BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Hürriyet sınırsız olamaz

Hürriyet sınırsız olamaz

Hürriyet, her önüne gelenin her istediğini serbestçe yapması manasına gelmez. Hele, bir başkasının hürriyetini ortadan kaldıran davranış asla hürriyet olamaz. Hemen herşeyde olduğu gibi hürriyetler de sınırlıdır. Ve bu hal herşeyden önce bizzat hürriyet için lazımdır!



Hürriyet, her önüne gelenin her istediğini serbestçe yapması manasına gelmez. Hele, bir başkasının hürriyetini ortadan kaldıran davranış asla hürriyet olamaz. Hemen herşeyde olduğu gibi hürriyetler de sınırlıdır. Ve bu hal herşeyden önce bizzat hürriyet için lazımdır! Son günlerde, yine bir bardak suda fırtınalar koparıldı. Hapishanelere giren avukatların üstleri aranmak istenince, başta çeşitli Baro’lar olmak üzere birçok yerden homurtular yükseldi. Neymiş efendim; avukatın üstü başı aranamazmış!.. Bu iş, insan haklarına ve hukuka aykırıymış!.. Savunma hakkını zedelermiş!.. Bu işte de kabak, siyasî kimliğinden dolayı Adalet Bakanı’nın başına patladı! Açık söylemek gerekirse, Adalet Bakanı, meseleyi yüzüne gözüne bulaştırmadan onurlu bir çıkış yaptı ve tabir caizse herkesin ağzının payını verdi! Adalet Bakanı Sn. Hikmet Sami Türk bize de bir açıklama gönderdi. Okuduk ve Bakan’ın yerden göğe kadar haklı olduğunu gördük. Bizim hapishanelerimizin hali ortada... Onlara hapishane diyebilmenin imkân ve ihtimali kalmamıştır. Bizdeki hapishaneler çeşitli suç örgütlerinin karargâhı adeta... Mahkûmlar, koğuş sistemiyle bir arada bulunuyor. İçeriye her türlü araç-gereç ve silah girebiliyor. Tabii bunların bir kısmı da, üstlerini aratmak istemeyen avukatlar vasıtasıyla içeriye sokuluyor. Nitekim, Bakan’ın açıklamasında: “...Bugün itibariyle, 22 avukat hakkında cezaevlerine çeşitli suç aletleri veya cep telefonları sokmak sebebiyle gerek adlî, gerek idarî soruşturmalar açılmış bulunmaktadır” denilmektedir. Yine Bakan’ın açıklamasında, Avrupa’dan çeşitli örnekler verilmektedir: “...Almanya’da, tutuklu ve hükümlüleri ziyaret izni verilmiş olan avukatlar, güvenlik sebebi ile aranabilmekte, fakat savunmaya ilişkin belgeleri incelenmemektedir. Ancak terör örgütleri veya mensuplarının avukatı olan kişilerin beraberinde bulunan tüm belgeleri incelendiği gibi, görüşmeleri de izlenmektedir. Alman yüksek mahkemeleri, tutuklu müvekkillerini ziyaret etmek isteyen avukatların cezaevi ziyaretçileri için öngörülmüş bulunan üst-baş arama yükümlülüğüne katlanmak zorunda olduklarını belirtmişlerdir. İtalya’da cezaevlerine giren avukatlar bir metal dedektör ile üst aramasına tabi tutulmakta, eğer cezaevine yasaklanmış bir şey soktuğuna dair bir şüphe varsa, üzerleri de aranabilmekte, bu arama sırasında savunmaya ilişkin belgeleri incelenmemektedir. Belçika’da cezaevlerine giren avukatlar, bilgisayarlı bir kapıdan geçirilmekte ve çantaları açılarak, içerisinde bulunan şeyler basitçe incelenmektedir...” Bizdeki hapishanelerin nasıl yolgeçen hanına döndüğünün tipik bir delili de budur ki, içeriye giren avukat, kendisine üst-baş araması yaptırmamakla güvenliğini hiçe sayıyor! Neyine güveniyor dersiniz?!.. Biz bu filmi çok gördük. Aynı zihniyet, vaktiyle Özal’ın; hapishanelerde koğuş sistemine son verip, oda sistemine geçelim teşebbüsü karşısında da yeri göğü inletmişti. Hatta, oda sistemiyle inşa edilen Eskişehir hapishanesine, ne yapıp edip mahkûm gönderilmesine mani olmuşlardı. Oda sistemli hapishaneyi insan haklarına aykırı bulmuşlardı. O zaman bir kısım siyasetçi ve yazar çizer takımı da sırf Özal’a muhalefet için bu sistemi tu-kaka etmişti! Ama şimdi görüyoruz ki, dün tükürdüklerini bugün yalıyorlar! Bugün herkes muhalifi, muvafıkı, oda sistemli hapishanelerde hemfikir! Belâ ve musibete ne kadar da teşneyiz! Zira, belayı bizzat yaşamadan aklımız başımıza gelmiyor!
 
 
 
 
 
 
 
Reklamı Geç
KAPAT