BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Ev işi

Ev işi

Geçen haftalarda yayınlanan bir araştırmaya göre; kadınlar yılda yedi bin dokuz yüz yirmi dakika dırdır yapıyormuş.



Geçen haftalarda yayınlanan bir araştırmaya göre; kadınlar yılda yedi bin dokuz yüz yirmi dakika dırdır yapıyormuş. Bu da beş buçuk güne denk geliyor. ( peh, abartıldığı kadar çok değilmiş!) En çok dırdır yapılan konu ise; kocaların ev işlerine yardım etmemesi imiş... Kadınların yüzde seksen yedisi, erkeğe iş yaptırmak için dırdırın şart olduğunu düşünüyor, erkeklerin yüzde yetmişi de ‘dırdırdan sonra’ istenilen işi yapıyormuş... Hani dırdırın dozu artırılsa ya da hayaller gerçek olsa ve bütün ev işlerini erkekler yapsaydı ne olurdu? - Ütü yapmakla vakit kaybetmezler, ‘Buruştur ve çık’ modası çıkarırlardı. - Aynı bezle musluğu, yeri, paspastaki karpuz suyunu, sehpayı, mutfak tezgahını silerler ve bunda hiçbir sakınca görmezlerdi! - Çamaşır makinesine stop lambaları, durulama tuşuna sis lambası, devirini yükseltmek için ekstra motor ve dahi çelik kapak takarlardı. - Çamaşır yıkarken asla yumuşatıcı kullanmazlardı. Hieyt! Sert erkekler yumuşamaz... - Dolma sararlardı... Ama Trakyalı olanlar dolmaları tencereye “üç, bej, iki”, olmayanlar “dört, dört, iki” taktiğine göre dizerlerdi. - Kurabiyeler öyle kalpli malpli, haa bir de katiyen yuvarlak olmazdı... Koparılmış herhangi bir Mercedes amblemi kurabiye kalıbı olarak kullanılırdı. - Yemeklerin adı da değişirdi. Polat Kebabı, Hakem bayıldı, Alex dudağı tatlısı, Borsa böreği... Ama en iyi yaptıkları yemek “Oturtma” olurdu. - Maydanoz, dereotu, kıvırcık gibi bayım bayım malzemeler bir yiğidin mutfağında yer almazdı. - Toz almaları kolay olurdu. Sehpaya yaklaşıp “Dağılın laynn!” narası yüzeyde hiç pamukçuk bırakmazdı. - Elektrik süpürgesine spor Anadol muamelesi yaparlar; süpürgenin yanına, arkasına “Toz imparator’, ‘Büyüyünce halı yıkama makinesi olacağım’, “Madem ki tozsun, bil ki yoksun” çıkartmaları yapıştırırlardı. İnsan bu. Sürekli değişim içinde olduğumuzdan ve bulunduğumuz ortamın şeklini aldığımızdan belki zamanla onlar da değişirlerdi. Komşuya beş çayına kek götürür, hatta bir gün parmak arası terlik bile giyerlerdi. Hiç birimizin hoşuna gitmezdi değil mi? Tabii ki hayat müşterek, yardımlaşmak kaçınılmaz. Ama bırakalım herkes tabiatının uyum sağlayabileceği işlerde yoğunlaşsın, ha? Ni­nem diyor ki: Aşını, eşini, işini bil
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT