BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Herkes için doğru bir rehbere ihtiyaç vardır

Herkes için doğru bir rehbere ihtiyaç vardır

İnsanların dünyâ ve âhiretteki işlerinin düzgün ve faydalı olması için ve onları yanlış, zararlı işlerden koruyup, selâmete, hidâyete, râhata ve saâdete kavuşturmak için, Peygamberlerle, “Dîn” gönderilmiştir...



Târihte belli bir zaman dilimine, belli bir coğrâfî bölgeye ve belli bir kavme gönderilen peygamberler vardır. Ama âhir zaman nebîsi Muhammed aleyhisselâm, [günümüz de dâhil] bütün zamanlara, bütün mekânlara ve bütün kavimlere, milletlere, hattâ hem insanlara, hem de cinnîlere gönderilmiş bir Peygamberdir; onun için “Resûlüs-sekaleyn” diye anılır. Bu husûs ittifâklıdır, ya’nî bütün âlimlerimizin söz birliği ile sâbit olan bir husûstur. [Ama diğer mahlûkâta da Peygamber olduğunu bildiren âlimlerimiz de mevcuttur. Meselâ bazı hayvanlar kendisine gelip birtakım dertlerini anlatırlardı.] Aslında, Yüce Allah’ın, dünyâya gönderdiği ilk insan ve aynı zamanda ilk Peygamber olan Hazret-i Âdem’den i’tibâren, kullarına, râzî olduğu yolu göstermek için, insanların ebedî saâdete kavuşmaları için, muhtelif asırlarda, zaman zaman, çeşitli coğrafî bölgelere, pek çok “Peygamber” göndermesi, bunlardan bazılarına da, “Kitap”lar ve “Sahîfe”ler vermesi konusunu her akl-ı selîm sâhibi insan kabûl eder. PEYGAMBERLERE İNANMAK... Bilindiği gibi, dînde inanılacak altı şeyden [Âmentü esâslarından] dördüncüsü, Allahü teâlânın “Peygamber”lerine inanmaktır. Peygamberlere îmân etmek, aralarında peygamberlik bakımından hiçbir fark görmeyerek, hepsinin sâdık, doğru sözlü olduğuna inanmak demektir. Peygamberler, insanları, Cenâb-ı Hakk’ın beğendiği yola kavuşturmak, onlara doğru yolu göstermek için gönderilmişlerdir. Peygamberlerin her söyledikleri doğrudur. Onlardan birine bile inanmayan kimse, hiçbirine inanmamış, hepsini inkâr etmiş olur. Meselâ son Peygamber Muhammed aleyhisselâma inanmayan bir kimse, bütün peygamberleri inkâr eden kimse ile aynı durumdadır. Bütün peygamberler, hep aynı îmânı söylemiş, hepsi ümmetlerinden aynı şeylere îmân etmelerini istemişlerdir. Fakat ibâdet ve amelleri, yâni kalple, bedenle yapılması ve sakınılması lâzım olan şeyleri farklıdır. Hakîkatte, insanların dünyâ ve âhiretteki işlerinin düzgün ve faydalı olması için ve onları yanlış, zararlı işlerden koruyup, selâmete, hidâyete, râhata ve saâdete kavuşturmak için, Peygamberlerle, “Dîn” gönderilmiştir. Cenâb-ı Hak, Hazret-i Âdem’den sonra muhtelif asırlarda, çeşitli coğrafî bölgelere Hazret-i Nûh, Hazret-i İbrâhîm, Hazret-i Mûsâ, Hazret-i Îsâ ve Hazret-i Muhammed (aleyhimüs-selâm) gibi birçok “Peygamber” göndermiştir. [Bildiğimiz gibi, bu 6 Peygambere “Ülü’l-azm Peygamberler”, 313 Peygambere “Resûl”ler, 124 binden ziyâde Peygambere de “Nebî”ler denilmektedir.] Farsça bir kelime olan “Peygamber”, lügatta, “gönderilmiş zât ve haberci” mânâsına gelir. “Nebî”[haber veren] ve “Resûl”[elçi] ise Arapçadır. Türkçede her üçü de kullanılmaktadır. Peygamberlik; çalışmakla, açlık, sıkıntı çekmekle ve çok ibâdet yapmakla ele geçmez [“kesbî” değildir]. Yalnız Allahü teâlânın ihsânı, seçmesiyle olur [“vehbî”dir]. İslâmiyette, ilmî bir terim olarak “Peygamber” demek, “yaratılışı, huyu, ilmi, aklı, zamânında bulunan bütün insanlardan üstün, kıymetli, muhterem bir zât” demektir. “Peygamber”in hiçbir kötü huyu, beğenilmeyecek hâli yoktur. Çünkü Peygamberlerde “ismet” sıfatı vardır. Ya’nî Peygamber olduğu bildirilmeden önce de, bildirildikten sonra da, küçük ve büyük hiçbir günâh işlemezler. İstisnâsız bütün Peygamberler de böyledir. Peygamberlerin her söylediği doğrudur. “ÜMMET-İ İCÂBET” “ÜMMET-İ DA’VET” Muhammed aleyhisselâma Peygamberliği bildirildikten sonra gelip geçen bütün insanlar hadd-i zâtında onun ümmetidir. Bunu İmâm-ı Gazâlî, Arapça “Cevâhiru’l-Kur’ân” ve “ed-Dürretü’l-Fâhire” isimli eserlerinde ve Kâdîzâde İslâmbolî de “Ferâidü’l-Fevâid fî Beyâni’l-Akâid” isimli Osmanlıca eserinde ifâde ediyorlar. Ancak, ümmetin ikiye ayrıldığını, ona inanan kimselere “Ümmet-i İcâbet” dendiğini, henüz inanmamış olanlara da “Ümmet-i Da’vet” dendiğini de yazmışlardır. “Peygamberlerin sonuncusu” olduğu için “Hâtemül-enbiyâ ver-rusül” diye anılan Muhammed aleyhisselâmın dîni, bütün dînleri nesh etmiş, ya’nî yürürlükten kaldırmıştır. O’na gelen kitâb “Kur’ân-ı kerîm”, geçmiş kitapların en iyisidir. O’na gönderilen dîn olan “İslâm” da kıyâmete kadar bâkî kalacaktır; kimse tarafından değiştirilemeyecektir...
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT