BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > “Şehitlerin Efendisi” olmaya giden yol...

“Şehitlerin Efendisi” olmaya giden yol...

Hazreti Hamza korkusuzca Vahşi’nin üzerine yürür. Fakat takdiri ilahi, ayağı bir çukura takılır ve sırtüstü düşer. Karnındaki zırhı açılmıştır. Vahşi, fırsatı kaçırmaz ve Hazreti Hamza’yı şehid eder...



ALLAH, faiz malını mahveder, sadakaları ise artırır (bereketlendirir). Allah hiçbir günahkâr nankörü sevmez. (Bakara / 276) > M. Emin ARVAS emin.arvas@tgrt.com.tr Seyyid-üş Şüheda HAZRET-İ HAMZA “radıyallahü anh” Evet, Hazret-i Hamza’nın “radıyallahü anh” Müslüman olmasıyla, müminler kuvvet bulmuş, kâfirlerin işkenceleri ve zulümleri bir nebze olsun hafiflemiştir. Hazret-i Ömer, Efendimiz aleyhisselâmın yanına iman etmek için geldiğinde, bunu bilmeyen ve en önde Efendimiz aleyhisselâmı korumak için Ömer’e meydan okuyan da odur, Harem-i şerifte kılınacak ilk namaz için kâfirlerin arasında yürüyen ve iki saf olan müminlerin bir safının başında yine o vardır. Bir zaman sonra hicret edilen Medine’de ise Efendimiz aleyhisselâm Hazret-i Hamza’yı Zeyd bin Haris ile kardeş yaparlar. Müminler Medine’de de rahat bırakılmazlar müşrikler tarafından ve bir müddet sonra Bedir Savaşı için iki ordu karşı karşıya gelir. Fakat âdet olduğu üzre, önce üçer kişi çıkacaktır meydana ve dövüşeceklerdir.. Müşrik ordusundan üç kişi atılır hemen meydana. Bunlar, alçak Utbe, kardeşi Şeybe ve oğlu Velid’dir ki, en azılıları ve kötülerindendir kureyşin. Hemen er dilerler müminlerden: “Kim bizimle çarpışır!..” Müminlerden üç kişi çıkınca meydana, o müşrikler bütün kibirleri ile ecel kâğıtlarını imzalayan şu bedbaht cümleyi sarf ederler: “Biz kendi çapımızda olanlarla karşılaşmak isteriz. Abdülmuttalip oğullarından cengaverler çıksın karşımıza!” derler.. Efendimiz aleyhisselamın emriyle geri dönenlerin yerine, Hazreti Hamza, Allahın Aslanı Hazreti Ali ve Hazreti Ubeyde meydana yürürler.. O kâfirler bu büyük kahramanların meydana geldiğini görünce, az önce ettikleri lafın büyüklüğü tıkanır kalır boğazlarında.. Bir korku düşer ki kalplerine tereddüt içerisinde beklerken onlar, üç büyük cihangir, üzerlerine yürür kâfirlerin.. O az önce kibirle yürüyüp er dileyen Utbe ve Velid ne olduğunu anlamadan can verirler.. Çünkü Hazreti Hamza ve Hazreti Ali’nin yaptıkları ilk ve son hamlede canları cehennemi boylamışdır.. Hazreti Ubeyde ve Şeybe birbirlerini yaralarlar. Hazreti Hamza ve Hazreti Ali o kâfiri de öldürüp Ubeyde’yi, Efendimize getirirler. Karşılıklı başlayan hücumla birbirine girer ordular.. Eshâb-ı kiram kendinden geçmiş hâlde düşünmeden girerler müşriklerin böğrüne... Hazreti Hamza iki kılıçla çarpışmaktadır. İmanın verdiği bu kuvvet, cesaret ve mertlik her bir Sahabe-i kiramda vücud bulmuş, mağrur müşrikler bir zaman sonra sersefil bir şekilde yolunu tutmuşlardır Mekke’nin... *** Bir yıl, müşrikler için bitmeyen bir zaman dilimi, dinmeyen bir kin, uslanmayan bir akılsızlık; insafa gelecekleri yerde küfür çukurlarında daha derinlere battıkları bir zaman olmuştur... Her hücrelerini intikâm bürüyen Mekkeliler, bir yıl sonra Uhud’a gelirler. Ve fecr vakti olunca, Resullullahla Eshabı, Uhud Dağına gelirler.. Bu arada, bir Ezan-ı Muhammedi okunur ki o çölde, herkes mest olur. Her zerreden tesbih sesleri yükselir âdeta... Hele okuyan Habeşli Hazreti Bilal olunca.. Evet, Allah ve Resullah düşmanlarının ordusu, artık görünmektedir.. Ve İslam ordusu harp vaziyeti alır. Birliklerin başında Hazreti Hamza, Hazreti Zübeyr ve Hazreti Mikdat vardır.. Ve artık kaçınılmaz an gelmektedir... Bir tarafta şaraptan ve kadınlardan cesaret almaya çalışan korkaklar güruhu, karşılarında ise her biri birer aslan olan, Allahü tealanın dinini ve Resulünü korumak için, savaşmayı sabırsızlıkla bekleyen ve yerinde duramayan Eshab-ı kiram vardır.. Nihayet müşrik ordusundan henüz o zaman Müslüman olmamış olan Halid bin Velid, hücuma kalkar birliğiyle.. Bu anda, Resulullah aleyhisselâm da hücum emrini verirler. Hazreti Hamza’nın elinde iki kılıç vardır ki, önüne geleni devirir. Kendisine kartal kanadından bir tuğ yapan Hazreti Hamza, bu heybeti ile âdeta kale gibidir. Kelimenin tam manasıyla, müşrikleri biçerek ilerler. Bu Mekkelilerin de dikkatini çekmiş, onlar âdeta afallamışlardır. Bir ara karşısına çıkan ve müşriklerin sancağını taşıyan Osman bir Talha ile karşılaşır Hazret-i Hamza. Ve hemen akabinde, O Allah düşmanına müthiş bir kılıç darbesi indirir. O kâfiri omuzundan beline kadar keser ki, darbenin şiddetini bir düşünün.. Sancak yere düşmüş, kâfirlerin morali çökmüştür. Savaş henüz başlayalı çok olmamıştır ve bu zaman içinde, dile kolay Hazreti Hamza tam 30 Allah düşmanını tepelemiştir. İlahları şan, şöhret, mal ve övünme olan müşriklerden biri, bağırmaya başlar: “Bana karşı koyabilecek bir er var mı?” Evet bu sözleri Hazreti Hamza’ya söylemiştir. Hazret-i Hamza, bu aşağılık kâfiri zelil eder, ezer kelimeleriyle ilkin: “Gel bakalım ey sünnetçi kadının oğlu, demek sen Allaha ve Resûlüne meydan okuyorsun öyle mi?” Bunlar, o mağrur kâfirin duyacağı son sözler olacaktır. Kimse ne olduğunu anlamadan Hazreti Hamza bu kâfiri, bacaklarından yakaladığı gibi yere yatırır ve bir anda bir kılıç darbesiyle canını cehenneme yollar. Hazret-i Hamza tam o anda birinin mızrağıyla ona nişan aldığını görmüştür. Bu mızraklı adam aslında bir köledir. Ve silahını kullanmadaki ustalığı, daha önceden, Bedir’de, babası ve iki kardeşini kaybeden Hind’in dikkatini çekmiş, intikam hırsı her hücresini bürüyen ve sonradan Müslüman olacak olan bu kadın, o köleye: “Eğer silahını mahir bir şekilde kullanır ve Hamza’yı öldürürsen, seni servete boğarım...” diye vaatte bulunmuştur.. İşte sonradan Müslüman olacak olan Vahşi, tam ona nişan almıştır.. Hazreti Hamza korkusuzca üzerine yürür Vahşi’nin. Fakat takdiri ilahi, Hazreti Hamza’nın ayağı, daha önceden sellerin açtığı çukura takılır ve sırt üstü düşer büyük mücahid.. Karnındaki zırhı açılmıştır... Vahşi, fırsatı kaçırmaz ve Hazreti Hamza’yı karnından vurarak şehid eder.. Sonra o dillerin söylemeye varmadığı kahırlı gelişmeler olur. Vahşi hançeriyle “Seyyid’üş-Şüheda”nın mübarek göğsünü yararak ciğerini, Hind’e vermek üzere mübarek bedeninden ayırır. Müminler bir ara zor duruma düşerlerse de yine toparlanır ve Mekke ordusunu geri püskürtürler. Evet savaş bitmiştir.. Efendimiz aleyhisselam, harp meydanında Hazreti Hamza’yı şehid olmuş ve mübarek bedeninin kesilmiş olduğunu görünce gözlerinden yaşlar boşanır. Sevgililer sevgilisi Resulullah aleyhisselâmın, her şeyini Allah yolunda feda eden Hazret-i Hamza ile ilgili verdiği şu müjde onun büyüklüğünün ve dile gelmez şerefinin büyüklüğünü göstermeye elbette kâfidir: “Cebrail aleyhisselâm bana gelip Hamza bin Abdülmuttalib’in ‘Göktekiler katında Allah’ın ve Resûlünün arslanıdır’ yazıldığını haber verdi...” Mir’ac gecesi, Hamza ile Vahşî’yi kol kola Cennete girerken gördüm. Hadîs-i Şerîf SEVGİLİ PEYGAMBERİMİZ Sallallahü aleyhi ve sellem O, bütün insanların en edeblisidir Resulullah “sallallahü aleyhi ve sellem” önüne konulan şeyi, az olsa da, hafif, aşağı görmezdi. Akşamdan sabaha ve sabahtan akşama yemek bırakmazdı. Güzel huylu idi. İyilik etmesini sever idi. Herkesle iyi geçinirdi. Güler yüzlü, tatlı sözlü idi. Söylerken gülmezdi. Üzüntülü görünürdü. Fakat, çatık kaşlı değildi. Aşağı gönüllü idi. Fakat, alçak tabiatlı değildi. Heybetli idi. Yani saygı ve korku hâsıl ederdi. Fakat, kaba değildi. Nâzik idi. Cömert idi. Fakat, israf etmez, faydasız yere bir şey vermezdi. Herkese acır idi. Mubârek başı hep önüne eğik idi. Kimseden bir şey beklemezdi. Saâdet, huzur isteyen, Onun gibi olmalıdır. Resulullah “sallallahü aleyhi ve sellem” bir kimse ile müsafeha edince, o kimse elini çekmedikçe, mübârek elini ondan ayırmazdı. O kimse, yüzünü çevirmedikçe, mübârek yüzünü ondan çevirmezdi. Bir kimsenin yanında otururken iki diz üzerinde oturur, ona saygı olmak için mübarek bacağını dikip oturmazdı... İFTAR LEZZETİ Patatesli Patlıcan Oturtma Malzemeler: > 400-500 gr kıyma veya kuşbaşı et > 5 adet orta boy patlıcan > 3 adet iri boy patates > 2 adet domates > 4 adet soğan > 6-7 dal maydanoz > 1-2 kaşık domates salçası > 2 su bardağı su > Yarım çay bardağı sıvı yağ > 2 diş sarımsak, Karabiber, tuz, pul biber Hazırlanışı: Patatesleri ve patlıcanları küp şeklinde doğrayıp ayrı ayrı kızartın. Diğer tarafta eti 1-2 bardak su ekleyerek iyice pişirin, suyu kaldı ise ayrı bir kaba alın. Sıvı yağ koyup soğanları yemeklik doğrayın ve ete ekleyin. Pembeleşene kadar kavurun. Sarımsağı rendeleyin baharatlarla birlikte koyun ve 3-5 dk sonra maydanozla yarım yemek kaşığı salçayı ekleyin. 5 dk kadar karıştırın ocaktan alın. İster fırında ister tencerede yapın patatesleri önce yapacağınız kabın altına dizin. Üzerine patlıcanları dizin ve üzerine et harçını ekleyin. Kalan salçayı 1 su bardağı suda eritip etin üzerine dökün. Etin suyunu da ekleyin, domatesleri yarım ay şeklinde doğrayıp üzerini süsleyin. Fırında veya tencerede domatesler yumuşayıncaya kadar pişirin. SON CUMA Camiler doldu taştı Ramazan ayının son cuma namazı için camilere akın eden dünyanın farklı bölgelerindeki Müslümanlar, hûşu içinde ibadetlerini yerine getirdi. Tüm dünya genelinde olduğu gibi İstanbul’daki camilerde de büyük bir yoğunluk yaşandı. Camilere sığmayan çok sayıda vatandaş, namazlarını cami avlularında kıldı. Başta Eyüp Sultan, Sultanahmet, Bayazıd, Fatih, Yeni Cami ve Mihrimah Sultan camileri olmak üzere İstanbul’un birçok camisinde aynı yoğunluk görüldü . Bazı camilerin etrafındaki cadde ve sokaklar da namaz kılanlarla doldu.
 
 
  • Piyasalar

    Fark %
  • 95245
    % -0.18
  • 5.7568
    % -0.59
  • 6.5423
    % -0.57
  • 7.3043
    % -0.68
  • 260.161
    % -1.91
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT