BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Nezaketen istifa

Nezaketen istifa

Hükûmet istifa etmeli mi etmemeli mi? Nereden çıktı bu konu? Cumhurbaşkanlığı seçimi beraberinde böyle bir ictihad farklılığını da getirdi.



Hükûmet istifa etmeli mi etmemeli mi? Nereden çıktı bu konu? Cumhurbaşkanlığı seçimi beraberinde böyle bir ictihad farklılığını da getirdi. İhtimaller şöyle... 16 Mayıs’ta Çankaya Köşkü ya sayın Demirel’i ağırlamaya devam edecek veya yeni bir ev sahibi gelecektir. Ağırlıklı ihtimal mevcutla devamdır. En uzak olanı ise mekanizmanın kilitlenmesi sonucu parlamentonun feshi. Her ne olursa olsun, uzak yakın hangi ihtimal tahakkuk ederse etsin, sonuçta bütün yollar Çankaya’ya çıkacak ve 864 Rakımlı Tepe sahipsiz kalmayacaktır. İşte bu noktada, bu neticeye dair erken bir tartışma başladı; Cumhurbaşkanlığı seçimi gibi tesirleri de erken konuşulur oldu. Tıpkı seçimin iktidara nasıl yansıyacağına ilişkin görüşler gibi... Mevzu şu: Cumhurbaşkanlığı seçimlerinin ardından Hükûmet istifa etmeli mi etmemeli mi? Hukukçuların ikiye ayrıldığı söyleniyor. Daha normal ne olabilir? Hukuk, tekâmülünü ictihad ayrılığına borçludur... Bir kısım hukukçular, Cumhurbaşkanı yeni bir zat olursa Başbakanın kabine adına istifasını sunması gerektiğini ileri sürmekte. Diğerleri ise bu teze farklı bir yorumla karşı çıkmaktalar: -Cumhurbaşkanını aynı meclis seçtiğine göre hükûmet neden çekilsin, üstelik böyle bir gelenek de yok? Kim haklı? Cumhurbaşkanını parlamento seçmekte fakat hükûmetin kuruluşunu da Cumhurbaşkanı tasvib ve tasdik eylemektedir. İcranın birinci dereceden mes’ulü ve başı Başbakan iken Cumhurbaşkanı da hem devletin hem icra organının başıdır. Yeni Cumhurbaşkanı, selefinin tasvib ve tasdik ettiği icra organını velev kısmen olsun istemeyerek yeni bir hey’etle çalışmayı arzulayabilir? Buna hakkı yok mudur? Olmalıdır. Geleneksizlik mazeret sayılamaz. Her geleneğin bir başlangıcı vardır. Bir gün bir yerde başlar, o başlangıç zaman içinde teamül haline gelir. En nihayet istifa bir jest, centilmenlik ve nezaketen olacaktır. Bu da yeni Çankaya mukimine küçük bir tashih imkânı vermiş olur. Devletin zirvesine bu kadarını çok görmemek lazım. Hatta aynı isimle yola devam edilse dahi bu yola gidilebilir. Belki Başbakanlar da böylece kimseyi incitmeden bazı Bakanları değiştirme şansını elde ederler. Siyasette esneklik, hukukta ictihad ayrılığı iyidir. 18 Mart 1915 Çanakkale Millî Parkı Şanlı Çanakkale muharebelerinin cereyan ettiği sahada kurulacak parka bir isim konması TBMM gündeminde bulunuyor. Mecliste düşünülen, “Gelibolu Yarımadası Tarihi Milli Parkı” şeklinde. Kendisi de Çanakkaleli olan Sayın Prof. Dr. Süleyman Yalçın, Çanakkale’lilerin hadisenin Gelibolu ile sınırlandırılmasından rahatsız olduklarını dile getirmekte. Hatta bir İngiliz oyunundan bile şüphe etmekteler. İlgili komisyonun muhterem Yalçın Hoca’yı davet edip dinlemesi yerinde olacaktır. Dedesi Çanakkale’de şehîd olmuş bir yazar olarak biz “18 Mart 1915 Çanakkale Millî Parkı” ismini münasip ve layık görmekteyiz. Bu arada Çanakkale milletvekillerini de göreve davet ediyoruz. Lütfen hassas olsunlar. O dev hatırayı böyle bir isimle küçültmek kimsenin hakkı ve haddi değildir. Bir yanlışlık yapılmamasını temenni ederiz. “Gelibolu” yanlışlığı yapanların yakası bu dünyada bizim, maverada da şehîdlerin elinden kurtulmayacaktır.
 
 
 
 
 
 
 
Reklamı Geç
KAPAT