BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Haziran 2018 Cumhurbaşkanlığı ve Meclis

Seçim sonuçlarını görmek için tıklayın.
Anasayfa > Haber > Değişim

Değişim

Şimdilerde eğer yazar olarak ortaya çıkacaksanız “magazinsel” bir yeteneğinizin bulunması lâzım. Çünkü insanlar sizin yazdığınız kitaplardan çok, yaşayışınızla, zevklerinizle, giyiminizle, evinizi döşeyişiniz, hangi markaları kullandığınız, hangi kafelerde dinlendiğiniz, hangi barlarda demlendiğiniz, hangi restoranlarda, hangi dostlarla yemek yediğiniz ile ilgilidir.



Şimdilerde eğer yazar olarak ortaya çıkacaksanız “magazinsel” bir yeteneğinizin bulunması lâzım. Çünkü insanlar sizin yazdığınız kitaplardan çok, yaşayışınızla, zevklerinizle, giyiminizle, evinizi döşeyişiniz, hangi markaları kullandığınız, hangi kafelerde dinlendiğiniz, hangi barlarda demlendiğiniz, hangi restoranlarda, hangi dostlarla yemek yediğiniz ile ilgilidir. Onun için bir yazar diyelim ki bir hikayeci romancı bugün kitaplarının elden ele dolaşmasını istiyorsa “magazinsel” olmak durumundadır. Fakat bu herkes için mümkün mü? Hani arkanızdaki insanlar, çevrenizdeki sözü geçenler, sizi destekleyen medya kuruluşları, mensub olduğunuz ailedeki imtiyazlı insanlar, hatta hani mali gücünüz, seçkin bir sitedeki eviniz, antikalarınız? Demek ki birinci sırada önce siz, yeteneğiniz, eseriniz değil bu saydıklarım yer alıyor ki o da değer ölçülerindeki değişimden kaynaklanıyor. Geçenlerde üstad Bekir Sıtkı Erdoğan dostumuzla telefonda konuşuyorduk... Değerli şair bu değişimi “Bulanık bir sel geldi, fakat geçiyor, geçecek” şeklinde ifade ediyordu. İnşallah öyle olur. Ama yine de kaybettiğimiz bazı değerlerin geri gelmeyeceğini bilmek zorundayız. Yirmi yirmibeş yıl öncesini düşünüyorum. Bir dergi çıkarmanın o dergiyi okumanın, okutmanın o zamanki değerini... Bir yazarın, şairin iki cümlesini işitmekle dünyanın en değerli hazinesine kavuşmuşcasına mutlu olan insanlar vardı. Hele hele bir okuyucuya sevdiği yazardan gelen mektubun sevinci çok başka birşeydi. Bunlar olmuştu. O mektuplar nasıl da özenle yazılırdı. Ben bazı mektupları müsvedde yaparak yazdığımı hatırlıyorum. Şimdi bu internet mektuplarına, faks gönderimlerine alışamadım. Mektup, kağıdıyla zarfıyla, yazısıyla ayrı bir özen işiydi... Hatta mektup zarflarının astarı bile olurdu, belki bunlar Avrupa ithal mallarıydı. Çok ince duygulu ve yazık ki verem olan, veremden ölen bir tanıdığımızın anneme yazdığı hüzün ve yas dolu mektubun siyah astarlı zarfını hiç unutmadım, annem bu mektubu hep saklamıştır. Nasıl ki fotoğraflara, hele hele siyah beyazlarına, geçmişte kalanlara eskisi gibi bakılmıyorsa, albümler karıştırılmıyorsa, posta mektupları da artık seyreldi, insanın kişiliğine has çizgileri, el yazısı özeni eskisi kadar geçerli değil. Tekniğin yeni verileri hayatı hızlandırırken, eski telâkkileri, eski tarz ve teknikleri alıp götürüyor ama, bütün bunların içindeki manayı da soldurarak.. Bu edebiyat için de böyle. Evet o boz bulanık sel aşılsa bile edebiyat çevrelerinde bundan yirmibeş otuz sene öncesine kadar amatör bir sevda halinde süren çabalar, birliktelikler aynı tadında olmayacak. Sevgili Fatma Pekşen el yazısıyla Sivas’tan bir mektup yollamış... Bu ad gazetemiz ve okuyucularımız için yabancı değil.. Pekşen çok yönlü, yetenekli bir insan... Hikayeler yazıyor, elişleri yapıyor.. Mektup geleneğini sürdürenlerden. El yapımı, adımın yazılı olduğu bir kalem göndermiş, teşekkür ediyorum. Evet mektuplar güzeldir.
 
 
 
 
 
 
 
Reklamı Geç
KAPAT