda buldum seni; Bırak vehmimde gölgeni, Gelme, artık neye yarar? Necip Fazıl Kısakürek YORDAM Eğer hayat, Alaaddin’in Sihirli Lambası’ndaki cin olsaydı, ona “beni bırakma” derdik. Ama hayat bizi bırakır. Daha sonra da yeni bir hayat başlar... Ali Ural İstanbul’da buluşanlar ABD, Almanya, Azerbaycan, Bosna Hersek, Bulgaristan, Fransa, İngiltere, İsrail, İsveç, İtalya, Kırgızistan, Makedonya, Mısır, Türkmenistan, Yunanistan ve Kazakistan’dan birçok belgeselcinin katılacağı programda Türkiye’den Bülent Arınlı, Sadık Aslankara, Engin Atatimur, Engin Ayça, Nedret Çatay, N.Akgün Çomak, İlknur Dalkıran, Tülin Eraslan, Muzaffer Evci, Şefik Güngör, Savaş Güvezne, Mustafa Karakaya, Nilgün Maktav, Gül Muyan, Ersan Ocak, Nilüfer Öcel, Serap Öztürk, Neşe Özer, Hasan Özgen, Ethem Özgüven, Enis Rıza, Nalan Sakızlı, Kerime Şenyücel, Şehbal Şenyurt, Mihriban Tanık, Sevtap Thurston, Yaşar Terlemez, Andreas Treske, Ü.Hayri Tuncer, Ömer Tuncer, Nazmi Ulutak, Sezen Ünal, Mustafa Ünlü, Bülent Vardar ve D.Çubukçu Yazar projelerini değerlendirecek.
 
 
  • Piyasalar

    Fark %
  • 103235
    % 2.07
  • 4.7171
    % 0.01
  • 5.5018
    % -0.57
  • 6.2889
    % -0.17
  • 197.827
    % 0.14
 
 
 
 
 
Reklamı Geç
KAPAT