BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Haziran 2018 Cumhurbaşkanlığı ve Meclis

Seçim sonuçlarını görmek için tıklayın.
Anasayfa > Haber > Teftiş heyetleri

Teftiş heyetleri

Önce Avrupa Parlamentosu Heyeti, ardından İsveç Dışişleri Bakanı ve Kanadalı diplomatlar. Derken İsviçre ve Lüksemburg Dışişleri Bakanları müfettiş edasıyla PKK olayında Türkiye’yi teftiş ediyor ve dahası, PKK’ya kol kanat geriyor. Bu çirkinliğe Başbakan Ecevit de haklı olarak isyan ediyor: “AB, PKK’nın siyasallaşma platformu değildir.”



Önce malum Avrupa Parlamentosu heyeti olayına tanık olduk. Heyet, Leyla Zana’yı cezaevinde ziyareti talep etti. Türkiye haklı olarak bu talebi geri çevirince Avrupa Parlamentosu heyeti yapacağı toplantıyı iptal etti. Evet koca Avrupa Parlamentosu heyetinin davranış biçimine ve gerekçesine bakın! Ne oluyor demeden ikinci sahne gösterime giriyor. Bu kez Ankara’yı ziyaret eden İsveç Dışişleri Bakanı Lindh, benzer bir görüntü sergiliyor. İnsan Hakları Derneği’nin ziyaretinden, PKK’ya sempati mesajlarına kadar bir dizi saçmalıklara şahit olunuyor. Evet Türkiye’nin misafiri, Türkiye’de, Türk düşmanı bir örgüte methiyeler düzüyor. Şaşkınlığımız geçmeden bu kez Kanada elçiliği mensuplarının devreye girmesine şahit oluyoruz. Sevgili Emin Çölaşan’ın dediği gibi Kanada nire, Diyarbakır nire? Bitmedi, hemen ardından İsviçre Dışişleri Bakanı Deiss de Ankara’nın konuğu oluyor. Aaaa o da aynı plağı çalıyor ve bildik teraneyi okuyor. Gelir gelmez PKK yandaşları ile kolkola giriyor. Derken son olarak Lüksemburg Dışişleri Bakanı Türkiye’ye geliyor. Sanıyorum o da aynı yolun yolcusu. Teftiş heyetlerini andıran bu güruhun arkasında büyüklerin olduğu da sır değildir. Nitekim Almanya kendini hemen ele verdi. Almanya Dışişleri, Bakanlarının gözaltına alınan belediye başkanları ile alakalı olarak Türk Dışişleri Bakanı Cem’le konuşacağını açıkladı. Benzer eğilimler diğer büyüklerde de gözleniyor. NEYİN GÖSTERGESİ? Peki bu teftiş heyetleri Türkiye’nin Avrupa Birliği’ne adım atmasının doğal tezahürleri mi? Ya da başka bir ifade ile Kopenhag kriterlerine uyumunun test edilmesi mi? Hayır, kesinlikle hayır. Bize göre bu sömürgecilik anlayışı ve belki de sevr özleminin dışa vurumudur. Diyeceksiniz ki artık evrensellik egemen, global değerler var, işte Avusturya örneği ortada. Keşke öyle olsa. Bu heyetlerin hangi birisi Türkiye’deki tafralarını Avusturya’da bu şekilde satabilir? Hem Avusturya’daki adam tescilli faşist. Avusturya örneği Türkiye ile şartlar gereği asla örtüşmez. Hadise karara bağlanan PKK’nın siyasallaştırılması hedefi için harekete geçilmedir. Evet Öcalan’ın idamı için seferber olan Batı, niyetini çok çabuk belli ediyor. Önce Leyla Zana’yı ziyaret ve özgürlük talebi, ardından sıra Öcalan’a gelecek. Sormak lazım bu teftiş heyetine Hasan Celal Güzel diye birinden haberleri var mı? Hayır, hayır, hayır böyle bir rezaleti kabullenmek mümkün değildir. Elbette AB’a girmek için onun kriterlerine, uyacağız ama Duyun-i Umumiye mantığı ile siyasi teftiş kabullenilebilir değildir. Türkiye demokratikleşmesini Avrupa istediği için değil, kendine lazım olduğu için yapacaktır. BAŞBAKAN’IN İSYANI Bu teftiş heyetleri konusunu Başbakan Bülent Ecevit’e sordum. Cevabı gayet net: “Avrupa Birliği PKK’nın siyasallaşması olayında platform olmamalı. Böyle bir şeyi kabullenemeyiz.” Evet Başbakan’ın ifade ettiği gibi Batı, AB olayını maalesef bu çerçevede kullanmak istiyor. Batı’nın daha işin başında takındığı bu tavır Avrupa Birliği maceramızın ne denli dikenli yollarla örülü olduğunu gözler önüne seriyor. İnsan hakları araç değil, amaç olmalı. Maalesef Garp Alemi geride bıraktığımız yüzyılın alışkanlığını terk etmiyor ve Türkiye bağlamında insan haklarını araç olarak kullanmaya devam ediyor...
 
 
 
 
 
 
 
Reklamı Geç
KAPAT