BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > TABiATTAKi DENGE hayranlık uyandırıyor

TABiATTAKi DENGE hayranlık uyandırıyor

Güneş ışığıyla büyüyen bir ağacın yaprağını tırtıl, tırtılı bir örümcek, örümceği bir fare, fareyi de ölünce ayrıştırıcılar parçalar. Böylece doğadaki enerji akımı sağlanmış olur...



GÜNEŞ BAŞROLDE Besin zincirinin başını oluşturan güneşle birlikte tüm canlılar birbirlerinin beslenmesinde etkili olurlar. Sevgili okurlar, bugün size dünyamızdaki hayatın devamı açısından çok önemli olan canlılar arasındaki etkileşimi, besin ve enerji ilişkilerini anlatmak istiyorum. Ekosistemlerde çeşitli canlılar besin ihtiyaçlarını farklı yöntemlerle sağlarlar. Bunlardan biri, hücrelerinde klorofil olan yeşil bitkilerin “Fotosentez“ olayı ile güneş enerjisini, kimyasal enerjiye çevirmesidir. Bu şekilde üretilen karbonhidrat gibi organik maddeler, tüm canlılar için çok önemli bir besin kaynağı teşkil eder. Besin sağlanmasının diğer yolu da, üretilen bu maddelerin organizmalar tarafından sırasıyla ve yapısının değiştirilerek kullanılmasıdır. Canlılar arasındaki besin alışverişi bu şekilde durmaksızın devam eder. Fotosentezle bitkiler karbondioksit (CO2) alıp, bize oksijen (O2) nimeti sağlarlar. BİTKİLERİN BÜYÜK HİZMETİ Özetlemek gerekirse; bitkilerin ürettiği besin enerjisi beslenme yoluyla bir canlıdan diğerine, zincirleme olarak geçer. Bu geçiş sırasında bitkiyi oluşturan maddeler, onları yiyen hayvanların vücutlarına aktarılır. Yaşam için gerekli enerji böylece sağlanmış olur. Bu olaya “Beslenme Zinciri“ adı verilir. Çeşitli bitkiler, otçul ve etçil hayvanlar, bu besin zincirinin birbirini izleyen halkalarını oluştururlar. Denge içindeki bir ekosistemde, türlerin ekolojik görevleri birbirlerini tamamlayıcı nitelikte devam eder. KİM NE İLE BESLENİYOR? Dünyamızda yaşamını sürdüren tüm canlıları, beslenme ilişkileri açısından aşağıdaki şekilde sıralayabiliriz: > Üreticiler ( Tek hücreliden-Çok hücreliye kadar tüm bitkiler): CO2 (Karbondioksit) ve suyla (H2O) organik madde ürettikleri gibi, aynı zamanda oksijen de üretmiş oluyorlar. > Tüketiciler: - Bitki Yiyenler-Birincil Tüketiciler (HERBİVOR): Tavşan, sincap, zürafa, fil, geyik ve ipek böceği gibi. - Et Yiyenler-İkincil Tüketiciler (CARNİVOR): Yılan, aslan, kaplan, kartal, kurt, tilki gibi. - Et ve Bitkisel Besin Tüketenler (OMNİVOR): Ayı, maymun, karga, martı gibi. Canlı türlerin bu şekilde değişik beslenme ilişkilerine sahip bulunması, ekosistemlerin besin dengesinin ve biyolojik çeşitliliğin devamı açısından son derece önemlidir. > Ayrıştırıcılar (Decomposer) Bazı canlılar ölü organizmaları ayrıştırarak, besin ve enerjilerini sağlarlar. Bir kısmı hayvansal organizmalardır (Saprozoo). Çoğunluğu ise bitkisel kökenlidir Büyük bölümü mikroskobik mantar ve bakteri gibi canlılardır. Bunlara “Saprofit” adı verilir. Ayrıştırıcıların sistemdeki rolü çok önemlidir. Ölü dokuların enerjiye dönüştürülmesi, ayrıca azot ve fosfor gibi önemli kimyasalların, mikroorganizmalar tarafından oluşturulması hayat döngüsünü devam ettirir. Ayrıştırma olayı sonucunda, bitki ve hayvan hücrelerinin yapısındaki kimyasal maddeler doğaya geri dönmüş olur. Böylece üreticilerden ayrıştırıcılara kadar beslenme yoluyla bir enerji akımı meydana gelir. TIRTILIN BİLE YİYECEĞİ HAZIR Örnek vermek gerekirse; güneş ışığıyla büyüyen bir ağacın yaprağını yiyen tırtıl, besin maddesi gereksinimini karşılar. Tırtılı bir örümcek, örümceği bir fare, fareyi de ölünce ayrıştırıcılar parçalar. Böylece enerji akımı sağlanmış olur. Her canlı, yaşamını sürdürebilmek için enerji gereksinimi duyar. Biyolojik Sentez‘in oluşması için en başta güneş enerjisi gereklidir. Güneşle başlayan hayat serüveni, onun sayesinde oluşan organik besinlerle döngüsünü devam ettirir. Bilindiği üzere her madde, atom ve moleküllerden oluşmaktadır. Atom çekirdeğinde ve onu saran elektronlarda elektriksel enerji vardır. İşte, canlılar karbonhidrat, yağ ve protein türünden organik besin maddelerini tüketerek, bu enerjiyi bünyelerine alır ve yaşamlarını sürdürürler. İNSAN SİSTEMİ BOZUYOR Sevgili okurlar, görüldüğü gibi, doğada olağanüstü bir enerji akımı durmaksızın devam etmektedir. İnsan eliyle meydana gelen bilinçsiz davranışlar, milyonlarca yıldır süregelen bu denge sistemini olumsuz etkilemekte, doğa tahribatına ve günümüzde iklimsel değişikliklere yol açmaktadır. Hepimiz, aklıselim sahibi bireyler olarak el ele vermeliyiz. Çünkü tabiatın en üstün varlığı olan insan, her şeyin en iyisine layıktır. Hepinize mutlu ve sağlıklı bir hafta diliyorum. Esen kalın. CAN SUYUMUZU KESİYORLAR! Doğu Karadeniz’de yapılan HES’lerden dere yatağına yeteri kadar su bırakılmaması halinde bölgedeki sucul yaşam ve endemik türlerin yok olacağı belirtiliyor. Çevreci örgütler, Rize’nin Güneysu ve İkizdere ilçelerinde deneme üretimine başlayan HES’lerden yatağa vaat edildiği miktarda “can suyu” bırakılmadığını, hatta suyun gece tamamen kesildiğini öne sürerek, tepki gösteriyor. Derelerin Kardeşliği Platformu Dönem Sözcüsü Ömer Şan, “HES’lere milyonlarca dolarlık yatırım yapıldığı söyleniyor. Peki yok olan bir alabalık türünün yeniden üretilebilmesi kaç milyon dolarla mümkündür?” şeklinde tepkisini dile getirdi. YEŞİL PLATFORM Lavanka kokulu Ege temiz kalsın > Psikolog Suna Akgün (Toplumsal Etik Derneği Başkan Yardımcısı) / İZMİR Sayın Ediz Hun, çevre için verdiğiniz mücadele ve insan sağlığı için doğanın korunmasında hümanist yaklaşımlarınız övgüye değer. Ailemle her yıl, yaz aylarında Seferihisar’da oluyoruz. Pırıl pırıl denizi, iyot ve oksijeni, lavanta ve kekik kokuları içinde yaptığımız yürüyüşlerimizle bize sağlık sunuyor. Temmuz’dan itibaren sıcak ve nemden sonra Ege Denizi birçok kimsenin istediği dalgasız ve ılık bir deniz haline geldi. Ancak temizliğinden eser kalmadı. Sık sık yakın çevreden gemilerin belki de gece bıraktığı pislikler denizimizi kirletiyor. Minerallerinden ve faydalı yosunlarından yararlanmak için girdiğimiz o güzel denizi kimsenin bu kadar şuursuzca kirletme hakkı yoktur. Bu konuya da köşenizde yer vereceğinizi umarak saygı ve sevgilerimizi sunuyor, iyi tatiller diliyoruz. Alabalık çiftlikleri balıkları yok ediyor > Kâşif Vahdet Dirim / TOKAT Tabiat adına avcılığı bıraktım sadece ara sıra olta balıkçılığı yapıyorum. Havuzlarda, derelerde, göllerde, yapılan alabalık yetiştiriciliğinin uygulandığı sudaki balık çeşitliliğini yok ettiğine şahit oluyoruz. Kazalar sonucunda kafeslerdeki alabalıklar ortama karışıyor diğer balık türlerinin yavru ve yumurtasıyla beslenip o türün yok olmasına sebep oluyor. CEVAP: Sayın Dirim, sözünü ettiğiniz alabalıklar (Çoğunlukla Gökkuşağı-Salmo trutta cinsi) çok hızlı akan, bol oksijenli ve sıcaklığı her daim 15 C derecenin altında bulunan sularda yaşayabilir. Mercan Balığı veya diğer mevcut balık türlerinin yok olması durumu; su azalması sonucu suda çözülmüş oksijen yetersizliği, ısı artması, kanalizasyon atıkları ve en önemli faktör olarak da ortama yabancı balık türlerinin bırakılması (Özellikle yırtıcı bir tür olan Tatlı Su Levreği-Perca fluviatilis) gibi insan eliyle yapılan veya kuraklık nedeniyle oluşan yanlışlıklar sebebiyle ortaya çıkmaktadır. Çiftliklerden kaçabilen alabalıkların yeni ortamlarda, bilhassa durgun ova göllerinde yaşamaları mümkün değildir. Selamlarımla... Seferihisar orkinos çiftliği istemiyor Türkiye’nin ilk ve tek “Cittaslow” (Sakin şehir) unvanlı ilçesi Seferihisar ve Urla açıklarına yapılması planlanan orkinos balık çiftlikleri ile mücadele devam ediyor. Seferihisar Belediyesi ve sivil toplum kuruluşlarının katılımıyla gerçekleştirilen eyleme 200 kişilik bisiklet grubu, sanatçılar, yazlıkçılar ve turistler katıldı. Belediye Başkanı Tunç Soyer, “Pırıl pırıl denizlerimizi bizden sonraki nesle de pırıl pırıl bırakmaya kararlıyız” dedi. > Sevil Ege İZMİR İHA
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT