BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > F.Bahçe renklendi

F.Bahçe renklendi

Aziz Yıldırım’la F.Bahçe’de renkli ve yeni bir devir başlıyor. Başkanlığa yeniden seçilen Yıldırım, yönetimde büyük bir reform yaptı. Şadan Kalkavan ve Selim Soydan gibi iki renkli ismi yanına alan Yıldırım, yılın bombasını erken patlattı.



Aziz Yıldırım’la F.Bahçe’de renkli ve yeni bir devir başlıyor. Başkanlığa yeniden seçilen Yıldırım, yönetimde büyük bir reform yaptı. Şadan Kalkavan ve Selim Soydan gibi iki renkli ismi yanına alan Yıldırım, yılın bombasını erken patlattı. Başkan Yıldırım, Kalkavan ve Soydan’ı yönetimine almakla, yanlışından geç de olsa dönmüş oldu. Çünkü eski yönetimde en büyük zaaf, “futbol” şubesiydi. Yıldırım bu yeri adeta Çanakkale geçilmez yaptı! Eski yönetimden, bana göre verilen en büyük fire, ismi, yöneticilikle özdeşleşen Köksal Özbek’tir. Yıldırım, can dostu ve bu işin kalite ismi Özbek’i yeni yönetimine almamakla mutlaka bir şey düşünmüş olmalı. Bu, belki geçen yıllardan gelen ve Özbek’ten kaynaklanan, ama benim inancıma göre Özbek’in haklı olduğu nedenlerden olabilir. Bunun yanında Abdullah Kiğılı’nın da yeni yönetimde yer almaması, belki yönetimler adına değil, ama F.Bahçe adına büyük kayıptır. Aziz Yıldırım’ın keskin zekâsı, Kalkavan’ın dürüstlüğü, Soydan’ın esprili cin fikirliği, F.Bahçe’yi, Türkiye de ikinci bir G.Saray (!) yapmaya namzettir. Yeter ki, kendilerini F.Bahçe’nin üstünde gören gruplar, destek bir tarafa, köstek olmasın!.. BEŞİKTAŞ VE SİYASET Beşiktaş’ta bir çağ kapandı, yeni bir çağ açılıyor. 1903 yılında kurulan, ancak daha sonra 1984’te temeli Süleyman Seba tarafından onarılan Beşiktaş, böylece belki de dünyada iki defa kurulan ilk kulüp olma özelliğine sahip oldu! Seba, 1984 yılında başa geldiği Beşiktaş’a, birlik beraberliği getirdiği gibi, güveni de tazeledi ve daha 1980’li yılların ortalarında, 2000 yıllarının temelini attı. Seba, yapacağı daha çok şey olmasına rağmen, yapılan haksız eleştirilerden dolayı kırgın bir şekilde köşesine çekiliyor. Ancak ortada tartışmasız Avrupa standartlarında bir kulüp bırakıyordu. Bundan sonra Beşiktaş’ta ne olur? “Beşiktaş’a çivi çaktım” diyen, bu kulübü ileri götüreceği yerde, geri götürür.! Çünkü, Seba’nın bir adım önüne geçmek isteyen, Beşiktaş Kulübü’ne, normal değil, altın çivi çakmalıdır! Beşiktaş’a talip olanlara baktığımız zaman, Serdar Bilgili ve Hasan Arat hariç, buram buram siyaset kokuyor! Bilgili ve eğer adaylığını koyarsa Arat, şayet kazanamazlarsa, Beşiktaş’ta kazanan siyaset olacak! Böylece belki de ilk kez siyaset bir kulübe değil, kulüp siyasete girmiş olacak! Beşiktaş’ta “Muhteşem Süleyman” devri kapandı. Yeni devir ise, şimdilik bir sis perdesi!.. BULAK UYUTUYOR! Giray Bulak’ın son iki maçta havası gitti! Hami attı, Giray Bulak yattı!... Trabzonspor’a geldiği zaman yaptıklarından çok, konuştuğu entel sözlerle (!) dikkatleri üzerine çekmeye çalışan Bulak, Hami’yi takımdan kesmekle, aslında bindiği dalı kesti! Bana göre Bulak’la birlikte, Başkan M.Ali Yılmaz da özelliğini kaybetmiştir! Bulak, belli ki daha göreve gelirken Hami’ye karşı dışardan kumandalı geldi! Zaman, hep Hami’nin lehine işledi. Hami’siz kaybolan 10 puan, uçup giden kupa... Ancak daha sonra Hami’li oynanan ve arka arkaya kazanılan iki maç... İşte bütün bunlar Bulak’ı ve dolayısıyla bu tür yanlışlıklara neşter vuran ancak; bu olayda pasif kalan başkan M.Yılmaz’ı bitirdi. Oysa ki Bulak, birazcık aklını kullanabilse, Hami’yle işe başlar, bu futbolcuya iki maç şans verdikten sonra başarısız olursa; işte Hami der ve kendini sıyırır, aksi durumda ise, Hami’yi kucaklayıp başarıyı yakalardı. Bulak, bunu yapamadı, aksine; gelir gelmez Hami’nin kellesini istedi! Amaç, takım içinde gündemde olan bir isimle, moda olan ‘ilk’ olmayı yakalamaktı. Tabii olmadı; takke düştü kel göründü! Taklitçilik Giray Bulak’ı bir anda sıfırladı! Hami sonunda haklı çıktı, çıktı da, kaybolan 10 puan ve giden kupanın hesabını kim verecek? Bulak ise sanki bir şey olmamış gibi, hâlâ Trabzon’u uyutuyor! Başkan Yılmaz, bundan önceki antrenörlere bir golün hesabını sorarken, şimdi, bir ömre bedel (!) 10 puanı ve kaçırılan kupanın sözünü bile etmiyor. Bence burada hesap soracak olan, ne M.Ali Yılmaz ne de bir başkasıdır; bunu soracak Hami’nin ta kendisidir..
Kapat
KAPAT