BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Haziran 2018 Cumhurbaşkanlığı ve Meclis

Seçim sonuçlarını görmek için tıklayın.
Anasayfa > Haber > Avrupa Birliği takvimi

Avrupa Birliği takvimi

Sayın Dışişleri Bakanımızın, basına yansıyan bir beyanatı, Avrupa Birliği konusunu izleyen çevreler açısından, epey bir sürpriz oldu. Bakanımız, tahminine göre, Birliğe, on beş sene içinde girebileceğimizi ifade ediyor.



Sayın Dışişleri Bakanımızın, basına yansıyan bir beyanatı, Avrupa Birliği konusunu izleyen çevreler açısından, epey bir sürpriz oldu. Bakanımız, tahminine göre, Birliğe, on beş sene içinde girebileceğimizi ifade ediyor. Avrupa Birliği ile, içinde bulunulan, şu sıradaki hazırlıklarda henüz bir takvim belirlenmediğine göre, acaba, on beş sene tahmini, hangi verilere dayalı olarak ileri sürülüyor? Şayet, kendiliğimizden, gerek siyasi, gerek iktisadi nitelikteki ev ödevlerinin çok kapsamlı olduğu ve dolayisiyle de, zaman alacağı düşünülüyorsa, bunun, muhataplarımız indinde oluşturacağı ve herhalde olumlu olmayacağı aşikar, etkilerini de hesaplamamız gerekirdi. Esasen, bizi kolladıklarını söyleyen belli başlı üye ülkelerle, Komisyonun ve özellikle Avrupa Parlamentosu’nun hakkımızdaki siyasi nitelikli ön yargılarını henüz tamamiyle silebilmiş değiliz. Sürekli, savunmada kalarak, kendimizi kanıtlamaya çalışıyoruz. Hatta, içerideki haklı infiali bile görmezlikten gelerek, herkesin bildiği ve yılların yerleştirdiği bazı temel hukuki prosedürü, siyasi kararla askıya alabiliyor ve son günlerin moda deyimiyle, rutinin dışına çıkabiliyoruz. Bütün bu fedakarlığı, yıllardan bu yana uğrunda çaba sarfettiğimiz ve ancak şimdilerde rayına girmiş gibi gözüken, tam üyelik şansını tehlikeye sokmamak için yapıyoruz. Bu anlayışla, siyasi ev ödevlerine de, sınıfını mutlaka geçmeyi aklına koymuş bir öğrencinin heyecanı ile sarılmış bulunuyoruz. Çalışmaların koordinasyon ve etkinliği için, kurumsallaşmaya gidiyoruz. Bu tempoda iken, birden, onbeş sene gibi, çok uzun ve beklemediğimiz bir havale ile karşılaşınca, içimizden, niyeti farklı olanlardan bazıları, işleri iyice sermez veya yokuşa sürmezler mi? Kaldı ki, ‘ikinci dalga’ içine alınarak, son defa müzakere masasına kabul edilen, Malta, yaptığı takvime göre, 2003 yılında, Latvia, Lituvanya ve Slovakya, 2004 yılında, Bulgaristan, 2006 yılında, en sona kalan Romanya bile, 2007 yılında tam üye olmayı öngörüyorlar. Önce Bosna’da ve arkasından da Kosova’da, Sırplar, çizgiyi aşıp, izandan çıkmasalardı, Avrupa’daki ve özellikle Balkanlar’daki bugünkü gelişmeleri tahmin edebilir miydik? Dolayısıyle, yarının ve hele on beş sene gibi çok uzun bir sürenin ne getireceği belli olmaz. Kendimizi bu kadar askıya alamayız. Aksine, muhataplarımızın, olabilecek, gereksiz süre uzatımı talep ve taktiklerinin önünü almaya bakmalıyız. Türkiye, bugün ulaşmış olduğu siyasi yapısıyle ve serbest piyasa düzeninde geliştirdiği ekonomik imkan ve kabiliyetiyle, camianın asli üyesidir. Bu hüviyetiyle Türkiye’nin, akıbeti, on beş sene gibi çok uzun ve belirsizliklerle dolu bir süreye yayılan, camia içinde, periferik bir ülke olmayı kabul etmesi beklenmemelidir.
 
 
 
 
 
 
 
Reklamı Geç
KAPAT