BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Haziran 2018 Cumhurbaşkanlığı ve Meclis

Seçim sonuçlarını görmek için tıklayın.
Anasayfa > Haber > İşte İrlandalı!

İşte İrlandalı!

Olmadı sevgili Mustafa Denizli, olmadı! Hem de “gene” olmadı! “Türk Milli Takımı” adı altında ve “ay-yıldızlı formayı giyerek” sahaya çıkan bir ekibin böylesine “ruhsuz”, böylesine “vurdumduymaz”, böylesine “silik ve gayesiz”, böylesine “laûbali ve ne yaptığını bilmez” bir şekilde oynamasının adı “Hazırlık maçı da, deneme maçı da olamaz!”



Olmadı sevgili Mustafa Denizli, olmadı! Hem de “gene” olmadı! “Türk Milli Takımı” adı altında ve “ay-yıldızlı formayı giyerek” sahaya çıkan bir ekibin böylesine “ruhsuz”, böylesine “vurdumduymaz”, böylesine “silik ve gayesiz”, böylesine “laûbali ve ne yaptığını bilmez” bir şekilde oynamasının adı “Hazırlık maçı da, deneme maçı da olamaz!” Bir milli takımın teknik direktörü “Ne var yani, 5 yesek ne olur?” demek hakkına da, yetkisine de sahip değildir ama, “Burası Türkiye” olduğu için, işte sen çıkar hem de milli maçtan “24 saat önce” gazetecilere böylesine beyanat verirsin ve “futbolcun da çıkar” sahada işte böylesine “çirkin bir fotoğraf çektirir!” Hiç kimsenin ama hiç kimsenin “kendi kompleksleri ve kaprisleri uğruna” milli takımın adını da, formasını da “böylesine rezil etmeye” hakkı yoktur! Onun için ben de çıkar derim ki: “Senin kastettiğin anlamda Türkiye’de bir İrlandalı varsa”, işte o da sensin! Çünkü “Türkiye adına da, milli takımın adına da, ay-yıldıza da ihanet eden, bütün bunları ciddiye almayan sensin!” Bilmem ki, “Türkiye 1.Ligi’nin adının önüne bir sponsor adının konmasına karşı çıkacak kadar” bu konularda “çok hassas olduğunu ortaya koyan” Spor Bakanımız Fikret Ünlü “bu işe ne diyor?” Bak sevgili Mustafa Denizli! “İrlandalı” derken “İrlandalı’nın ne olduğunu, ne olmadığı hiç bilmiyordun!” “İrlandalı”, Avrupa’nın “en mert, en yürekli, en yardımsever, en özgürlükçü” milletlerinden biridir! “Osmanlı’dan beri” Türkler’le çok iyi “dostluk” ilişkileri vardır! “Amerika’daki İrlandalılar” mesela İtalyanlar’dan da, Polonyalılar’dan da ve hatta İngilizler’den de “Amerika için” çok daha makbûl işler yapmışlar, çok daha makbûl insanlar yetiştirmişlerdir! “İrlandalılar” derken sen bunların “tam tersi” bir karakteri işaret etmeye kalkışmıştın! Yanlış yapmıştın! Şimdi “yanlışın bir bumerang gibi döndü dolaştı seni vurdu!” Evet, “çıkarsın oynarsın, herşeyi yaparsın, 5 de yersin, 10 da!” Ona hiçbir diyeceğim yoktur! Ama böylesine bir “sefilane oyun?” Bu oyunla söyler misin bana; neyi denedin, neyi gördün, neyi anladın? Gayen neydi? “Futbolculardaki yenilmezlik stresini yok etmek için” mi “kendi sahanda rezil oldun?” Yazık değil mi bu millete, bu seyirciye? Ya “50 - 60 milyarı prim olarak ceplerine koyan” o futbolcularımıza ne demeli? Yoo! Ben “verilen primlere ve miktarlarına” karşı değilim! Hele hele “Almanlar şu kadar prim verirken, bizim primler neden bu kadar astronomik?” gibi ölçüler koymaya kalkanlardan hiç değilim! “Dünya ve Avrupa Kupaları finallerine kalmak” Almanya ve benzeri ülkeler için “ahvâl-i âdiyeden!” Final oynamak şampiyon olmak da “olağan!” Bizim için öyle mi? Bizim de “o günlere geldiğimizde” elbette “ölçümüz” onlar gibi olabilir! Üstelik “Bir C Grubu arap atının birinci olduğu yarışlarda sahibine 10 milyar kazandırdığı” ve “bir normal jokeyin bir yarış gününde” cebine “derece primi olarak” bir kaç milyarı attığı Türkiye’de, Gazi ya da Cumhurbaşkanlığı Koşusu’nu kazanan bir jokeyin ise “sadece” o yarış için “50 - 60 milyar kazandığı” bir ortamda, “Millilerimize vaad edilen ve verilen primlerin çokluğundan” söz etmem imkansız! Hakettiler, helâl olsun! Amma, “o primleri alanların”, böyle “hazırlık maçlarında”, böyle oynamaya, böyle “ruhsuzlaşmaya hakları yok!” Aynı gece “başka” hazırlık maçları da vardı! İtalya’nın, İsviçre’nin, Portekiz’in, Belçika’nın, Almanya’nın, Hollanda’nın! Hepsi; “rakibimiz” Norveç gibi işi ciddiye almışlardı, “futbol oynuyorlardı!” “Bu kafa” ile nereye kadar gideriz? “Bu sezon ülkede futbolu ciddiye alan ve futbol oynayan” tek takım olan Galatasaray’ın “Samsun’la olan kritik lig maçını” bir gün öteye kaydırmayarak, “Milli Takım’daki Galatasaraylılar’ı da topa girmemeye ve vurmamaya mahkum eden” bir zihniyetin, “ligin ilk yarısının nerede ise yarısını” milli maçlar nedeniyle “ertelettiğini” de unutmamız mümkün mü? İşte “bu lahanalarla ve bu turşularla” Milli Takım’a ve ay-yıldızlı formaya maç ve “itibar” kaybettirenlere, elbette ben de çıkıp “rahatlıkla” diyeceğim ki: “Denizli’nin kastettiği anlamda, Türkiye’de İrlandalı varsa, işte onlar sizlersiniz! Başta hocanız olmak üzere!” “Hâlâ bu Tugay’dan medet uman” futbol kafasına da, “maçı TV’den seyretmeme rağmen”, söyleyecek çok sözüm olduğunu belirtmek isterim! İşi ciddiye alan ve devamlı 2 - 3 kişiyle boğuşan “tek adamımız” vardı sahada; “Sergen!” Onu da “herhalde bu futbola yakışmadığı için” Denizli oyundan çıkardı! Biz, “gene” de “senin kastettiğin anlamda değil”, bizim bildiğimiz anlamda “İrlandalı olmanızı istiyoruz”, ey sevgili Denizli! Ve de bekliyoruz!
 
 
 
 
 
 
 
Reklamı Geç
KAPAT