BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Haziran 2018 Cumhurbaşkanlığı ve Meclis

Seçim sonuçlarını görmek için tıklayın.
Anasayfa > Haber > Seni seviyorum

Seni seviyorum

Çoğunlukla aksi yönde yazılar yazsam da aslında mutlu olmak için o kadar çok sebebimiz var ki. Belki de içinde bulunduğumuz nimetleri yadsıdığımız için daha çok olumsuzlukları algılıyoruz. Bunu yaparak hem kendimize hem çevremize hem de şartlarımıza haksızlık etmiş oluyoruz.



Çoğunlukla aksi yönde yazılar yazsam da aslında mutlu olmak için o kadar çok sebebimiz var ki. Belki de içinde bulunduğumuz nimetleri yadsıdığımız için daha çok olumsuzlukları algılıyoruz. Bunu yaparak hem kendimize hem çevremize hem de şartlarımıza haksızlık etmiş oluyoruz. Dünyada sıkıntı duyulacak pek çok olumsuzluk var elbette. Ama buna karşılık keyif duyulacak şeyler de var. Her şeyden önce sevebilme yeteneğine sahibiz. Sevebiliyoruz. Her zaman sevilmenin de önemli olduğunu düşünüyoruz. Ama sevmek başlıbaşına bir şans. Sonuçta karşılıklı olup olmadığı bir noktaya kadar etkili. O kalp çırpınışlarını hissetmek, alınan her nefesten mutluluk duymak, yaşadığını bilmek yetmeli insanoğluna. “Seni seviyorum” diyebilmenin verdiği hazzı başka neyle mukayese edebiliriz? Kısa bir cümle gibi görünüyor ama öylesine derin ki... “Seni seviyorum, sen benden daha önemlisin. Ben ancak sen mutlu olursan mutlu olabilirim.” Yani geri adım atmak zorunda kalan süper ego ve baskın çıkan şefkat dürtüsü. Bir insan bir diğerini neye göre ve neden sever, orasını bilemem. Bildiğim tek şey genel olarak birbirleri için pek de uygun olmayan kişilerin eşleştikleri. Tabii bireyler kendi seçimlerini yaparlarsa bu gerçekleşiyor. Aile büyükleri konuya katılıp çocukları için eş seçtiklerinde pek az hata apıyorlar. Çünkü dışarıdan bakan tecrübeli göz yanılmıyor. Evliliğin bir cins ortaklık olduğunu düşünürsek, bu ortaklıkta tarafların ne kadar dürüst ve güvenilir olduğunun önemini kavrarız. Bir tek sıkıntı var, o da büyükler seçim yaparken o iki gencin biribirini sevebileceklerini bilemezler. Bu tamamen bir elektrik meselesidir çünkü. Birbirine % 100 uygun iki kişiyi bir araya getirirsiniz ve onlar birbirlerinden hiç hoşlanmayabilirler. İşin burası da şansa kalıyor zaten. Neyse, dönelim sevgiye. Bu duygu olmazı olur kılar. Engel tanımaz ve kendisine karşı çıkılsa da aldırmaz. Güçlüdür. Aksi zannedilse bile nefretten, kinden ve acıdan daha güçlüdür. Çünkü o hep galip çıkar. Bir ömür boyu sevebilirsiniz ama bir ömür boyu nefret edemezsiniz. Boş bulunduğunuz ilk anda sevgi kendisini tekrar gösterir ve sahneye çıkar. İşte o zaman nefret köşesine çekilmek zorunda kalır. Sonuçta yüzünüzde sebepsiz gülümsemeler dolaşır. Kendinizi anlamsızca mutlu hissedersiniz. Tabii ki bazı endişeler ve kaybetmek korkusu da olur içinizde ama sevginiz öylesine parlaktır ki hepsini siler. Her zaman iddia ettiğim gibi aşk bir çeşit ruh hastalığıdır. Ama onun hastalık etkisinde olması güzel olduğu gerçeğini değiştirmez. Tezat gibi göründüğünü biliyorum. Doğru. Hiçbir hastalık güzel gelmemeli. Ama geliyor işte. Hayata katıksız bir düz mantıkla bakmak mümkün değil. Tipik bir masa dört ayaklıdır, köpek de dört ayaklıdır demek ki köpek masadır tipi bir düz mantık, hayat dediğimiz karmaşık organizmaya çoğunlukla uyum sağlayamaz. Uzun sözün kısası aşk bir cins ruh hastalığıdır ama güzel bir hastalıktır. Sevgi vazgeçilmez bir iyileşme sürecidir ve herşeye rağmen hayat güzeldir. Sözün özü Yalnız menfaat yalan söylemez. LEVHA İlk hata saflığın sonrakiler suçun eseridir.
 
 
 
 
 
 
 
Reklamı Geç
KAPAT