BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Haziran 2018 Cumhurbaşkanlığı ve Meclis

Seçim sonuçlarını görmek için tıklayın.
Anasayfa > Haber > Cumhurbaşkanlığı “oyunları”

Cumhurbaşkanlığı “oyunları”

Amerika’nın temel üstünlüğü, 18. yüzyılda kabul edilen Anayasasının -özellikle yargı-yasama-yürütme erkleri arasındaki biribirlerini kontrol etmek ve dengelemek ilkesinin- hâlâ geçerli olması ve işlemesi! Zaman zaman, yeni ihtiyaçlara göre yapılan değişiklikler ve eklemeler bu temel ilkeyi değiştirmemiş.



Amerika’nın temel üstünlüğü, 18. yüzyılda kabul edilen Anayasasının -özellikle yargı-yasama-yürütme erkleri arasındaki biribirlerini kontrol etmek ve dengelemek ilkesinin- hâlâ geçerli olması ve işlemesi! Zaman zaman, yeni ihtiyaçlara göre yapılan değişiklikler ve eklemeler bu temel ilkeyi değiştirmemiş. Oysa, bizde Anayasa temel ilkeleri ile birlikte sık sık değiştirilmiş. Rahmetli Özal’ın “Anayasa’yı bir kerecik delmek” sözleri de aslında bu temel ilkesizliğin zorlamasından kaynaklanmış... İLKESİZLİĞİN NETİCELERİ Bugün Mayıs’ta yapılacak Cumhurbaşkanlığı seçimleri vesilesi ile de görülüyor; Cumhurbaşkanı’nın görev süresini uzatmak ve de Mesut Yılmaz’ın, politik kolaycılığın veya faydacılığın bir şaheseri olan (nezaket olsun diye “siyasi oyunbazlığın” demiyorum!) Cumhurbaşkanı seçimindeki gizli oy kuralını kaldırmak teklifi, en azından Anayasamızın hâlâ yerli yerine oturmamış olmasının canlı delilleri. Anayasamızın ruhunda ve metninde erklerin biribirlerini dengelemek ve kontrol etmek ilkesi olsa idi ve hep işlese idi, bugünkü durumlara ve sıkıntılara düşmezdik. Eğer partiler ve seçim kanunları tadil edilip, politik hayat sırf köşe dönmek ve kişisel çıkar sağlamak için, atılan ve bunun için de aday “yapılmaktan” politikada kalmaya ve yükselmeye kadar her hususta Genel Başkanların kapı kulu olmak zorunda kalan kişiler yerine, gerçekten kamu hizmeti yapmak isteyen, değerli ve vasıflı gençlerin siyasete girmeleri sağlanabilseydi, bugün Cumhurbaşkanı adayları hususunda sıkıntıya düşülmez ve bugünkü Cumhurbaşkanı’nın süresini uzatmak için “bir defaya mahsus” palyatif çarelere başvurmak zorunda kalınmamış olurdu, Amerika’da ve diğer ülkelerde olduğu gibi memleketin bağrında, değerli adaylar çıkardı. Nihayet, Anayasada Cumhurbaşkanlarının halk tarafından seçilmesi ilkesi bulunmuş olsaydı, Cumhurbaşkanı’nı Meclis’in dar ve politikaya bağımlı ve partizan kadrosu içinden seçmek zorunluluğu da olmazdı. İHTİMALLER KISITLI Bugünkü durumda, ihtimaller ya Sayın Demirel’in süresinin beş yıl daha uzatılmasına veya Mesut Yılmaz veya İsmail Cem’in adaylıklarına indirgenmiş durumda. Bir süredir Mesut Yılmaz ve bir kısım medya, ortaya, önce Demirel alternatifini ileri sürerek, arada kalan zamanda Demirel’i, Faruk Gürler misali harcamak için gergef işliyorlar. Yılmaz’ın “gizli oy” teklifi de Demirel konusunda varılan ilk anlaşmasının altını oymak için yeni bir oyun. Bugünkü durumda; bana “Yılmaz mı, Cem mi?” diye sorarsanız “Tabii Süleyman Demirel” derim. Bazı yazarların ona karşı giriştikleri terbiyeden yoksun saldırıları da tasvip etmiyorum. ANAHTAR MHP Ama Demirel harcanacaksa, (ki demir leblebidir kolay yutulmaz) ve o zaman prensip ilkesi bozulacaksa, herhalde sorun MHP’nin kararında odaklaşacaktır. Daha doğrusu, ne Yılmaz’a ne de Cem’e destek vermeyecek olan MHP kendi adayını ortaya koymak zorunda kalacaktır. Bu aday kim olur? Genel Başkan Devlet Bahçeli, haklı olarak uzun vadeli bir sağduyusu ile, aday olmak istemiyor, çünkü bu, O’nun baş hedefi olan MHP’yi tek başına iktidar yapmak çabalarına engel olur. Fakat MHP içinde çok kıymetli aday adayları var, ilk aklıma gelenler Sadi Somuncuoğlu ve Tunca Toskay... Ama daha Mayıs’a, seçimlere kadar neler olmaz? Ne yeni oyunlar çevrilmez... Dedim ya Türkiye heyecanlar ve sürprizler ülkesi! GÜNÜN FİKİR KIRINTISI “Politikada, politika dilinde, “en son” yoktur!” Benjamin Disraeli “Politik zorunluluklar sonunda siyasi hatalar olur.” Bernard Shaw
 
 
 
 
 
 
 
Reklamı Geç
KAPAT