BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Haziran 2018 Cumhurbaşkanlığı ve Meclis

Seçim sonuçlarını görmek için tıklayın.
Anasayfa > Haber > Perişan bir haldeydi Seher...

Perişan bir haldeydi Seher...

Müzeyyen hanım gözlerini dehşetle açmış, korkudan dili tutulmuştu sanki. Yaşlı adam kapıyı açtı: - Seher kızım, hayırdır, bu ne hal böyle?



Müzeyyen hanım gözlerini dehşetle açmış, korkudan dili tutulmuştu sanki. Yaşlı adam kapıyı açtı: - Seher kızım, hayırdır, bu ne hal böyle? Seher yıldırım gibi attı kendini içeriye. Hıçkırıklarından ne dediği anlaşılmıyordu. - Dur hele kızım, sakinleş bakayım, Müzeyyen su getir... Boğulacak gibiydi kadın. Omuzları inip kalkıyor, göğsü hırıldıyordu. Müzeyyen hanımın getirdiği sudan içti bir iki yudum. - Kaçtı Nafiz dayı, kız kaçtı... Müzeyyen hafif bir çığlık atarak kapattı parmaklarıyla ağzını. Nafiz bey hayretle bağırdı: - Kaçtı mı? Nereye kaçar kızım durup dururken? - Bir şerefsizle anlaşmış, kaptı kızımı götürdü. Dün yakaladımdı ikisini, bugün hapsettim eve, kilit vurdum üstüne ama fayda etmedi, az içim geçmişti o ara gelmiş kapıya kadar arabayla, alıp kızı gitmiş... Hıçkırmaya başladı yeniden... Perişan bir haldeydi. - Peki kimin nesiymiş, neyin fesiymiş bu adam Seher? - Bilmiyorum dayı, hiçbir şey anlatmadı bana, öldürdüm bütün gece dayaktan ama anlatmadı. Bir tek kelam çıkarmadı ağzından. Sadece seviyorum Şahin’i’ ben dedi bir iki kere. Adı Şahin miymiş, neymiş! Nafiz dayı dudak büktü. Üzüldüğü her halinden belliydi: - Hay Allah şimdi olana bak, polise gidelim kızım, yapacak bir şey yok, hele dur ben üstümü giyineym. Pijamalarıyla oturuyordu akşam vakti yaşlı adam. Ayaklarını sürüyerek ilerledi içeriye. Müzeyyen omzuna dokundu Seher’in: - Talihsiz Seher, üzme kendini, bulurlar hemen. - Başına bir iş gelmeden bulsalar Müzeyyen abla... - Gelirse de ne yapalım kızım, evlendirirsin, bakarsın evlenirler zaten... Seher başını salladı. Nafiz bey gelmişti o sırada. Hanımının sözlerini duymuştu, atıldı: - Olmaz öyle şey, Şehnaz daha on yedi yaşında, anasının izni olmadan nikah falan kıyılmaz. Bir daha hıçkırdı Seher. Yaşlı adam ona doğru ilerledi: - Haydi kızım kalk gidelim, polise bildirelim. - Ben tanıyordum kızımı, ondan istemedim çalışmasını, İstanbul gibi yerde bir soysuza böyle kanıvermesinden korktumdu hep, başıma geldi işte, korktuğum başıma geldi. Nafiz bey hanımına döndü: - Sen beni bekleme Müzeyyen, uykun gelirse yat, kaçta geleceğim belli olmaz. Müzeyyen hanım başını salladı, Seher’e dönüp seslendi: - Seher, polise gittikten sonra sen de gel kızım, bizde yatarsın, evde tek başına olmaz... Kafasını iki yana attı kadın: - Olmaz Müzeyyen abla, bakarsın dönüp geliverir. Ben evde beklerim onu... Acıyarak gözlerini kırpıştırdı Müzeyyen. Usulca mırıldandı kapıyı kapatırken: - Allah yardımcınız olsun... İnşallah hayırlı haberle dönersiniz... Nafiz hemen bir taksiye el kaldırdı. Atladılar içine oyalanmadan. Adam şoföre doğru eğildi: - Soğanlık Karakolu’na kardeşim, biraz hızlı gidelim... Komiser yeşil gözlerini kısarak baktı karşısındaki kadına: - Şu işi başından anlat bacım, ne oldu, ne bitti, ağlamaktan bir şey anlaşılmıyor dediklerinden. Seher yutkundu, diliyle kuruyan dudaklarını ıslattı. Bir gün öncesinden başladı anlatmaya. Atölyeye gidişini, kızının Şahin’le arabaya binişini, akşam evde olanları, bugün onu eve kapatışını, birazcık kestirdiği sırada adamın gelip kızı götürüşünü. Başından sonuna kadar anlattı... DEVAMI YARIN
 
 
 
 
 
 
 
Reklamı Geç
KAPAT