BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > MܒMİN OĞUL müşrik babaya karşı

MܒMİN OĞUL müşrik babaya karşı

Bedir Savaşı’nda Mekkeli müşriklerin safında yer alan babasıyla karşı karşıya gelen Ebu Ubeyde bin Cerrah hazretleri, onu alt etmeyi başarır ve öldürür



“İman edip salih ameller işleyen kimseler için mağfiret ve bol rızık vardır’” [Hac Suresi / 50] EBÛ UBEYDE BİN CERRAH “radıyallahü anh” -1- CENNETLE MÜJDELENEN 10 SAHABÎDEN BİRİ... Bedir Savaşı’nda Mekkeli müşriklerin safında yer alan babasıyla karşı karşıya gelen Ebu Ubeyde bin Cerrah hazretleri, onu alt etmeyi başarır ve öldürür > M. Emin ARVAS emin.arvas@tgrt.com.tr Efendimiz aleyhisselâmın cennetle müjdelendiğini buyurduğu on kişiden biri olan Ebu Ubeyde bin Cerrah hazretleri, peygamberlerden sonra insanların en üstünü olan Hazret-i Ebu Bekir’in yakın dostlarından biridir. Mert, sözünün eri, cömert bir yapısı vardır onun... İşte iyi insanlarla birlikte bulunmayı sürekli emreden Sevgili Peygamberimizin ve onun yolunda olan evliya-i kiramın, bu nasihatinin en büyük örneklerinden biridir hazret-i Ebu Ubeyde. Çünkü o Hazret-i Ebu Bekr’le arkadaştır. O Hazret-i Ebu Bekr ki, Efendimiz aleyhisselâm, kalbindeki bütün hikmetleri onun kalbine akıtmıştır. Ve o Hazret-i Ebu Bekr ki , Efendimiz aleyhisselâmın ümmetine olan merhametinden en büyük payı almış ve; “Ya Rabbi, sen Allah’sın. Kur’an-ı kerimde, (Allah, verdiği sözden dönmez) buyuruluyor. Sen öyle takdir ettin ki, Cenneti de, Cehennemi de insanlarla dolduracaksın. Cehennem insanlarla dolacağına göre, benim vücudumu öyle büyüt ki, Cehennemi ben doldurayım, başka kimse girmesin” diye dua buyurmuştur. İşte bu eşsiz duanın sahibi olan Hazret-i Ebu Bekr, bu yüksek merhameti icabı, Resullullahın sohbeti bereketi ile yakinen bildiği Cehennemden bir kişiyi daha nasıl kurtarırım, nasıl Müslüman olmasına vesile olabilirim diye çırpınmaktadır gece gündüz... HABEŞİSTAN’A HİCRET İşte Hazret-i Ebu Bekr’in hidayetine vesile olduklarından biridir Ebu Ubeyde bin Cerrah hazretleri. Kelimelerin kifayetsiz kaldığı bir kıyasla, küfrün en aşağı derecelerinden, peygamberlerden sonra insanların en üstünleri olan Eshab-ı kiram olmak ve onun da ötesinde Cennetle müjdelenen 10 kişiden biri olmak... Bu büyük sahabi imana geldiğinde 31 yaşındadır. O iman ettikten sonra canını, malını ve bütün her şeyini Allah yolunda feda edecek bir sahabi olmuştur... Müslüman olduktan sonra büyük işkencelere maruz kalan bu sahabi de, Efendimiz aleyhisselâmın emriyle Habeşistan’a hicret edenler arasındadır... Ebu Ubeyde bin Cerrah hazretleri de, gönlünü bırakıp Mekke’de Efendimiz aleyhisselâmda, Habeşistan’a hicret eder. Evet... Habeşistan’da rahattırlar. “Adil hükümdar”ın, Necaşi’nin ülkesinde Mekke’de gördükleri işkencelerin tersine bedenleri rahattır. Fakat Resulullahtan ayrı kalmak, için için yakmaktadır bütün Sahabe-i kiramı ve Ebu Ubeyde bin Cerrah hazretlerini... Nihayet Efendimiz aleyhisselâmın Medine’ye hicretleriyle onlar da Habeşistan’dan ayrılıp Medine’ye gelirler ve kavuşurlar gönüllerin sultanına... Efendimiz aleyhisselam muhacirlerden her birini Medine’deki Ensardan biriyle kardeş yaparlar. Ebu Ubeyde bin Cerrah hazretlerini de hazreti Sa’ad bin Muaz’la kardeş yaparlar ki, bu bütün kardeşliklerin ötesinde olan mümin kardeşliğidir.. Ve geçer günler... Mekkeli müşrikler, küçümsedikleri, hayat hakkı tanımadıkları mazlum müminleri ellerinden kaçırdıkları için pek bir öfkelidirler... Uzun zaman hazırlık yaparlar savaş için... MÜŞRİKLERLE İLK SAVAŞ Bir süre sonra vakit gelip çatmış, mağrur zalim ve küstah Mekkeli müşrikler, Bedir Savaşı için yola çıkmışlardır. Ve savaş başlar... Mekkeli müşriklerle müminler arasında çok çetin muharebeler yaşanmaktadır. Ebu Ubeyde bin Cerrah hazretleri, muazzam kahramanlıklar göstermeye devam ettiği bu savaşta, çok özel bir durumla karşı karşıya kalır... Çünkü savaşın en sıcak anlarından birinde, Ebu Ubeyde hazretleri azılı bir müşrik olan babasıyla karşılaşır. Eshâb-ı kiramın imanı elbette ki kimselere nasip olmayacak kadar kavîdir... Ve dahi onlar Efendimiz aleyhisselâmın: “İmanın esâsı ve en kuvvetli alameti, hubb-i fillah, buğd-i fillah, yani Allah için sevgi, Allah için buğzdur” hadis-i şerifini en iyi bilenlerdir. Ve o Eshab-ı kiram ki Resulullahın daha birinci sohbetinde öyle yüksek bir imana ve derecelere kavuşmuşlardır ki, sonra gelenler asla onlar gibi olamazlar. Hazret-i Ebu Ubeyde büyük bir sahabidir. Ve Allahü teâlâ feth suresi 29 ayet-i kerimesinde bütün sahabileri şöyle meth buyurmaktadır: “Kafirlere gadap ederler, birbirlerine karşı merhametlidirler.” EN BÜYÜK MÜJDE İşte Ebu Ubeyde bin Cerrah hazretleri, babası olan bu Allah ve Resulullah düşmanıyla karşılaşmıştır. Öyle kinlidir ki babası, dehşetli bir saldırıya geçer oğluna karşı... Hazret-i Ebu Ubeyde, Resullullahın ve Yaratanın aşkıyla kendisinden geçer gibi savaşmaktadır. Nihayet, bu zalim kafiri alt etmeyi başarır. Onu öldürür... Efendimiz aleyhisselâm hazret-i Ebu Ubeyde bin Cerrah’ın bu kahramanlığı karşısında pek bir sevinirler. Ve bu hadise üzerine âlemlerin Rabbi ve her şeyi yoktan var eden Allahü teâlâ Mücadele sûresi 22. ayet-i kerimesini gönderir. Âyet-i kerimede mealen şöyle buyurmaktadır Cenâb-ı Hak: “Allahü teâlâya ve kıyamet gününe iman edenler, Allahü teâlânın düşmanlarını sevmezler. O kafirler ve münafıklar, müminlerin anaları, babaları, oğulları, kardeşleri ve başka yakınları olsa da, bunları sevmezler. Böyle olan mü’minleri Cennete koyacağım.” SEVGİLİ PEYGAMBERİMİZ Sallallahü aleyhi ve sellem O’nun en büyük mucizesi Kur’an-ı kerimdir Muhammed aleyhisselâm kimseden bir şey okumamış, öğrenmemiş, hiç yazı yazmamış iken ve seyahat etmeyen ve geçmişlerden ve etraftakilerden haberi olmayan insanlar arasında hasıl olmuş iken, Tevratta ve İncilde ve bütün başka kitaplarda yazılı şeyleri bildirdi. Geçmişlerin hallerinden haber verdi. Her dinden her meslekten ileri gelenlerin hepsini huccet ve burhânlar (kesin deliller) söyleyerek susturdu. En büyük mucize olarak Kur’an-ı kerîmi ortaya koydu ki, altı bin iki yüz otuz altı ayetinden biri gibi söyleyemezsiniz diye meydan okuduğu halde, kimse, bin dört yüz seneden beri, dünyanın her tarafında bütün islâm düşmanları el ele vererek, mallar, servetler dökerek uğraştıkları halde söyleyemedi. Hele o devirde, Araplar şiir, edebiyat, fesahat ve belagatta son derece ileri oldukları halde, Kur’an-ı kerîm karşısında, bir şey söyleyemediler. Kur’an-ı kerîme böyle galebe çalamayınca çokları insafa gelip Müslüman oldu. HADİS-İ ŞERİF “Her ümmetin bir emîni vardır. Bu ümmetin emîni Ebû Ubeyde’dir.” İFTAR LEZZETİ GÜLLAÇ Malzemeler: > 10-11 güllaç yufkası > 2.5 litre süt > 750 gr toz şeker > 1 paket şekerli vanilin > Nar taneleri > Dövülmüş ceviz, fındık içi veya antep fıstığı > Gülsuyu Hazırlanışı: Süt ve şekeri kaynatın. Vanilini ekleyip ılıtın. Bir güllaç yaprağını parlak kısmı yukarı gelecek şekilde tepsiye serin. Üzerine bir kepçe ılınmış sütten gezdirin. Diğer yaprağı bunun üzerine koyup tekrar süt gezdirin. Bu işlemi tüm yapraklar bitene kadar tekrarlayın. Kalan sütü en üstteki yaprağın üzerine dökün (Süt fazla gelir diye merak etmeyin, yapraklar çok fazla süt çekiyor). Tepsiyi buzdolabında 1.5 saat kadar bekletin. (İsteyen, güllacı hazırlarken yufkaların ortasına, yani beşinci yufka ile altıncı yufkanın arasına bir miktar dövülmüş ceviz veya fındık koyabilir). Servisten önce üzerini nar taneleri ve dövülmüş ceviz (veya antepfıstığı) ile süsleyin. Servis sırasında isteyen, biraz gülsüyü ilave ederek gülacına ayrı bir lezzet katabilir. RAMAZAN NÜKTESİ Fitneden korunmak için Fitneden korunmak için, “Allahümme innî eûzü-bike min azâbil-kabri ve min azâbinnâr ve min fitnetil mahyâ velmemâti ve min fitnetil Mesîhiddeccâl” duâsı okunmalıdır. Resûlullahın, “Allahümme innî es’elü-ke fiilel hayrât ve terkelmünkerât ve hubbel-mesâkin ve izâ eredte fitneten fî kavmî fe-teveffenî gayre meftûn” duâsını okuduğunu imam-ı Muhammed bildiriyor. Bu duâ, (Yâ Rabbî! Bana hayrlı işler yapmak, çirkin şeyleri terk etmek ve fakirleri sevmek nasip eyle! Kavmim arasında fitne çıkarmak istediğin zaman, fitneye karışmadan canımı al!) demektir. AHİ ÇELEBİ CAMİİ SEYAHATNAMENİN İLK DURAĞI Eminönü sahilinde, bugün İstanbul Ticaret Üniversitesinin hemen bitişiğinde yer alan Ahi Çelebi Camii, İstanbul’un en eski camilerinden biridir. Hekimbaşı Ahi Çelebi’nin kendi adına yaptırdığı cami, üç sene önce restore edilerek yeniden ibadete açılmıştı. Bina, bânisi olan bir “Çelebi” ile zikredilir ama başka bir “Çelebi” ile anılır. Evliya Çelebi, “Seyahatname” adlı ünlü eserine, rüyasında Ahi Çelebi Camii’nde görmesiyle başlar. Caminin içinde rüyasında Peygamber Efendimizi gören Evliya Çelebi, heyecanlanınca “Şefaat ya Resulallah” yerine yanlışlıkla “Seyahat ya Resulallah” der. Sevgili Peygamberimiz de Çelebi’ye seyahat etmesini, gördüğü yerleri yazmasını tavsiye eder. Çelebi de bu rüyanın ardından seyahatlerine başlar. Ve geçmişimize dair önemli ipuçları veren abide bir eser çıkar ortaya...
 
 
  • Piyasalar

    Fark %
  • 90832
    % 0.05
  • 5.8671
    % -0.2
  • 6.5773
    % -0.17
  • 7.3852
    % -0.21
  • 252.375
    % -0.81
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT