BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Afrika’nın incisi kabuğunu kırıyor

Afrika’nın incisi kabuğunu kırıyor

Bereketli toprakları sıcak insanlarıyla Afrika’nın incisi gibi parlayan Tanzanya kabuğunu kırıyor. Son yıllarda yabancı yatırımcıların özellikle de Türk iş adamlarının gözdesi haline gelen Tanzanya, Türkiye’den kurulan hava köprüsü sayesinde dünyaya açılıyor.



TANZANYA DÜNYAYA AÇILIYOR Osman SAĞIRLI ve Cemil YILDIZ’ın izlenimleri... Bereketli toprakları sıcak insanlarıyla Afrika’nın incisi gibi parlayan Tanzanya kabuğunu kırıyor. Son yıllarda yabancı yatırımcıların özellikle de Türk iş adamlarının gözdesi haline gelen Tanzanya, Türkiye’den kurulan hava köprüsü sayesinde dünyaya açılıyor. SALMA HALİNDEN MEMNUN Baharat çiftliklerinden dönüşte bir köy evine konuk olmak istiyoruz. Önce rehberimiz Salim hane halkından izin istiyor. Bize dönerek, her fotoğraf için 10 dolar istediklerini söylüyor. Evin yanına yaklaşıyor, “Yapmayın biz de Müslümanız hal hatır sormaya geldik” deyince para şartını ortadan kaldırıyorlar. Evin büyük kızları Ayşe ve Leyla süslenme telaşındayken, kapının önündeki Salma kum çamur karışımıyla tencere yıkıyor. 20 yaşındaki Salma’ya burada yaşamanın nasıl bir şey olduğunu sorunca, “Günün yarısı tarlada geçiyor. Öğleden sonra eve gelip temizlik yapıyorum. Evimizde televizyon yok. Akşamları kızlarla kendimizce eğleniyoruz. Burada yaşamaktan çok mutluyum” diye konuşuyor. Son zamanlarda hafızamıza kazınan açılım kavramına Türk Hava Yolları farklı bir boyut kazandırıyor. Ancak bu işin siyasi yönü yok. Uçuş ağını genişleten THY, Afrika açılımıyla Uganda’nın Entebbe, Tanzanya’nın Darüsselam şehirlerine sefer başlatıyor. 7.5 saatlik uçuşun ardından Entebbe Havalimanındayız. THY Yönetim Kurulu Başkanı Hamdi Topçu, “Herkes bir açılım yapıyor, bizimki de Afrika açılımı. Bu seferle yurtdışında 123’üncü, Afrika’da 13’üncü uçuş noktasına ulaştık” diyor. Uganda Sivil Havacılık Genel Müdürü Rama Makuza da “Türk bayrağını ülkemde görmekten büyük onur ve mutluluk duyuyorum” diye konuşuyor. Topçu Makuza’ya uçak maketi, Makuza da Topçu’ya ülkesinin sembolü zürafa heykeli takdim ediyor. BAŞI HEP DUMANLI KARLI Bir saatlik soluklanmanın ardından, Tanzanya’ya doğru havalanıyoruz. Uganda’da evler yeşilliğin içinde kayboluyor. Kaptan pilot bir ara “Şu anda Afrika’nın merkezindeyiz” diye anons yapıyor, uçakta fotoğraf çekme telaşı başlıyor. Kavurucu sıcakta, tepesi hâlâ karlı Kilimanjaro Dağı, bütün ihtişamıyla yükseliyor. Amerikalı ünlü yazar Ernest Hemingway, “Kilimanjaro’nun Karları” adlı kitabında zirvede, donmuş bir leopar leşinin varlığından, kimsenin hayvanın bu kadar yüksekte ne aradığını açıklayamadığından bahsediyor. 1,5 saat süren keyifli yolculun sonunda Hint Okyanusu kıyısındaki Tanzanya’ya ulaşıyoruz. Darüsselam Havalimanı’nda Türk okullarından gelen Tanzanyalı öğrenciler, misafirleri Türk bayraklarıyla karşılıyor. Zulu dansçıları heyete nefes kesen bir gösteri sunuyor. ÖNCE CENAZEYE SAYGI Ertesi gün sabahın ilk ışıklarıyla Darüsselam Limanı’ndan feribotla Zanzibar Adası’na doğru yola çıkıyoruz. Kıyıdan binlerce mil açıkta, dev okyanus dalgalarına kafa tutarcasına kibrit çöpü kadar kano içinde kürek çekerek balık tutan yerliler görüyoruz. Masmavi gökyüzünün sudaki yansıması manzarayı doyumsuzlaştırıyor. Kuş konmaz kervan geçmez ıssız adaları geride bırakıyor 2 saatlik mavi yolculuğun sonunda Zanzibar Adası’na ulaşıyoruz. İskelede 35 derece sıcaklığın yoğun nemle harmanlandığı boğucu hava yüzümüze vuruyor. Normalde çok ağır hareket ettiklerini bildiğimiz Afrikalıların aniden sağa sola koşturmalarına şaşırıyoruz. Gözyaşı döken kadınların ardından omuzlarda taşınan bir tabut beliriyor. Başka bir yerden adaya getirilen cenaze kamyona yükleniyor. Diğer araçlar cenaze aracı limanı terk edinceye kadar hareket etmiyor. Tanzanya’nın eski yapılarını büyük kapılar süslüyor. ZANZİBAR YAPILARI MIZRAKLI KAPILARI Yemek molasının ardından limana giden yol üzerinde dar sokaklardan geçiyoruz. Okuldan dönen çocukların yüzündeki gülümseme, kadınların çekingen tavırları ve kıyafetler bir İslam beldesine geldiğimizin ipuçlarını veriyor. Halkın yaşadığı tarihi evlerin kapılarındaki işçilik göz kamaştırıyor. Dışı mızrak ucunu andıran demir korkuluklarla örülü kapıların çok korunaklı yapılmasının iki sebebi var. Zanzibar halkı tarih boyunca sömürgeci düşman saldırılarından, bir dönem de adayı istila eden fillerden korunmak için bu yolu seçmiş. En azından mızrak başlı korkuluklar istilacı askerlere veya fillere engel olur diye düşünmüşler. Kapılardaki estetik ve desenlerdeki zarafet göz kamaştırıyor. Sanatkarlar güvenliğin yanı sıra göz zevkini de ihmal etmemiş. BAHARAT GEÇİM KAYNAĞI Limandan otele kadar 35 kilometrelik yol boyunca, Hindistan cevizi, avakado ve muz ağaçları boy gösteriyor. Modern tarıma geçiş başlamış ama kağnı hâlâ gözde ulaşım aracı. Yüzde 99’u Müslüman olan Zanzibar halkının temel geçim kaynağı baharat çiftliklerindeyiz. Rehberimiz Salim “benden sakın ayrılmayın neyle karşılaşacağınız belli olmaz” diye uyarıyor. Orman içindeki okulda yüzlerce minik arı kovanını andıran sesler çıkararak ezber yapıyor. Kadın öğretmenler, “bağış yaparsanız fotoğraf çekebilirsiniz” deyince, bozuk para bırakıyoruz. Çoçuklar gözümüzün içine bakıyor. Çikolata uzattığımızda sevinçten gözleri parlıyor. Abdullah Makata isimli genç çiftçi Kına, tarçın, zencefil, kara biber, vanilya, kakao ve kırmızı biber bahçelerini gezdiriyor. Bir ara top top kırmızı çiçekleri olan ağacın yanında duruyor, anlını ve dudaklarını kopardığı meyve ile boyuyor. “Bunun adı Anato, hanımların kullandığı ruj, bu meyvenin çekirdeğinden yapılır” diyor. AAAA ZANZİBAR TARZANI GELİYOR ! Baharat gezisinin sonunda sıcak ve nemli hava enerjimizi sıfıra indiriyor. 21 yaşındaki Abdullah, “Yoruldunuz, size yüksek enerji verecek bir sürprizim var” diyor. Kurumuş bambu yapraklarından yaptığı halatı ayaklarına geçiriyor ve 40 metrelik ağaca tırmanıyor. Yolun yarısına geldiğinde “Aaaaa” diye nara atınca gülmekten kırılıyoruz. Abdullah 3 dakikada ağacın tepesine ulaşıyor. Rehberimiz Salim’e “Ya gencin vebaline girdik ya düşüp ölürse ne yaparız ?” diyoruz. Salim kahkahayı basıyor “Bir çocuğu var evlat edinirsiniz. Bunun için de hayatta kalmanız lazım. Ağacın altından çekilin, Abdullah Hindistan cevizi atacak kafanıza gelirse öldürür” diyor. Uzaklaşınca ağacın tepesinden ceviz yağmaya başlıyor. Abdullah, aşağı iniyor, Hindistan cevizlerinin başını kesip ikram ediyor. Abdullah, “Geçen yıl Hindistan cevizi toplama yarışına eğitimli maymunlar da katıldı. Maymun beni geçti, ancak ikinci olabildim” diye hayıflanıyor. ÇOK TAZE HİNDİSTAN CEVİZİ 21 yaşındaki Abdullah, bir çırpıda çıktığı 40 metrelik ağaçtan aşağı iniyor, Hindistan cevizlerinin başını kesip ikram ediyor. Gürbüz, Türkiye Büyükelçiliğinin yeni binası hakkında Kadir Topbaş’a bilgi verdi. TÜRK WHİTE HOUSE YÜKSELİYOR Darüsselam Büyükelçimiz Şander Gürbüz, “gelin size inanılmaz bir yer göstereceğim” diyor. İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Topbaş’la , araçlara atlayıp yol alıyoruz. Şantiye kapısını andıran dar bir aralıktan geçiyoruz, karşımızda yarı inşaat halinde heybetli bir bina. “Herhalde otel yapıyorlar” diyoruz. Büyükelçi “Yok otel değil burası bizim Türkiye Büyükelçiliğimizin yeni binası. İnşallah 29 Ekim’de Dışişleri Bakanımız Sayın Davutoğlu açılışını yapacak” diyor. 3 bin 500 metrekare alan içine kurulu binanın bitişiğindeki Amerikan konsolosluğu müçtemilat gibi kalıyor. Gürbüz, “Bir resepsiyonda Amerikan büyükelçisi ‘siz burayı aldıktan sonra korkulu rüyalarla uyanıyorum’ demişti. Pek hoşnut değiller ama bizim kimseyle sıkıntımız yok” diye konuşuyor. Biz de “Bittiğinde beyaza boyayın beyaz saray diye size intisap etsinler” deyince Topbaş ve büyükelçi kahkahayı patlatıyor.
 
 
  • Piyasalar

    Fark %
  • 94831
    % -0.62
  • 5.776
    % -0.25
  • 6.5746
    % -0.08
  • 7.3372
    % -0.24
  • 262.412
    % -1.06
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT