BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > İran’ı anlamak!

İran’ı anlamak!

İran’da yapılan son parlamento seçimlerinden sonra; yazılanlar, konuşulanlar ve söylenenleri dikkatle izliyoruz...



İran’da yapılan son parlamento seçimlerinden sonra; yazılanlar, konuşulanlar ve söylenenleri dikkatle izliyoruz... Hatemi’nin %73 gibi bir çoğunlukla yönetimi eline geçirmesi çok kimseyi rahatlatmıştır. Meseleyi Fars milliyetçiliğinden soyutlayarak sadece saç, baş açmak ve makyaj yapmaya irca etmeye çalışan “Sığ zihniyet”e gülüp geçmek gerekir. İki bin yıllık bir medeniyete ve İslâmiyet sonrasında da Şia inancına sahip bir ülke ve toplumun değerlendirilmesi, bu dar kalıplar içerisinde yapılmamalıdır. “Kisra”lardan “Şah”lara ve “Şah”lardan da “Molla”lara kadar uzanan bir devlet felsefesi ve devlet geleneğini, kılık kıyafet uyarlamalarına hapsederek değerlendirmeye devam ettiğimiz müddetçe; bu yanılgı sürüp gidecektir. Değişim her toplum için kaçınılmaz bir süreçtir. Ancak şekildeki bu değişimi, muhteva ile karıştırmamak gerekir. Özellikle de İran için bu değişimde muhteva; şeklin çok ilerisinde ve derininde etkiler taşır. Şah Pehlevi döneminin İran’ına göz atılacak olursa, o dönemdeki Batı ve özellikle Amerikan hayranlığının kısa sürede nasıl bir düşmanlığa dönüştüğü kolayca görülür. 1970’li yıllarda İran Harb Okulu öğrencilerinin son sınıflarını ABD’de okudukları, bütün silâhlı kuvvetlerin o dönemde ABD standartlarını hedef aldıkları unutulmamalıdır. Bütün bu Batıya dönük çalışmalardan sonra yine Batı desteğindeki “Humeyni İhtilâli”nin önlenmesi mümkün olamamıştır. Demek ki şekil ve zarf yeterli değildir, muhteva ve mazrufa bakmak gerekir. Kanaatimizce bizdeki kalem erbabı ve siyasetçilerimizin düştüğü hata buradadır. İfrat ve tefrit arasına gidip gelen bizler; sağlıklı değerlendirmeler yerine duygusal çerçeveler çizmeye bayılıyoruz. Bu yüzden de yanılgının birinden, diğerine düşüp durmaktayız. İran’ı iyi anlamak için İran’ın devlet felsefesini bilmek gerekir. Bu felsefenin temelini oluşturan Şia inancını analiz etmeden İran hakkında hükümler vermek bizleri yanlışa sevkedebilir. Diğer bir konu da İran’ın etnik yapısı ile ilgilidir. Evet Şia inancının şekillendirdiği bir toplumun mevcudiyeti doğrudur. Ancak Türk, Fars ve hatta Sünni toplulukların da olduğu hatırdan çıkartılmamalıdır. Bu arada dil benzerlikleri de dikkate alındığında; İran’da Türkiye açısından mevcut olan müzahir grupların incitilmemesi gereği daha da iyi anlaşılacaktır. Bazı siyasilerimizin palalarını sıyırıp, şuursuz şekilde sallamalarının etkileri iyi düşünülmelidir. Medya mensuplarının görüş ve düşüncelerini açıklamaları “indî ve sathî” olsa da pek bir mânâ ifade etmeyebilir. Siyasi karar mercileri için durum zannedildiği gibi siyah-beyaz değildir. Gri noktalar için biraz kafa yorulmalıdır. “Bu kadar zahmete değer mi?” derseniz, “Evet değer ve gerekir” de deriz. Çünkü İran; Kafkaslar, Azerbaycan ve Merkezi Asya’ya açılan kapımızdır. Bu kapının bağnaz politikacılar tarafından kapatılmasına müsaade edilmemelidir!..
 
 
 
 
 
 
 
Reklamı Geç
KAPAT