BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Haziran 2018 Cumhurbaşkanlığı ve Meclis

Seçim sonuçlarını görmek için tıklayın.
Anasayfa > Haber > Acıların kadınıydı Kezban...

Acıların kadınıydı Kezban...

Recep biraz da tedirgin bir gülümsemeyle bakmıştı Kezban’ın yüzüne: - Merhaba kız, tanıdın mı beni? Zavallı kadının göz bebeklerinde beliren nefret karşısındaki adamı çok iyi tanıdığını belli ediyordu.



Recep biraz da tedirgin bir gülümsemeyle bakmıştı Kezban’ın yüzüne: - Merhaba kız, tanıdın mı beni? Zavallı kadının göz bebeklerinde beliren nefret karşısındaki adamı çok iyi tanıdığını belli ediyordu. Biraz önce Recep’le konuşan komşu kızı hayretle bakıyordu ikisine. Eliyle işaret etti ona Kezban gitmesi için. Kız istemeyerek döndü geriye. Hemen karşıdaki eve girdi. Sonra yürüdü kadın kapısına doğru. Gözlerinden anlaşılmıyordu düşünceleri. Kapıyı açtı güçlükle, içeri girdi. Recep dışarıdaydı. O da atıldı girmek için ama Kezban kapatmıştı kapıyı. Dışarıda kalmıştı adam. Bir iki yumruk attı kapıya. Seslendi: - Aç kız! Aç dedim, almayayım ayağımın altına. Bunca sene sonra. Kocanım ben senin. Uzunca bir süre söylendi eşikte. Neden sonra aralandı tahta kapı. Bakışları donuktu Kezban’ın. Yukarıdan aşağıya süzdü adamı. Bir şey söylemeden bahçeye çıktı. Az ilerideki taşa oturdu her akşam yaptığı gibi. Recep sevinmişti. Bir sigara yaktı, yaklaştı karısına. - Bunca sene sonra böyle mi karşılanır hiç adam? Diye sırıttı alaylı bir şekilde. Bir müddet konuşmadılar. Sonunda dayanamadı adam: - Kızgınsın bana biliyorum. Ama kader bu, ne yapalım... Ben de istemezdim böyle olmasını... Hiçbir cevap hatta en ufak bir tepki veya ilgi bile yoktu kadında. Sanki yanında konuşan bir insan değil bir taş, bir sopa parçasıydı. Recep sigarasını söndürdü ayakkabısıyla ezerek: - Karnım acıktı benim. Bir şeyler hazırlasan... Kımıldamadı kadın. Oturduğu kayanın üzerinde ondan farksız bir şekilde öylece duruyordu. Recep ayağa kalktı ve ağır küfürler savurdu yerdeki taşlara sert bir tekme sallayarak: - Deli! Seninle mi uğraşacağım be... Yürüyüp uzaklaştı meydana doğru. Dönüp bakmadı bile Kezban. Bir saate yakın oturdu kayanın üzerinde. Bir tek noktaya bakıyordu sabit olarak. Neden sonra hava kararmaya yüz tutunca karşı komşunun getirdiği bir tas çorbayı aldı eşikten. İçeri girdi. Kaşıkladı iki üç lokma. Evin içinde hiçbir şey yoktu. Dürülü bir döşek vardı kenarda o kadar... Ne bir oturacak yer, ne de başka bir şey. Duvarda bir taş ocak bulunuyordu. İçinde yanmış, simsiyah odun parçaları duruyordu. Kötü kış şartlarında orada yanan iki üç parça odunla ısınıyordu. Sürdüğü sefil hayatı kendisi seçmiş gibiydi sanki. Hiç kimse ona bir şey sormuyor, kimse ne yaptığını bilmiyordu. Bu dünyayla bağlarını koparmıştı artık. Başka bir dünyada umutlarını yaşatıyor, kim bilir beyninin içinde neler olup bitiyordu. Birkaç kere onun ağladığını görmüştü komşuları. Hayretler içinde kalmışlar birbirlerine şaşkınlıkla seslenmişlerdi: - Dilsiz nine ağlıyor, bakın, bakın... Sanki bir insan değildi onların gözünde. Ağlayamaz, gülemez bir varlıktı. Oysa yaşadığı derin acıların kadınıydı Kezban. Döşeğini açtı güçlükle. Elden ayaktan da düşmüştü son bir iki senedir. Halbuki kırkına bile gelmemişti daha. Uzandı eski, yer yer erimiş yatağına. Gözlerini tavana dikti. Kerpiç tavan rutubetlenmişti. Bir örümcek ağır ama mağrur adımlarla yürüyordu duvarda. Gözleriyle onu takip etti. İçine bir korku düşmüştü Recep’i görünce. Fırtınalar kopmuştu. Zor tutmuştu çığlıklarını. Belki zorlamamıştı kendini ama çıkmamıştı gırtlağından senelerin ıstırabını taşıyan feryatları. Boğuk bir hırıltı olup döküldü sadece kendinin duyabildiği... Onun girdabını Recep anlamamıştı. Anlamasına da imkan yoktu zaten. Oysa Kezban bu adamı karşısında görünce yıllar önce boynunu büküp arkasından bakmakla yetindiği yavrusunu hatırlamıştı. Yıllar önce gönlünü kaptırıp peşinden gittiği Seyit’i hatırlamıştı. Zaten hiç unutmamıştı bu iki insanı. Onu başka bir alemde yaşatan, bu dünyayla bire bir ilişkisini kestiren bu insanları bu dünyada, gerçeklerin ortasında baştan yaşamak karıştırmıştı ruhunu. Onlar hep hayallerinde, istediği gibiydiler. Oysa şimdi Recep’le birlikte onu hayata küstüren ve dudaklarını kilitleyen gerçeklerin ortasında yapayalnız kalıvermişti... Yirmi yıldır kendisinden başka hiç kimsenin duymadığı bir feryat döküldü dudaklarından: - Ahhhhhh, ah! DEVAMI YARIN
 
 
  • Piyasalar

    Fark %
  • 93274
    % 0.29
  • 4.8047
    % -0.33
  • 5.5945
    % -0.02
  • 6.2521
    % -0.08
  • 189.132
    % 0.05
 
 
 
 
 
Reklamı Geç
KAPAT