BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Haziran 2018 Cumhurbaşkanlığı ve Meclis

Seçim sonuçlarını görmek için tıklayın.
Anasayfa > Haber > ACILI YURDUN İNSANLARI-3-

ACILI YURDUN İNSANLARI-3-

Ahıska’da, dedesinin evini görmeye giden kişi, hem bir Ermeninin, hem de bir Gürcünün misafiri oluyor ve aralarında dostluk kuruluyor. Bu dostluğu ancak siyasî çıkar sağlamak isteyenler bozabilir.



Dostluğun böylesi Ahıska Türklerinin dramını incelerken önce Gürcistan’ı tanımak ve onların Ahıska Türkleri meselesine bakışını anlamak istedim ve iki yıl kadar önce Gürcistan’a gittim. Diplomasi dilinde hani ne derler “dost ve müttefik”. Gürcistan bizim için öyle. Türkiye ile bu ülke arasında hiçbir problem yok. Ülkemizde belki bir, belki iki milyon Gürcü yaşıyor. Bu insanlar bizim insanlarımız. Dolayısıyla Gürcistan’da yaşayan Gürcüler de akrabalarımız! Ve... Ahıska Türklerinin, Gürcistan toprakları içinde kalan bölgelerinden göç ettirilmesinde de Gürcülerin hiçbir rolü yok. Zaten o despot komünist yönetiminde bir milliyetler, bir de “nomenklatura” yani iktidarı ellerinde tutanlar vardır. “Nomenklatura”nın en tepesinde de o zaman daha önce yazdığım gibi Stalin bulunmaktadır. Stalin de Gürcü’dür. Ancak, Ahıskalıların sürülmesiyle Stalin’in Gürcülüğü arasında bir bağlantı kurmak imkânsızdır. Stalin değil de yerinde Rus Lenin olsaydı, sonuç aynıydı. Komünist zihniyet meselesi. SINIR KALKSIN Gürcistan Devlet başkanı Eduard Şevardnadze ile görüşen heyetin içinde tek gazeteci idim. Heyetin başkanlığını da eski devlet bakanlarımızdan Refaaddin Şahin yapmıştı. Refaaddin Şahin ki (belki o zaman milletvekili idi) Gürcistan Meclisi’nde Gürcüce nutuk irad etmiş. Şevardnadze, görüşmemiz sırasında, Türkiye ile aramızdaki sınırların kalkmasını istiyor ve diyordu ki: “Sınır neye lâzım; silâh ve eroin kaçakçılığı için”. Sovyetler dağılırken Gorbaçov’un yönetiminde Dışişleri Bakanlığı koltuğunda oturan ve dünyaya geniş bir perspektiften baktığına inandığım Şevardnadze’nin, Ahıskalılar gibi gadre uğramış, mazlum bir topluluğun eski topraklarına kavuşup vatan acısını dirdirmelerinin önünde bir set olacağını düşünmek haksızlıktır. Nitekim, Şevardnadze beş bin Ahıskalı ailenin dönüşüne izin verdiğini açıklamıştı. Ama iş izin verdim demekle bitmiyor. Arkasından ister istemez bazı şartlar geliyor. Ahıskalıların topraklarından atılıp söküldüğü yerlede şimdi başkaları yaşıyor ve bunlar çokluk Gürcüler ve Ermeniler. Üstelik Ermenilerin bu topraklarda gözü olduğuna dair rivayet de muhtelif. Bana, o zaman, Ermenilerin silâhlı olduğu söylenmişti. ÖNCE İNSANLIK Ferdî olarak insanları düşündüğünüzde ne Gürcü’nün, ne Ermeni’nin ne de Türk’ün bir birinden farkı yok. Aynı bölgenin insanları. Dilleri ayrı, dinleri ayrı ama, ortak lisanları insanlık. İnsanlıklarının da ortak yanları var. Yüz yıllardır bir arada yaşamanın, komşu yaşamanın getirdiği alışkanlık, töre ve gelenek birliği. Siyasî emeller güdenler, akıllarını çelmezlerse bu insanların bir arada yaşamamaları için hiçbir sebep yoktur. Ukrayna’da Simenoka solhozunda Kâmil Mugaraşilof’la konuştum. Kâmil Mugaraşilof başından geçen bir olayı anlatmıştı. Kâmil Mugaraşilof’un dedesi ve babası, Ahıska’nın Cünta (Çivinta) köyünden sürülmüş. Yıl: 1980. Kâmil Mugaraşilof hastalanıyor ve Ahıska tarafına Borcom şehrine sanatoryuma tedaviye gidiyor. Hastaneden izinli çıktığı zamanlar Borcom pazarında dolaşıyor. Pazarda bir Ermeni ile karşılaşıyor. Bu Ermeni onun dedesinin köyünden ve dedesini de tanıyor. Kendisini köye götürebileceğini söylüyor. Bu Ermeni’nin ailesi Ahıskalılar sürülünce onların köyüne getirilip yeşleştirilmiş. Ermeni, Kâmil Mugaraşilof’u evinde ağırlıyor. Ertesi günü, Kâmil Mugaraşilof’u babasının evine götürüyor. Bu evde, bir Terekeme Türk’ü kadınla evli Gürcü oturuyor. Gürcü eve buyur ediyor ve iki gün ağırlıyor. Ermeni, Gürcü ve Türk dostluğu. Başkaların siyasetinin kurbanı bu insanlar pekâlâ anlaşıyor. Buradan başka bir olaya gelmek istiyorum. Yunanistan’da Karaman Türklerini araştırdığımı yazmıştım. Rehberimiz Dimitri Katsikas idi. Dimitri’nin ailesi 1924 mübadelesinde Ürgüp’ün bir köyünden göçürtülmüşlerdi. Dedesi evinden ayrılırken, evini, bir gün döneceği umuduyla bir Türk aileye bırakıyor. Türk baba, ölümünden önce, evin anahtarını oğluna teslim ediyor ve eski sahipleri dönerlerse vermesini tembihliyor. Dimitri, ata yurdu özlemiyle eski köylerine gidiyor ve dedesinin evini buluyor. Türk aile Dimitri ve akrabalarına izzet-ü ikram gösteriyor, sonra evin anahtarını getirip Dimitri’nin önüne koyuyor: “Buyurun, ev sizin!” Dimitri bu hâdiseyi duygulanarak anlatmıştı. 63 KÖY BOŞ Ahıska’da göç ettirilen Türklerin oturduğu köylerin sayısı 220’dir. Buralara çevreden veya başka bölgeden getirtilen Gürcüler ve Ermeniler yerleştirilmişlerdir. Ancak 63 köyün boş tutulduğu belirtilmiştir. Ahıskalılar diyorlar ki: Yeter ki güvenlik içinde bizi vatanımıza iletsinler. Biz dişimizle tırnağımızla çalışır, eker biçer, kazanırız. HATA BİZDE Şevardnadze 5 bin ailenin dönüşüne izin vermişti ama bu öyle kolay değil. Gürcüler, Ahıskalıları tekrar iskân etmek için bizim elimizde imkân yok, diyorlar. Güvenlik meselesi bir tarafa, oraların yeni sahiplerinden satın alınması gerekiyor. Yani mesele çetrefilli. Devlet eski Bakanı Refaiddin Şahin’in Gürcistan’a özel bir ilgisi olduğu gibi, Gürcü yetkililer de kendisini seviyor ve sayıyorlar. Refaiddin Şahin beyin Türk millî meselelerine de yakın ilgisini bildiğim için Ahıskalıların dertlerini açtım. Refaiddin Şahin bey şunları söyledi: “Emlakbank benim başında olduğum Devlet Bakanlığına bağlıydı. Emlak Konut olarak Ahıska’ya, sürgündekilerin getirilip yerleştirilmesi için 2 bin mesken yapmayı taahhüt ettik ama sözümüzü yerine getiremedik.” DEVAM EDECEK
 
 
 
 
 
 
 
Reklamı Geç
KAPAT