BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Eldivensiz dokunabilmek

Eldivensiz dokunabilmek

Tarım Bakanı Mehdi Eker’in davetiyle cuma günü Diyarbakır‘daydık... Dicle Üniversitesi’ndeki toplantıda Tarım ve Kırsal Kalkınmayı Destekleme Kurumu’nun bugüne kadar yaptıkları ‘yatırımlar hayat buluyor’ çalışmalarını özetleyince Bakan Eker, bölgede artık bir şeylerin değişeceğine inandık... Çünkü bölgede, asıl meselenin ne olduğu keşfedilmiş...



Tarım Bakanı Mehdi Eker’in davetiyle cuma günü Diyarbakır‘daydık... Dicle Üniversitesi’ndeki toplantıda Tarım ve Kırsal Kalkınmayı Destekleme Kurumu’nun bugüne kadar yaptıkları ‘yatırımlar hayat buluyor’ çalışmalarını özetleyince Bakan Eker, bölgede artık bir şeylerin değişeceğine inandık... Çünkü bölgede, asıl meselenin ne olduğu keşfedilmiş... O günden bugüne gelip geçen siyasi iktadarlar nedense bu meseleyi çözmedi veya çözemedi... Çünkü ağalık ve aşiret düzenini bozmaya kimsenin yüreği yetmedi, nedeni ise oy kayıplarından çekinmeleriydi... Her iktidar bölgenin insanına, toprağına, meselesine, hayatlarına, huzuruna eldivenli elleriyle dokundu... Eldivenle dokunanlar o dönem içerisinde yıpranmadıklarını ve ayrıcalıklı olduğunu düşündüler ama sonunda kaybettiler... Eldivensiz dokunan bugünün siyasi aktörlerinin ise canı yandı ama meselenin üzerine gitmekte kararlıydılar... Eskiler yanmamak için uzak durdu... Ama bölge ve halk yanıp kavruldu... Artık oradaki yangın, ülkeyi ilgilendiriyor... * Bakan Eker, Diyarbakırlı olduğu için asıl meselenin nerede olduğunu keşfetmişti... Vatandaş, birey değildi... Köyü vardı ama evi yoktu... Suyu vardı sürecek tarlası yoktu... Her şey ağanın veya reisindi... Oysa Bakan Eker bölgede bölünmüş ve kırk bin parçaya ayrılmış toprakları birleştiriyor ve toplulaştırıyor... 700 bin hektar toplulaştırma projesinin yüzde otuzunu gerçekleştirdiklerini açıklayan Bakan Eker, et, süt ve tarım üretimini artırmak için bölgede vatandaşa; ‘gel sermayenin yarısı bizden yarısı sizden’ diyerek halkın tarıma yönelmesini istiyor... Bakan Eker’in verdiği bilgiye göre, on bin yıl önce buğdayın ilk üretildiği yer Karacadağ’ın etekleriydi... Bin yıldan beri Karacadağ eteklerinde tohum ekip buğday biçenler bugün neden mayınlar döşensin ve kurşunların barut kokusu sinsin... Bugün niye tarımdan uzak diyarlar olsundu ki? Bakan Eker konuşmasında; “Devletin kayıtlarında 850 köyde su yok diye yazıyordu... Biz bu çalışmayı bitirdiğimizde gördük ki 1150 köyde su yokmuş... 6 bin km köy yolu vardı ama 50 km asfalttı... 5 bin 500 km köy yolunu asfaltladık... 208 köye kanalizasyon yaptık...” diyordu... * GAP’taki yanlış sulama ve drenajın olmayışı yüzünden 41 bin hektarlık arazi tuzlandığının bilgisini veren Bakan Eker, drenaj çalışmasını bitirdiklerini ve yakında bölgeyi yeniden tarıma açacaklarını kaydetti... Kısaca, Doğu ve Güneydoğu Bölgesinde ‘ağalık’ ve ‘aşiret reisliği’ sistemine son verebilecek tek çözüm toprak reformundan geçmekte... Sürecek tarlası ve satacak malı olan köylü artık ‘doğduğu yerde ölenler’ sınıfına girmeyecek, dağa evladını göndermeyecek, kimsenin esiri olmayacak, kendi rızkını kendi toprağından çıkartacak... Ağanın eline bakmayacak... Kızını ve oğlunu evlendirebilecek... Başını dik tutabilecek... Artık; “Geçti benden, geçti benden Zalimler geçti benden...” türküsüne Malabadi Köprüsü dahi isyan ederek diyor ki; “Ben merde köprü olmuştum Zalimler geçti benden...” Yiğitlik; dağlarda pusu kurup bu ülkenin Mehmetçiklerini vurmaktan geçmiyor... Yiğitlik; 70 milyon insanın verdiği ve büyüdükçe vereceği vergilerle o bölgeye giden yatırımların ve eldivensiz elleriyle kanayan yaraya dokunanların hakkını vermekten geçiyor...
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT