BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Haziran 2018 Cumhurbaşkanlığı ve Meclis

Seçim sonuçlarını görmek için tıklayın.
Anasayfa > Haber > Aziz F.Bahçe

Aziz F.Bahçe

F.Bahçe kongresinin en büyük başarısı; çok iddialı bir seçim atmosferine rağmen, olaysız geçmesidir. Kongre başarısı bu kadarla da kalmadı...



F.Bahçe kongresinin en büyük başarısı; çok iddialı bir seçim atmosferine rağmen, olaysız geçmesidir. Kongre başarısı bu kadarla da kalmadı... Sandıkların açılması ve sayılması; hiçbir kuşkuya yer vermeyecek ölçüde, net bir ortamda gerçekleşti. Katılımda rekor düzeye fırlayan yoğun ilgi... Renkli, ünlü, etkin ve saygın isimlerin, oy kullanmada gösterdiği duyarlılık... Kongrenin başarısındaki, önemli dama taşlarıydı. * * * Ancak, araya sıkıştırılmış yanlışlar da vardı. Aziz Yıldırım’ın ilk gün üyelere CD dağıtması; seçim geleneklerine ve terbiyesine pek uygun düşmedi. Bunu; daha kongre gelmeden günlerce önce vermesi gerekirdi. Hediyeyi, kongre sürecine denk getirmek; haksız bir avantaj sağlama çabasıdır. Fırsat eşitliği ilkesine uymaz! * * * 2 yıl önceki tek oy farklı kongre zaferi; bu yıl 700’e yakın farka koştu... Futbol takımı, tarihinin en kötü günlerini yaşarken ortaya çıkan bu tablo; F.Bahçeliler’in felaketlerden mutlu olduğu anlamına gelmiyor elbette... Türkiye’de bir tabu yıkıldı. Eskiden “Kulübün her tarafını altın donat, takım kötü gidiyorsa; yaptıklarının hiçbir anlamı yoktur” geleneği vardı. İlk defa bir başkan; kulübün başarısızlığı hesaba katılmadan, tesisleşmedeki etkin çabasıyla ödüllendirildi. Gerçi ortaya çıkan tesisler, sadece Aziz Yıldırım yönetiminin eseri değildi. Kongredeki rakibi Vefa Küçük dahil; Şefik Gül, Ali Şen, Gürbüz Refioğlu gibi yönetimde olmayan isimlerin de katkısı çok büyüktür. Yıldırım, devraldıklarını tamamlama olgunluğunu gösterdi. Aldığı mirası, daha üst noktalara taşıdı. * * * F.Bahçe Başkanı’nın, bir başka olumlu gelişmesi daha oldu. Seçimi kazandığı günün akşamında, bazı televizyonların canlı telefon bağlantılarına katıldı. Yapacağı ilk işin ne olduğu soruldu... Teknik direktör sorunu soruldu... Yıldırım, geçmiş günlerin aksine; “Benim dediğim olur” görüntüsü sergilemekten uzak, “Paylaşımcı” demokratik bir üslup içindeydi... “Daha yönetim kurulu toplanmadı... Birlikte ortak bir karar almadan, bu konuda görüş bildirmek yanlış olur” dedi. Despot bir kimlikten, uzlaşmacı bir kimliğe geçiş; Yıldırım’ın kendi karakterindeki en büyük yeniliğiydi... Umarım bu süreç kalıcı olur. * * * Seçime katılan her iki tarafın da, Selahattin Duman’ın tabiriyle listelerine “Medya leşkerlerini” alması biraz garip kaçtı. Gazete ve televizyonların üst düzey isimlerini yönetime almak, basını kafa kola almak çabasının bir uzantısı... Yöneticisi Aziz Yıldırım’ın listesine girmiş televizyoncuların, yayınlarında ne derece bağımsız kalacaklarını zaman gösterecek. * * * Bundan bir ay kadar önce, ailemle birlikte Harbiye Reşat Nuri sahnesinde “Pembe Konağın Gelinleri” oyununa gitmiştik. Salonun ilk sırasındaki yerimizin bitişiğinde, 2 sürpriz koltuk komşusu vardı. Sağımızda Prof. Ahmet Mete Işıkara... Solumuzda Vefa Küçük... Kongre yaklaştığı için, Vefa beye aday olup olmayacağını sormuştum. Sadece bir oy farkla seçimi kaybedip, kendi listesinin kazanmış olmasına rağmen; o günden bu yana ilgi görmediğinin derin acısını yaşıyordu... Camiaya kırgındı. Bu yüzden “Aday olmayacağım” dedi. “Gel derlerse, ısrar olursa, bizi bırakma” türünden baskı ve davet gelirse, ne olacağını sordum. Öyle bir edayla “Asla” demişti ki; aday olunca şaşırdım. Kongreye kısa bir süre kalana kadar gelmemekte bu denli kararlı olan birisinin, son anda başkanlığa soyunmasının elbette bir bedeli olacaktı. Farkı 1’den 700’e çıkardı. Neden? Hedeflerini, ilkelerini, önceliklerini ve stratejilerini belirlemede geç kaldı. Bunlar ha demekle olmaz... Zaman içinde damıtılması gerekir.. Önceden niyetli ve hazırlıklı olsaydı; en azından bu ağır farkı yemezdi. Acele işe şeytan karışır derler. Doğruymuş!
 
 
 
 
 
 
 
Reklamı Geç
KAPAT