BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Tercihinizi yapmadan önce çok iyi düşünün!

Tercihinizi yapmadan önce çok iyi düşünün!

Öğrenciler, genelde tercih listesini rehber öğretmenlerinin oluşturmasını ister. Size ait bu listeye çevreniz katkı yapabilir. Ama önce kendinizle ilgili bazı sorulara cevap bulmanız şart



“TÜRKİYE’NİN EĞİTİM PLATFORMU” Kurşunkalem İhlas Koleji'nin KATKILARIYLA... Sorularınız için: kursunkalem@tg.com.tr > Şaban Yılmaz Öğrenciler, genelde tercih listesini rehber öğretmenlerinin oluşturmasını ister. Size ait bu listeye çevreniz katkı yapabilir. Ama önce kendinizle ilgili bazı sorulara cevap bulmanız şart Mesleği tanıyın Bireyin kendini tanımasının ardından ilgi duyduğu meslekleri de tanıması gerekir. Bunun için mesleğin; > Temel faaliyetlerini > Çalışma ortam ve şartlarını > Çalışanlarda aranan nitelikleri > Meslekte ilerleme yöntemlerini > Kazanç durumu, iş bulma imkânları ve işin geleceğini ve aradığı nitelikleri araştırmalısınız. Ve kendi özelliklerinizle mesleğin özelliklerini objektif bir biçimde eşleştirerek kararınızı vermelisiniz. Gençleri üniversiteye taşıyan yeni sistemin sınav basamağı bugün itibariyle bitiyor. 11 Nisan’da başlayan sınav maratonu haziran ayında devam eden LYS oturumlarının tamamlanmasıyla finalini yaptı. Bugünden itibaren heyecanlı bir bekleyiş başlayacak. Artık tek beklenen ÖSYM’nin 2010 aday puanlarını açıklaması. Adaylar, gelecek bu puanlara göre yapacakları tercihlerle ilgili şimdiden çalışmaya başlamalı. Bireyin geleceğine şekil verecek mesleği sıkışık bir zaman diliminde seçmesi pek sağlıklı olmayabilir. Hem tatil yapabilir hem de bazı sorulara cevap arayabilir ve tercih listemize katkı sağlayabiliriz. Öğrenciler, genelde tercih listesini rehber öğretmenlerinin oluşturmasını ister. Size ait bu listeye rehber öğretmeniniz ve çevreniz katkı yapabilir ve yapmalıdır da. Gelin listeniz oluşmadan bazı sorulara cevap arayalım. Seçeceğiniz mesleğin, katkınız olmayan bir listeden çıkması sizi ne kadar mutlu edebilir? İlgi, yetenek ve düşüncelerinizi hesaba katmadan seçilen bir meslekte başarınız nasıl olur? Çevre ve aile markajında seçilen bir meslek, sizin mesleğiniz mi olacak? Bunlar, bu süreçte, cevap aranması gereken soruların birkaçı sadece. Önümüzdeki bir aylık dönemde hiç olmadığımız kadar araştırmacı ve sorgulayıcı olmalıyız. İşte cevap arayan sorular: 1- BEN NELER YAPABİLİRİM? Yetenek, belli bir eğitimden faydalanma gücüdür. Mesleğin gerektirdiği azami yeteneğe sahip olmayan bireyin o meslekte başarılı olması zordur. Sayısal düşünme gücüne sahip olmayan; yani fen, matematik gibi sayısal derslerde başarı elde edemeyen bir bireyin tıp fakültesi, diş hekimliği, mühendislik gibi sayısal puan ile öğrenci alan yükseköğretim programlarında başarılı olması mümkün değildir. Cisimleri üç boyutlu görebilme, bir evin planına bakarak o evin yapılmış hâlini göz önünde canlandırabilme gücüne sahip olan birey, mimarlık eğitiminde başarılı olabilir. Zengin bir kelime dağarcığına sahip olmayan kişinin, dil ve edebiyat programında başarılı olması zordur. 2- NELERDEN HOŞLANIRIM? İlgiler; bireyin hangi alanlarda, hangi faaliyetlerle uğraşmaktan zevk alacağını belirler. İlgiler, yetenekle ilişkilidir. İlgi duyduğumuz alanlar, çoğunlukla yetenekli olduğumuz alanlardır. Seçilecek olan meslek, insanlarla diyaloğu, onları yönlendirmeyi, onlara yardımcı olmayı mı, yoksa insanlarla değil de objelerle uğraşmayı mı gerektiriyor? Birey, ilgi duyduğu, hoşlandığı şeyleri severek yapar. İnsanlara yardım etmekten, insanların problemlerini dinleyip, bunlara çözüm aramaktan zevk almayan bir psikoloğun başarılı olma ihtimalı düşüktür. 3- BEN NE İSTİYORUM? Yetenek ve ilgilerin belirlenmesinin ardından, bireyin mesleki beklentileri belirlenmelidir. Kazanç, liderlik, yeteneğini kullanma, iş birliği, ünlü olma, sosyal statü, düzenli hayat, değişiklik gibi iş değerleri vardır. Kişi, bu değerlerden kendisi için önemli olanları belirlemelidir. Belirlediği bu değerleri sağlayacak mesleğe yönelmelidir. Ancak ilgi ve yeteneklerinin de göz ardı edilmemesi gerekir. 4- KARAKTERİM NASIL? Bireyin meslek seçimini isabetli yapabilmesi, kişilik özelliklerini çok iyi tanıyıp bu özellikleri gerektiren mesleklere yönelmesine bağlıdır. Bireylerin çok farklı kişilik özellikleri vardır. Atak, girişken, çekingen, uysal, hırslı, idealist, hayal gücü zengin, realist, mantıklı, sinirli, başına buyruk, alçak gönüllü, düzenli, kurallara bağlı vb. Bireyin, sayılan bu özelliklerden hangisine sahip olduğunu belirlemesi ve seçimini bu doğrultuda yapması gerekir. Örneğin; ikna gücü yüksek, dışa dönük olan birey avukat, politikacı ya da pazarlamacı olabilir. Kurallara bağlı, düzenli, statüye önem veren, sorumlu bireylerin bankacılık, büro memurluğu, muhasebe gibi mesleklere yönelmeleri isabetli olacaktır. Tercihlerle ilgili dosyamızın devamını önümüzdeki hafta ailelere yönelik yazacağız. ÖZLÜ SÖZ: “Güzel konuşmak için tek yol vardır: Dinlemeyi öğrenmek.” Monkley ÇOCUĞUN GÜNLÜĞÜ Genç adam, evinin alt katında marangozluk yapıyordu. Kapı ve pencere konusunda uzmandı. Fakat plâstik pencereler yaygınlaşınca, ahşaplara rağbet azaldı. Bu yüzden işler iyi gitmiyordu. Üstelik de çocukları büyümüş, biri hariç diğerleri okula başlamıştı. Masrafları artınca yanındaki kalfasına yol verdi. İşe biraz daha erken koyulur, yardımcıya ayırdığı parayı, çocukların harçlığına katardı. Adam, bir gün çalışırken elektrik kesildi ve uzun süre beklediği hâlde gelmedi. Aksi gibi o akşam üzeri teslim etmesi gereken birkaç pencere vardı. Boş kalmayı sevmezdi. Planyayı yağladı, talaşları süpürdü. Biraz dinlenmek için eve çıkarken sigortaya göz attı. Eğer yanılmıyorsa, bu iş normal değildi. Biri gelip sigortayı kapatmış olmalıydı. Şalteri kaldırınca, atölye aydınlandı. Tahminleri doğru çıkmıştı; ama bu işe bir anlam veremiyordu. Şaka dese, böyle bir şaka yapılmazdı. Kendisini kıskanacak bir düşmanı da yoktu. İşe koyulduğunda yine aynı şey oldu. Ama bu sefer suçluyu görmüştü. Oğlu, evden atölyeye bağlanan merdiveni sessizce inmiş ve sigortayı kapattığı sırada, babasını karşısında bulmuştu. Adam, on yaşına gelmiş bir çocuğun böyle bir haylazlığını affedemezdi. Bütün günü, onun yüzünden mahvolmuştu. Bir kere yapmış olsa, ses çıkartmazdı. Ama tekrarlaması, hangi yönden bakılırsa bakılsın, büyük hataydı. Saçlarından yakalayıp sıkı bir tokat attı. Her şey onun iyiliği içindi. Belki vurduğu tokat, serseri olmasını engellerdi. Adam, oğlunun gözyaşlarını görmezden geldi ve eve çıktıktan sonra eşine dert yanarak: -Bu çocuğun, okulda kimlerle düşüp kalktığını bilmemiz lazım. Eğer çocuğumuzu serbest bırakırsak, çocuğumuz başımıza büyük dertler açacak!” dedi. Adam, bir süre düşündü. Sonunda da en kolay yolu buldu. Oğlunun hiç aksatmadan tuttuğu günlüğünde, arkadaşlarına ait ipucu olmalıydı. Eşi istemese de ona kulak asmadı ve günlüğü okumaya başladı. Oğlu, en son sayfaya şunları yazmıştı: “Bu gece kötü bir rüya gördüm! Atölyede çalışırken babamı elektrik çarpıyordu. Allah’ım onu koru! Ben elimden geleni yapacağım!” Cüneyt Suavi SALİH UYAN Etkiliyorum Anadil gibi yar olmaz Geçen hafta bir arkadaşım telefon açıp oğlunu İngilizce kursuna göndermek istediğini ve kendisine yardımcı olup olamayacağımı sordu. “Memnuniyetle” dedim ve hafta sonunda birlikte birkaç dershane dolaştık. Gittiğimiz ilk dershanede bize bilgi vermek için lobiye gelen İngilizce öğretmenine: “İngilizce kursları hakkında bilgi almak istiyoruz” dedim. “Elbette beyefendi” dedi ve konuşmaya başladı: “Derslerde communicative method kullanılıyor. Hafta sonları conversation club”lar var. Native hocalarımız off günlerinde bile buraya geliyor ve kantinde kendinize bir drink alıp free bir ortamda practice yapıyorsunuz. Stress free bir ortamda yapılan ders, maksimum verimi sağlıyor tabii. Hocalar native olduğu için hep target language kullanılıyor. No Turkish vaziyetleri yani.” “Evet” dedim kendi kendime. “Hakikaten no Turkish vaziyetleri” Sonra arkadaşımın oğlunun kulağına eğildim. “Biraz daha konuşursak direk ikinci kurdan başlarsın sen aslanım!” dedim. O da güldü. Teşekkür edip ayrıldık. Konuştuğumuz konu İngilizce eğitimi olduğu için bu örnek belki bir dereceye kadar mazur görülebilir. Ancak futboldan kuantum fiziğine kadar hemen her konuda cümlelerin arasına İngilizce kelime serpiştirme modası giderek yayılıyor. Kaçak yollarla ülkeye giriş yapmış hırpani kılıklı mültecilere benzeyen kelimeler, sadece cümlelerin ahengini değil, sinirlerimizi de bozuyor. Yabancı dil öğrenmek elbette insana çok şey katar, bunda herkes hemfikir. Ama bunu büyük bir meziyet telakki edip anadiline üvey evlat muamelesi yapanları anlamak zor. Sapasağlam bir insana sırf değişiklik olsun diye organ nakli yapılır mı? Düşünmesi bile tüyleri diken diken etmeye yetiyor. Dil de yaşayan bir organizma. Pırıl pırıl Türkçe kelimeler dururken İngilizce kelime kullananlar aslında büyük bir suç işlediğinin farkına varmalı. Acilen toplumsal bir tepki oluşturmak gerekiyor. Konuştuğumuz Türkçe’ye İngilizce kelimeler sokuşturmak, elektrogitar eşliğinde horon tepmek kadar acayip, pizza dilimlerini sütlaca daldırıp yemek kadar itici. Pizza güzel bir yiyecek, sütlacın lezzeti tartışılmaz. Ama ikisini bulamaç yapıp yerseniz sadece mide bulantısı yapar. Bütün bunlara rağmen “Karnım doysun da ne yediğim o kadar önemli değil!” diyen varsa... Afiyet olsun. HATIRINIZ OLSUN Paylaşmak istediklerinizi bize yazın. ‘Hatırlı Tahta’da hatırınız olsun. kursunkalem@tg.com.tr
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT