BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > İçinin acısı canını yakıyordu...

İçinin acısı canını yakıyordu...

Huzurevinin karşısındaki cami kalabalıktı. Hiç beklenmedik bir anda yitirmişti hayatını Cahit Bey. Sabah erkenden uyanan adam o gün kalkmamıştı yataktan. Adile Hanım ise iki ay önce veda etmişti hayata. Özlem’in huzurevine geldiği günün haftasında bir sabah uyandığında sağ tarafının tutmadığını görmüşlerdi. Gözleri kaymış, konuşma yeteneğini kaybetmişti zavallı kadın. Hemen hastaneye kaldırılmış, bir ay kadar hastanenin nöroloji bölümünde yatmıştı. Başında hep Özlem vardı. Çok ısrar etmesine rağmen Cahit Bey asla Selim’e ve kızına haber verilmesini istememiş sonunda Özlem’e:



KIRIK HAYALLER Yazan: Seçkİn BaŞkan Huzurevinin karşısındaki cami kalabalıktı. Hiç beklenmedik bir anda yitirmişti hayatını Cahit Bey. Sabah erkenden uyanan adam o gün kalkmamıştı yataktan. Adile Hanım ise iki ay önce veda etmişti hayata. Özlem’in huzurevine geldiği günün haftasında bir sabah uyandığında sağ tarafının tutmadığını görmüşlerdi. Gözleri kaymış, konuşma yeteneğini kaybetmişti zavallı kadın. Hemen hastaneye kaldırılmış, bir ay kadar hastanenin nöroloji bölümünde yatmıştı. Başında hep Özlem vardı. Çok ısrar etmesine rağmen Cahit Bey asla Selim’e ve kızına haber verilmesini istememiş sonunda Özlem’e: - Eğer böyle bir şey yaparsan bir daha benim yanıma asla yaklaşamazsın Özlem kızım... diyerek son noktayı koymuştu. Adile Hanım için yapılacak bir şey kalmayınca huzurevine geri gönderilmiş, yatalak hasta bölümüne yerleştirilmişti. Huzurevi müdürü bu iki yaşlı insanla ilgilenen bir muhatap bulduğu için memnundu. Artık bir problem olduğu zaman Özlem’i arıyordu. Adile Hanım özel bakıma alınınca Cahit Beyin maaşı karşılamamaya başlamıştı bakım parasını. Özlem hemen devreye girmiş, müdürle konuşarak farkı ödemeyi kabul etmişti. Bundan Cahit Beyin haberi asla olmayacaktı... Çok yaşamadı Adile Hanım. Hastaneden çıktıktan on gün sonra vefat etti. Hanımından ayrı düşmenin verdiği acı yaşlı adamın dayanma gücünü yok etmişti. O da sessiz sedasız yitiriverdi hayatını. Özlem haberi aldığı zaman gözyaşları içinde koştu. Cenaze işleriyle ilgilendi. Defin işleminden sonra huzurevine geri döndü. Müdür Beyin odasında karşılıklı oturmuşlardı: - Sizin yaptıklarınız inanılmaz bir şey doktor hanım... Bu insanlara sahip çıktınız. Özlem gözyaşları içinde başını salladı: - Onlar benim annem babam gibi... Benim yerimde kim olsa yapardı. Keşke daha mutlu edebilme imkânım olsaydı. Müdür gözlerini kıstı: - Artık oğluna haber verecek misiniz? Omuzlarını kaldırdı Özlem: - Ne değişecek ki Müdür Bey? Bir şeyleri telafi eder mi? O insanlar yüreklerinde kırgınlık, hasret ve acıyla yaşadılar bu dönemi. Buruktular. Hak etmediler. Bu saatten sonra bir pişmanlık bile yaşansa ne faydası olacak ki o iki yaşlı insana... Cahit Babanın benden isteğiydi gizli kalmak. Ben haber vermeyeceğim. Bundan sonrası size ait. Ama eğer bir şekilde ona ulaşırsanız lütfen benden hiç bahsetmeyin. Beni bilmesinler... Müdür Bey üstelemedi. Söz verdi. Bundan sonrası artık onların bileceği işti. Özlem dışarı çıktığı zaman serin bir hava çarptı yüzüne. Gözyaşları yanaklarından süzülüyordu. İçinin acısı canını yakıyordu... > -SON-
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT