BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > İspanya ağır geldi

İspanya ağır geldi

Çeyrek finale giden yolda bir tarafta oyunun iki yönünü de en iyi şekilde ve organize oynayabilen yani takım havasındaki İspanya; diğer tarafta da oyunun sadece savunma bölümünü yapabilen ama öne doğru tek kişilik yani Ronaldo ile oynamaya çalışan bir topluluk. Birincisi İspanya, ikincisi de Portekiz’in tarifi. Del Bosque‘nin David Villa‘yı sahanın dip kenarına iterek, iki yıl öncesinin sihirli üçlü orta sahasını deforme edişi Portekiz’in oyunu tek yönlü oynayabilme sebebiyle işleyebildi. Sonuç da alabildi. Portekiz’in bütün hücum teşebbüslerini Ronaldo‘nun mesaisine yükleyişi ise günün futbol dünyasında bir iflas olarak yorumlanabilir.



Çeyrek finale giden yolda bir tarafta oyunun iki yönünü de en iyi şekilde ve organize oynayabilen yani takım havasındaki İspanya; diğer tarafta da oyunun sadece savunma bölümünü yapabilen ama öne doğru tek kişilik yani Ronaldo ile oynamaya çalışan bir topluluk. Birincisi İspanya, ikincisi de Portekiz’in tarifi. Del Bosque‘nin David Villa‘yı sahanın dip kenarına iterek, iki yıl öncesinin sihirli üçlü orta sahasını deforme edişi Portekiz’in oyunu tek yönlü oynayabilme sebebiyle işleyebildi. Sonuç da alabildi. Portekiz’in bütün hücum teşebbüslerini Ronaldo‘nun mesaisine yükleyişi ise günün futbol dünyasında bir iflas olarak yorumlanabilir. Dün akşama kadar seyrettiğimiz bütün müsabakalarda seviyesi en düşük takımlar bile böyle bir hücum zafiyeti, çağ dışı atak görüntüsü vermedi. Şayet kaleci Eduardo kalesinde takımının anlayışından çok daha üst seviyede bir performans sergilemeseydi, Portekiz bu maçı Kuzey Kore’nin kalesine yağdırdığı sayıdaki gole yakın bir skorla bitirebilirdi. İspanya, bu kurgusuyla; yani Avrupa şampiyonu olan kadrosunun deforme edilmesine rağmen buraya kadar geldiyse, oyuncu çoğunluğunun kulüp takımlarındaki performanslarını sürdürebilmelerine dua etmelidir. SABIKALI HAKEM Kimine göre çok büyük, bana göre orta şekerli bir sürpriz eşleşmeyle (yani gruptan çıkışları için söylüyorum) Paraguay’la Japonya neredeyse turnuvanın en ortada maçını oynadılar. Bundan sonrasının son sekiz takım arası olacağı gerçeği ilk maçlarda hayli agresif olarak izlediğimiz Paraguay’ın ayaklarındaki kelepçe idi. Japonya da tıpkı rakibi gibi savunmaya daha özenli ve dikkatli, ileri çıkışlarda ise tam organize değildi. Japonya şutla daha çok tabela değiştirmeye çalışırken, Paraguay ise Güney Amerika patentinden esinlenip ceza sahası içi dümenlerine de girişti. Yazıyı yazdırmaya başladığım 75. dakikaya kadar maçın genel manzarası buydu. İçindeki tek tük ince ayarlanmış, ince düşünülmüş planlara değinmeye hiç gerek görmedim. Çünkü her iki takımın da topluca davranmaya dayanık planı daha çoktu. Her şeye rağmen ve de onca etiketli rakibe karşı buraya kadar gelinmiş olmak bile her iki takımı da ülkelerine alkışla postalayacak kadar değerliydi. Bu, ortada dediğimiz maç; de Bleeckere gibi ünlü bir hakemin atladığı yüzde yüz Japonlar lehine penaltılık pozisyonu ile konuşulacak maçlar arasına giriverdi. Paruguaylı oyuncu Japon rakibinin üstüne sıçrarken, yetmezmiş gibi dirseği ile de başına vurdu. TRT’de maçı anlatan ve yorum yapanlar ne hazindir ki pozisyonu uzaktan yakından alakası olmayan kambura yatmayla değerlendirdiler. El insaf be!
 
 
  • Piyasalar

    Fark %
  • 95258
    % 1.36
  • 5.8794
    % -0.79
  • 6.4915
    % -0.69
  • 7.4849
    % 0.15
  • 280.247
    % -1.51
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT