BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Adile Hanım çok hastaydı...

Adile Hanım çok hastaydı...

Aradan birkaç ay geçmişti. Selim anne ve babasını aramaktan çoktan vazgeçmişti zaten. Onların elbet bir gün ortaya çıkacaklarını düşünüyordu. Köşke yerleşmişlerdi. Şimdilik Haldun Berberoğlu ile aynı evde oturuyorlardı.



KIRIK HAYALLER Yazan: Seçkİn BaŞkan Aradan birkaç ay geçmişti. Selim anne ve babasını aramaktan çoktan vazgeçmişti zaten. Onların elbet bir gün ortaya çıkacaklarını düşünüyordu. Köşke yerleşmişlerdi. Şimdilik Haldun Berberoğlu ile aynı evde oturuyorlardı. Âdeta kayınpederinin hizmetçisi gibiydi Selim. Onun her söylediğine kafa sallıyor, onun ağzından çıkan bütün emirleri harfiyen yerine getiriyordu. Altında son model arabası, cebinde dolu bir cüzdan, itibarı yüksek bir damat olmuştu. Holdingde hemen önemli bir konuma gelmiş, kalan birkaç dersini de hızla verip diplomayı alabilmek için de tempolu bir şekilde çalışmaya başlamıştı... Haldun Berberoğlu’nun birinci şartıydı diploma. Diplomayı duvara astığı anda holdingin yönetim kurulu ikinci başkanı olacaktı Selim. İstediği hayata kavuşmuştu. Bedelini düşünmüyordu. Oysa sıcacık bir yuva, şefkatli kucaklar, sevgi dolu yüreklerdi bedeli. Hepsi yok olmuştu. Yeni ailesinin yanındaki bütün ilişkilerin çıkar ilişkisi olduğu açıkça meydandaydı... Zühal babasıyla kendi menfaatleri için sıcak bir diyalog içindeydi. Haldun Bey de bunun farkındaydı... Selim bir zaman sonra anne ve babasını düşünmez oldu. Serpil’le bir daha hiç konuşmadı. İki kardeş artık ayrı hayatların fertleriydiler. Serpil ise kapatıldığı dört duvarın içinde hayatını sürdürmeye çalışıyordu. İnanılmaz despot olan kocasının gölgesinden bile korkuyordu. Kenan son derece sinirli, kuralları olan, hayatına dışarıdan kimseyi dahil etmekten hoşlanmayan bir insandı... Genç kadın bütün bunlara kocasına duyduğu büyük aşk yüzünden katlanıyor, kendi kendine kalıp düşündüğü zaman bile ondan ayrılmayı aklına getirmiyordu. Zaman zaman pişmanlıklara kapıldığı olsa da onun kırk yılda bir gösterdiği güler yüz bütün pişmanlıkları ve keşkeleri silip götürüyordu. Bundan sonra bir uydu gibi sürecek olan hayatını bu şartlar altında şekillendirmeye başlamıştı bile. Bu hayatın içinde Cahit Beyin ve Adile Hanımın yeri asla yoktu. Bir zaman sonra bir bebek beklediğini öğrendiği zaman her şeyin daha farklı olacağı inancıyla kendisini tamamen kendi yuvasına adamıştı. Daha öncesini aklına bile getirmiyordu artık... Cahit Bey ve Adile Hanım ise sığındıkları bakımevinde zorlukla da olsa hayatlarını sürdürmeye çalışıyorlardı. Adile Hanım çok hastaydı. Yüksek tansiyonu yüzünden kafasını kaldıramıyordu artık. Bazen yataktan hiç çıkmadığı günler oluyordu. İçindeki evlat hasretini belli etmemeye çalışarak kocasının verdiği kararlara saygı duyuyordu. Kırgındı, üzgündü. Merak içindeydi. Oğullarının nasıl bir refah içinde olduğunu gazetelerden öğreniyorlardı. Cahit Bey acı bir gülümseme ile okumuştu o haberleri ve eklemişti: - Ortaya çıkıp da utandırmayalım oğlumuzu, daha doğrusu biz utanmayalım Adile Hanım!.. > DEVAMI YARIN
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT