BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Denizin dibinden gelen sağlık: Yosun

Denizin dibinden gelen sağlık: Yosun

Deniz yosunları yüzyıllardır içerdikleri zengin mineral, protein ve vitaminlerle insanlığın hizmetinde bulunuyor



Ediz Hun’la YEŞİLSAYFA 29 Ekim Cad­. No: 23 Ye­ni­bos­na İS­T. e-ma­il: ediz.hun@tg.com.tr Sevgili okurlar, tatlı sular olarak tanımlanan göl ve nehirlerde yaşayan yosunların (alg’ler) yanında, çeşitli çiçekli bitkilerin de (nilüfer,sazlar) mevcudiyetini biliyoruz. Ancak, denizlerde (tuzlu sularda) sadece alt sınıf bitkiler yaşam için gerekli şartları bulabilmekte ve bunlardan çeşitli yosun cinsleri ve bitki planktonları (Fitoplanktonlar- Tek hücreli mikroskobik canlılar) ağırlıkla bulunmaktadır. SENİNKİ NE RENK... Okyanuslarda bitki planktonları ve Mavi-Yeşil Yosunlar su yüzeyine yakın bölümde (Pelajik Bölüm), milyarlarcası bir arada yaşamakta ve güneşten gelen enerjiyi âdeta bir enerji kollektörü gibi çalışarak kimyasal değişimle besin enerjisine dönüştürmektedirler. Bitki planktonları, besin zincirinin en alt halkasını oluşturmaktadır. Dipte ise (Bentik Bölüm) florayı teşkil eden yosunlar, genelde üçe ayrılmaktadır: - Kırmızı Yosunlar - Yeşil Yosunlar - Kahverengi Yosunlar GENÇLİK İKSİRİ Bu bitkilerin birçok çeşitleri kimya endüstrisinde, tıp alanında insanlığın hizmetine sunulmaktadır. İçerdikleri yüksek seviyedeki protein, mineral ve vitaminlerle sağlıklı beslenmede önemli payları bulunduğu araştırmalar sonucu ortaya çıkmıştır. Japonya’nın Okinawa Adası’nda yaşayan yüz yaşını geçmiş olan insanlarla ilgili yapılan çalışmalarda bu insanların beslenmelerinde deniz ürünlerinin yanında, yosunların da büyük miktarlarda tüketildiği görülmüştür. Bugün bilhassa, Yaşlılık Bilimi olarak adlandırılan “Geriatri“de bu yosunlar başarıyla kullanılmakta, zengin besin elementleriyle, vücudu takviye edici tabletler halinde piyasaya sürülmektedir (Spirulina, Chlorella ve Laminaria gibi). DİKKAT! ÇOĞU ZEHİRLİ Ancak, insan sağlığına faydalı yosunların sayısı sınırlı olup, bazılarının zehirleyici (toksik) etkisi bulunmaktadır. Bu bakımdan gelişigüzel toplanan yosunların besin maddesi olarak kullanılması son derece sakıncalıdır. Bu bitki grupları, diğer taraftan kurutularak, doğal gübre olarak ziraatte başarıyla kullanılmaktadır. Hülasa etmek gerekirse; dünya denizleri barındırdıkları devasa biyolojik kütle ile önümüzdeki birkaç on yıl içinde insanoğluna tükenmeyecek yepyeni ve değişik besin kaynakları sunmaya namzet gözükmektedir. Sizlere sağlıklı ve güzel bir hafta diliyorum. Esen Kalın... CARETTA CARETTALAR ÇOĞALIYOR ‘ZORLU’ YOLCULUK Akdeniz ve Ege bölgelerinin şirin deniz canlıları caretta carettalar aramızda... Mersin’in Silifke ilçesine bağlı Taşucu beldesinde koruma altına alınan 120 yuvanın birindeki yumurtalardan ilk çıkan yavru caretta carettalar gönüllülerin yardımıyla denizle böyle buluştu. Dünya üzerinde 100 milyon yıldan fazla süredir varlıklarını sürdüren ve nesli tükenmekte olan caretta carettaların sayıları, son yıllardaki koruma ve bilinçlendirme çalışmaları sayesinde yeniden çoğalıyor. Örneğin Antalya Belek’de başlatılan proje sonucu önceleri 400 olan yuva sayısının 1260’a ulaştığını bildirdi. Mersin, Muğla ve diğer bölgelerde de benzer artışlar görülüyor... Azap Gölü düştü! Ege Bölgesi’nin Büyük Menderes Nehri ve Bafa Gölü’nden sonra 3. büyük sulak alanı olan Azap Gölü’nde, canlıların ölümüne yol açan kirliliğin önlenmesi için Süleyman Demirel Üniversitesince bilimsel inceleme başlatıldı. Heyet başkanlığını yürüten Eğirdir Su Ürünleri Fakültesinden Yrd. Doç. Dr. Erol Kesici, “Gölü yeşile büründüren mikrosistler yani mavi-yeşil algler aşırı artmış. Bunlar sudaki çözünmüş oksijenin azalmasına veya yok olmasına neden olduklarından yavru balıkların ölmesine yol açmıştır. Dipte ölü canlılar var. Ağır koku oluşuyor” dedi. OKYANUSLARDA ALARM Mikroorganizmaları küresel ısınma vurdu Okyanuslardaki mikroorganizmaların (phytoplanktonlar) sayısı küresel ısınma yüzünden yok olmaya başladı. Nature dergisinde yayımlanan araştırmaya göre, bu canlıların 1899 ile 2008 yılları arasında yüzde 40 oranında azaldığı kaydedildi. Araştırmaya okyanuslardaki büyük yırtıcı balıkların azalması üzerine başladıklarını anlatan bilim adamları, phytoplanktonların yok olmasının, deniz ekosistemi için felaket anlamına geldiğini ifade ettiler. Havyarının kilosu tam 10 bin dolar! Dinozor döneminden kalma Mersin Balığı Dinozor döneminden itibaren yaşamaya başlayan Mersin Balıklarının (Acipenser) nesli tükeniyor. Mersin Balıklarını Koruma ve Yaşatma Derneği Başkanı Yrd. Doç. Serap Ustaoğlu Tırıl, dünyadaki 27 türden 5’nin Türkiye’de yaşadığı Mersin Balığından şu an 60 bin yavrunun tespit edildiğini söyledi. Tırıl, “Havyarı, kilosu 10 bin dolara alıcı bulabilen değerli bir gıdadır. Bu, türün nesli için büyük bir dezavantaj” dedi. Kuzey Yarımkürenin bütün deniz, nehir ve göllerinde yaklaşık 200 milyon yıldır hayatını sürdüren Mersin Balıkları, biyolojik çeşitlilik açısından çok değerli yaşayan fosiller olarak adlandırılıyor. YEŞİL PLATFORM Erenköy’deki çam ağaçları bakımsız > Emre Iscan / İSTANBUL Ediz Bey, bölge sakinleri olarak, Erenköy Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesi Yerleşkesinde bulunan çam korusuna zaman zaman temiz hava almak amacıyla gitmekteyiz. Bahçede bulunan tarihî çam ağaçları bakımsızlıktan ve ağaç gövdelerini zararlı sarmaşık sarması nedeniyle günden güne kurumakta. Maalesef bu tarihî koruya Kadıköy Belediyesi tarafından yıllardır hiçbir kalıcı peyzaj düzenlemesi ve peyzaj revizyonu yapılmadı. Ağaçların durumunu yerinde gördüğünüzde bizimle aynı fikirde olacağınıza eminiz. Saygılarımla bilgilerinize sunarım. Yaralı leyleklere belediye şefkati > Cüneyt Bitikçioğlu / İSTANBUL Şu günlerde İstanbul semalarında leylek göçlerini sıkça görmekteyiz. Bu sevimli konuklarımızdan bir kısmı kentimizi beğenip mola veriyor... Büyükçekmece’de yaralı halde bulunan 13 leylek, belediye tarafından tedavi edildikten sonra doğaya salındı. Belediye veterinerleri tarafından koruma altına alınan leylekler, tedavileri tamamlandıktan sonra göç zamanının gelmesiyle sıcak ülkelere kanat çırptı. Büyükçekmece Belediye Başkanı Dr. Hasan Akgün, “Belediye olarak sahipsiz ve yaralı hayvanlara sahip çıkmaya devam edeceğiz” dedi. AĞAÇ VE UYGARLIK Yeter uyuduğun asırlar boyu, Aç artık şu gözlerini, haydi aç! Yağıyorken bunca yağmur, bunca kar, Ah! Şu yamaçlar hâlâ niçin kıraç? Tan yeri ağardı, kalkma zamanı, Biliyor musun zamanı, saat kaç? Kazma bir el, yamaç seni bekliyor. Toprağı sür, belle, bir bir hendek aç. Asırlar ötesindeydi bu hüzün, Çölleşen Orta Asya’daydı şu yamaç! Yıktığın bırak, hani diktiğin ağaç? Bastığın toprak, hâlâ niçin kıraç? Kuşlar şarkı söyler hüzünden ırak, Yeşile durduğu gün karşı yamaç... Ölçü; diyorsan, gökdeleni bırak, Uygarlık timsali dikilen ağaç!... > Mehmet Erol (Emekli Öğretmen)/DENİZLİ
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT