BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > İsminizi bağışlar mısınız?

İsminizi bağışlar mısınız?

“Üç büyükler”den birisinin transfer komitesi başkanıydı. Sezona yeni bir teknik direktörle başlayacaklardı. Yabancı bir hoca. Alınacak futbolcularla ilgili çalışmalar olanca hızıyla sürüyordu.



“Üç büyükler”den birisinin transfer komitesi başkanıydı. Sezona yeni bir teknik direktörle başlayacaklardı. Yabancı bir hoca. Alınacak futbolcularla ilgili çalışmalar olanca hızıyla sürüyordu. * * * Yeni yabancı hoca kendi ülkesinden bir Balkan ülkesine geçti ve oradan haber saldı: “Burada çok kaliteli ve bütçemize uygun bir futbolcu var. Gelin, birlikte izleyelim.” Transfer komitesi başkanı, atladı uçağa ve bu Balkan ülkesine gitti. Ayağının tozuyla stada koşuşturdu ve yeni teknik direktörle buluştu. Maç başlamak üzereydi. - İşte, mavi-beyaz takımdaki uzun boylu 9 numara bizimki, dedi teknik direktör. Transfer komitesi başkanı yöneticimizin gözü 9 numaraya çakılı kaldı. Maç boyunca kah büyüyen gözlerle, kah teknik direktörü “Off, harekete bak” gibisinden koluyla dürterek maçı tamamladı. 9 numara iki gol atmış, bir penaltı yaptırmış ve dört yıldızlık bir maç çıkarmıştı. İri vücudu ve o cüssede kolay kolay bulunmayacak tekniğiyle “aranan kan”dı. Yönetici, transfer için buluşma yerine giderlerken teknik direktöre sordu: - Gerçekten söylediğin fiyata razı olacağından emin misin? - Tabii tabii... Bunların daha gözü açılmadı. Merak etmeyin siz. * * * Beğenilen ve transfer edilecek olan futbolcunun gelmesine dakikalar kalmıştı. “Üç büyüklerden” birinin transfer komitesi başkanı olan yönetici ile yeni teknik direktör otel lobisinde oturuyordu. Yönetici, o zamana kadar sormamış olmasına kendisi de şaşırarak sıradan bir soru sordu: - Adı neydi bu çocuğun? Teknik direktör, futbolcunun ismini söyledi. Söyledi de, az kalsın yöneticinin yumruğunu suratının ortasına yiyecekti. Elinde olmadan ayağa fırlamıştı yöneticimiz: - Kime diyorsun sen be! Teknik direktör de şaşkınlıkla ayağa kalktı. Bir süre sonra kendine geldi yönetici. Şöyle düşündü: “- Bu teknik direktör yabancı, Türkçe bilmez. Dolayısıyla bana küfür edemez. Söylediği doğru galiba.” Efendim, transfer edilecek kaliteli ve ucuz futbolcunun öyle bir ismi vardı ki, Türkçe’de sunturlu, ağız dolusu bir küfürle tıpa tıp aynıydı! Hemen Türkiye’ye döndü yönetici...
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT