BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Bunalımın kırk yüzü

Bunalımın kırk yüzü

Siz de bunalır mısınız kötü Yeşilçam filmlerinden, yandan önden poz veren ve makyajı sırıtan kadın çehrelerinden. İç çamaşırı ve benzeri daha bazı gereçlerin reklamlarından?



Siz de bunalır mısınız kötü Yeşilçam filmlerinden, yandan önden poz veren ve makyajı sırıtan kadın çehrelerinden. İç çamaşırı ve benzeri daha bazı gereçlerin reklamlarından? Hep aynı kitapların elden ele gezmesinden, hep aynı yazarların gündemde tutulmasından? Hep aynı şarkıları ve şarkıcıları dinlemekten, hep aynı yüzleri görmekten siz de bunalır mısınız? Estetik ameliyatlarla şurasını burasını düzelttirenlerin sözü edilmesinden, ter kokusundan, korna sesinden, apartman kavgalarından, büyük marketlerin ortalık yerlerinde birşeyler yemekten siz de bunalır mısınız? Arka arkaya doktora gitmekten, sevmediklerinizle olmadık rastlantılardan, sevmediklerinize selam vermek mecburiyetinden, aşırı övülmekten, gereksiz yermelerden ve eleştirilerden siz de bunalır mısınız? Siz de bunalır mısınız, yağmur kasvetinden, kış karanlığından, durak kalabalıklarından, televizyonda altıncı, onuncu senesini tamamlayan yarışmalardan ve dizilerden, her programda yemek hazırlayan aşçıların tükürüklerini saça saça, tüylü elleriyle tavaya et dizmelerinden, birşeyleri una, yumurtaya bulamalarından... Siz de bunalır mısınız, uzun gecelerden, yapraksız ağaçlardan, parksız, topraksız mahallelerden, hastane, bürokrasi kuyruklarında beklemekten, halkı azarlayan memurların gülmez yüzlerinden, durmadan mal varlığından ve yeteneğinden bahsedenlerden... Oyun havalarına dayanamayıp sürekli oynayan insanlardan, aklını değil gövdesini kullananlardan, en ciddi gibi görünen işlerde bile gövdenin, özellikle kadın gövdesinin daima ve ehemmiyetle ön planda duruşundan, kadınbudu köfte, lahmacun reklamlarından... Siz de bunalır mısınız? Siz de bunalır mısınız trafik kargaşasından, arabalardan el kol işareti yapan, beddua okuyanlardan, onuncu yirminci katlardaki ya da yerin altındaki davetlere katılmaktan, asansördeyken cereyan kesilmesinden, İstanbul’un topluca katledilmiş semtlerinde dolaşmaktan... Kolay değil, İstanbul bu...İstanbul demek, çıfıt çarşısı demektir. Siz de bunalır mısınız kapalı kutulardan, metro ve tramvay gibi toplu taşıma araçlarında yolculuk etmekten, yürüyen merdivenlerden, lodos fırtınasından.. Yapmacık sözlerden, sahte ilişkilerden, yalan dostluklardan, sizi yönlendirmek isteyenlerden, sizi kendi partisine mal etmeye çabalayanlardan, oldu bittiye getirilmekten, çıkar hesaplarının arasında kalmaktan, siz de bunalır mısınız? Çağ sıkışık, çağ daracık, çağ bir hazır giyim, siz ona değil o size hükmediyor, giydiryor, çıkartıyor. O yüzden cenderelerdeyim. Kendi aklımı kullanamamaktır korkum ve kaygım. Kendi yüreğimle düşünememek... Hazır reçeteler tavsiyeler arasında bulurum kendimi... “Beni kullan, beni at, beni sakla!” der o reçeteler. Kendi aklımı kullanmama izin yoktur. Siz de bunalır mısınız yönlendirilmekten, kullanılmaktan? Bunalımın kırk yüzüdür bu, isterseniz sekize, ona katlayın. Dahası, dahası vardır. Siz de bunalır mısınız siyasetin değişmez çarklarından, sen ben kavgalarından?
 
 
 
 
 
 
 
Reklamı Geç
KAPAT