BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Haziran 2018 Cumhurbaşkanlığı ve Meclis

Seçim sonuçlarını görmek için tıklayın.
Anasayfa > Haber > Yağmur, gözyaşlarına karışmıştı...

Yağmur, gözyaşlarına karışmıştı...

O anlattıkça polislerden birisi daktilonun başında durmadan yazıyordu ağzından çıkan her kelimeyi. Sonunda komiser arkasına yaslandı.



O anlattıkça polislerden birisi daktilonun başında durmadan yazıyordu ağzından çıkan her kelimeyi. Sonunda komiser arkasına yaslandı. - Hah, tamam, şöyle, bak, ne güzel anlattın, imzala bakalım şu ifadeni şimdi. Kızın bir resmi varsa bırak. Şaşkın ve mahcup bir tavırla kaldırdı kaşlarını: - Resim falan yok komiserim... - Bak bu kötü işte, neyse, bizden haber bekle, bulursak ararız seni. Ben haber vereceğim ekiplere. Seher kaşlarını çattı: - Ne yani bitti mi, eve mi gideyim şimdi, bulmayacak mısınız kızımı, hemen aramaya çıkmayacak mısınız? Ben de gelseydim sizinle... Bir kenarda sizinle birlikte arardım. Nafiz bey yaklaştı kadının yanına, kolundan tutup çekti: - Olmaz öyle şey Seher, bildirdik işte polise, onlar gereğini yapar. Nafiz beyin işaretiyle çıktılar karakoldan. Hayal kırıklığına uğramıştı Seher. İsyan etti sokakta: - Bunlar ilgilenmediler bile kızımla Nafiz dayı, baksana, harekete bile geçmediler. Koşturmadılar. Yazmakla, çizmekle kız mı bulunur, aramadıktan sonra oturduk yerden nasıl bulunacak. Oturduk yerden bulunsaydı ben Cengiz’imi bulurdum. Nafiz bey onu teselli etmeye uğraştı. - Bırak şimdi bunları, acın çok taze, biraz mantıklı düşün, onlar birbirlerine telsizle haber verirler zaten, hemen gitmiştir her karakola haberi Şehnaz’ın. Bize şimdi beklemek düşer kızım. Gözlerini açtı kocaman kocaman Seher. Kararlı bir sesle haykırdı sokak ortasında olmasına aldırmadan: -Oturmam Nafiz dayı, oturup beklemem. Arayacağım kızımı. Arayıp bulacağım... Eve kadar getirdi yaşlı adam kadını. Kapıdan bıraktı, tam gitmek üzereyken acıyarak baktı ona: - Eminsin değil mi burada kalmak istediğinden, gelseydin eve, bize, yarın bir şeyler düşünürdük beraberce. İki yana salladı kafasını Seher, - Olmaz dayı, bakarsın gelir, bakarsın döner gelir. Evde bulsun beni. Kendini bekler bulsun... Yaşlı adam gecenin karanlığında ufak adımlarla kayboldu. Yapayalnız kalmıştı Seher. Şaşkın ve perişan bir halde bakındı çevresine. Yan komşusu yatmıştı çoktan. Kapının eşiğine çöktü. Gökyüzü alabildiğine yıldız doluydu. Pırıl pırıl bir gece vardı. Bulundukları tepe sessizdi. Tek ses arada bir cırlayan ağustos böceğinin sesiydi. Boğuk bir sesle mırıldandı: - Ahh Reşat!.. Sahip çıkamadım çocuklarına... Bir baş edemedim onlarla, hayatla... Ağlamaya başlamıştı. - Ne diye dinledim el alemi de soktum işe bilmem ki, kazandığım kadarıyla geçinir giderdik, pek bir havalanıverdik ikimiz de, sanki İstanbul bizi alıp bağrına basmıştı da... İleri geri sallanıyordu oturduğu yerde: - Ah, İstanbul, zalim İstanbul, derlerdi ya senin için... Aldın elimden hem oğlumu hem kızımı koydun beni bir başıma, kimsesiz... Ummanda küçük bir balık gibi yol bilmez, iz bilmez... Ne ettim sana ben?... Üstü başı göz yaşlarından ıslanmıştı. Hafif bir esinti başladı. Yüzünü yaladı usulca. Fark etmedi bile. Gözleri yokuşun başına kilitlenip kalmıştı. Neden sonra ürperdiğini hissetti. Gece diğer günlerden farklı olarak hafiften esmeye başlamıştı. Birden her yer aydınlandı. Şimşek çakmıştı, ardından büyük bir gürültü koptu. Çok geçmeden bir daha... Bir anda yağan yağmurun sesi kapladı ortalığı, sağanak indirmiş, bardaktan boşanırcasına yağmaya başlamıştı. Hiç kımıldamadı Seher. Hâlâ ileri geri sallanıyordu eşikte oturmuş. Bir anda sırılsıklam oldu. Yağan yağmur gözyaşlarına karıştı. Oysa ıslandığının bile farkında değildi. Sanki bu dünyada değilmiş gibi sabitleşmişti.. DEVAMI YARIN
 
 
 
 
 
 
 
Reklamı Geç
KAPAT