BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Değişimin öncüsü değişim sancısında

Değişimin öncüsü değişim sancısında

Anavatan Partisi 1983’te çoğu yerde daha teşkilatını bile kuramamıştı seçimlere girdiğinde. Ancak Özal liderliğindeki ANAP’ta; seçmen kendini buldu. Her kesim arayışını oraya odakladı. Birey farkedildiğini anladı.



Anavatan Partisi 1983’te çoğu yerde daha teşkilatını bile kuramamıştı seçimlere girdiğinde. Ancak Özal liderliğindeki ANAP’ta; seçmen kendini buldu. Her kesim arayışını oraya odakladı. Birey farkedildiğini anladı. Sekiz senelik Anavatan iktidarında genelde başarılar kefesi terazinin öteki yanına göre daha ağırdır. Sonrasında, birşeyler oldu ANAP’a. Oyu sürekli azaldı. Bunun nedenlerini Abant ve Pamukkale Toplantıları’nda görüşerek, ülkenin ve insanımızın yeniden profili çizildi. Çok önemli bir toplantı gerçekleştirildi ve kitaplaştırıldı. Ancak hayata geçirilemedi. ÇALIŞMANIN PATRONU, IŞIN ÇELEBİ Anavatan Partisi’nin Bilkent Otel’de gerçekleştirdiği “Yeni Yüzyılda Yeni Politikalar” çalışması bana bunları hatırlattı. Prof. Naci Bostancı, Prof. Ergun Özbudun ve Prof. Dr. Murat Barkan’ın öncülüğünde çok sayıda akademisyen, araştırmacı, Anadolu Üniversitesi İletişim Fakültesi öğrencilerinin de katkısıyla ortaya bir çalışma çıktı. Çalışmanın patronu da Genel Başkan Yardımcısı Işın Çelebi. Son şekil Sayın Çelebi’den. Tartışma başladı. Özellikle de dikkat çeken merkez sağın felsefe sorunu. Kavramlar yorumlanıyor. Özellikle de milliyetçilik, muhafazakârlık ve demokratlık. Vatandaşa hizmet eden devlet öne çıkarılıyor. Birey hep önde. Jakoben devlet geleneği arşive kalkıyor. Geriye çekiliyor, insan öne geçiyor. İradi milliyetçilik diye bir tarif yapılıyor. Buna göre temelde hukuk ve yurttaşlık bağı esas. Milli aidiyet, etnisiteye değil, iradeye bağlı. Siyasi demokrasi konusunda açılımlar getiriyor çalışma. Derin kökleri olan kavramlar milliyetçilik, muhafazakârlık, ulusal kültür, bireysel tercih, küreselleşme, mahalli kültürler, liberal demokrasi, uluslararası hukuk merkez sağ için önemli. Dolayısıyla yeniden düşünülecek, gözden geçirilecek, muhtevalarına katkıda bulunulacak. Türkiye’deki tüm ANAP’lılar aynı dili konuşacak neticede. Toplumdan kopmak yok. Gelişimci muhafazakârlık bunun için. Ne geçmişe saplanılacak, ne de toplumun radikal kopuşu görmezlikten gelinecek. İslam ile modernleşme arasındaki bağ iyi algılanacak. Güncel kalıplar yerini bilgi çağının teknolojik açılımlarına bırakacak. Dolayısıyla geçiş sürece duyarlı. Toplumun beklentilerine cevap verilecek. Eğitim maratonu, interaktif program bunlarla bitmiyor. Sivil anayasa, Kopenhag kriterlerine uygun siyasi açılımlar, devlet-millet ilişkisine vatandaştan yana bakış, ırkçı eğilimlerden kurtulmak, siyasi İslamcılık adı altında dinin sömürülmesine karşı durmak da var araştırmada, tartışmada, yorumlarda. Çalışmadan bir alıntı şöyle: “Parlak ideolojiler, kapsamlı kurtuluşçu toplumsal projeler üretemez. Gelişimci muhafazakârlığın güçlü ideolojisi yoktur. Gücünü ve hayatiyetini doğrudan yaşamın kendisinden devşirir.” Çalışmaya çok emek verilmiş. Şiddet, savaş ve ırkçılık övme hariç her türlü fikir açılımının serbest bırakılması isteniyor. Parti kapatmak da olmayacak, yargı bağımsızlığını sınırlandıran yasalar da. Şimdi ANAP bunu, dönüştüreceği Parti Okulu’nda 6-7 Mart’ta Ankara’da tartışacak. Belki de “araştırma enstitüsü” kuracak deniyor. “İşbilir, işbitirir, ihaleci, müteahhit partisi, akçalı” iddiaları partiyi % 10’lara düşürdü. Halk da bu iddiaları tuttu doğrusu. Değişimi bıraktı bir zamanlar. Vizyonu, misyonu, imajı toplumumuza öğreten Anavatan şimdi yeniden bunların peşinde. Çalışmada eksik olan husus ise ölüm cezalarına, Ordu’nun siyasetteki yerine, MGK’ya, 312. maddeye, siyasi yasaklılara hiç değinilmemiş. Çalışmada Sayın Ali Doğan ve Yılmaz Karakoyunlu’nun da katkıları olduğu söylendi. Diyarbakır Milletvekili Abdülbaki Erdoğmuş iradi milliyetçilik tarifine bayıldı, hoşlandı. Mustafa Taşar karşı çıktı; parti görüşünü yansıtmadığını savundu. Işın Çelebi’ye göre ise halihazırdaki durum Özal’dan sonra gelen yöneticilerin 1983 felsefesinin çok gerisinde. Genel Sekreter Abdülkadir Baş da Çelebi’nin gereksiz yere bazı konuları gündeme taşıdığından şikayetçi. Susurluk ve milliyetçilik gibi. BELKİ BİR MİLAD OLUR Anavatan’ın çalışması dikkat çekecek kadar önemli. Bu endişeler rakipleri yok etmek için, gündemi değiştirmek için de olmaz. İnsana ve topluma ufuk göstermek için gerçekleştirilir. Sürekli eriyen merkez sağ hali hazırda barajı bile aşamıyor. Bu çalışma belki bir milad olur. Fakat hemen bir şey hatırladım. Rahmetli Avni Akyol ile Abant Toplantısı’ndan sonra konuştuğumuzda “Alınan kararları uygulayabilseydik parti bu duruma düşmezdi” demişti. Pamukkale’nin de önemini anlatmıştı. Peki şimdi merkez sağdaki yerini yeniden tarif eden, önemli iddialarla ortaya çıkan, tanımlar getiren Anavatan’ın önünde yine aynı sorun yok mu?
Reklamı Geç
KAPAT