BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Kimlikli sanat

Kimlikli sanat

Şahsiyetli bir Türk edebiyatı ve tiyatrosunu beklediklerini ifade eden Üstün İnanç’a göre: “Eskilerden gelen temâşâ sanatlarımız otantik değerleriyle korunabilmeli.”



Üstün İnanç, edebiyatı ve tiyatroyu kolkola götüren bir sanat adamı. Edebiyata ilk ilgisi, çocukluk yıllarında şiir ve roman okuma merakıyla başlar. Yazar, bu heves döneminin 12-13 yaşlarına kadar indirebileceğini söylüyor. “Üç roman birden okuduğumu hatırlıyorum. Şiir de öyle. Gerek Divan edebiyatını, gerekse Cumhuriyet dönemi şairlerini büyük merak ve sevgiyle okurdum” diyor. Edebiyata -aşağı yukarı herkeste olduğu gibi- şiirle ‘merhaba’ dediğini ifade eden İnanç, “Necip Fazıl ve onun şiirlerini tanıdıktan sonra utandım. Şiiri bıraktım. Bırakmakla da kalmadım, bütün yazdıklarımı yırttım” diye konuşuyor. Üstün İnanç’ın ilk yazıları, 1966’da Büyük Doğu Dergisi’nde yayınlanır. İnanç’ın en yoğun yazma dönemi 80’li yıllardır. Bu sıralarda üç eseri birden çıkar okuyucunun önüne. Şimdi, gelenekten beslenip geleceğe uzanan tiyatro adamları yetiştiren bir kurumun başında. Ama ilk göz ağrısı edebiyatı da unutmuş değil. “Roman gayet kıskançtır. Kendisiyle devamlı meşgul olunmasını ister. Başka bir iş tutmaya kalkıştınız mı, sizi asla affetmez” diyor yazar ve devam ediyor: ROMAN KISKANÇTIR “Önce TGRT’de dramaturgluk, ardından Gösteri Sanatları Merkezi’nde yöneticilik ve hocalık; romanın bana ceza kesmesine yol açtı. Yarım kalan romanımı tamamlamak için fırsat kolluyorum. Cumhuriyet döneminde romanımız kıvamına kavuşmak üzereyken dil tasfiyeciliği her şeyi mahvetti. İfade dağarcığımız köy romanları hastalığıyla boşaltıldı. Romanımızın kilometre taşları olarak ben Yakup Kadri Karaosmanoğlu, Türkçe zenginliği olarak Refik Halit Karay, Peyami Safa, Kemal Tahir’i sayabilirim. Yaşadığımız günleri ise çırpınış dönemi diye vasıflandırıyorum. Bu dönemde aklıma gelen en büyük isim de Mehmed Niyazi üstadımızdır.” OTANTİK DEĞERLER Türk tiyatrosu diyebileceğimiz gösteri sanatının şu andaki durumuyla ilgili hiç de iç açıcı şöyler söyleyemeyeceğini anlatan İnanç, “Berthold Brehct’in “Gestut” diye isimlendirdiği bize ait davranışları sahnelerde görebiliyor muyuz? Yoksa Amerikan, İngiliz, Fransız vs. tiplerini kopya ederek, beceriksizce sahneye mi koyuyoruz? Türkçe’nin tozlu raflara kaldırılıp Tarzanca’nın genel geçer ifade vasıtası olduğu bir yerde kişilikli tiyatro metinleri yazılabilir mi? Geleceğe dayalı bir milli tiyatro oluşturabilmekten vazgeçtik, hiç olmazsa eskilerden gelen temâşâ sanatlarımız otantik değerleriyle korunabilseler!” diye sitem ediyor. Basın, sahne ve roman 1937 yılında İstanbul’da doğan Üstün İnanç, ilk tahsilini İstanbul dışında yaptı. Basın Yayın ve Gazetecilik Yüksek Okulu’ndan mezun oldu, Tercüman Gazetesi’nde (1956) stajyer muhabir olarak çalışmaya başladı. Babıâli’de Sabah, Bugün, Son Havadis, Tercüman, Zaman ve Yeni İstanbul gazetelerinde görev aldı. İlk yazıları “Yelken”, “Durum” ve “Sanatkâr” dergilerinde yayınlanan İnanç’ın oyunları “Kurt Kapanı”, “İlk Kurşun” ve “Sultan Abdülhamid” (Necip Fazıl Kısakürek’in aynı adlı eserine prolog). Yazarın romanları ise “Yalnız Değilsiniz” (1988), “İnsanlar Böyleydi” (1988), “Ayıp Uşakları” (1989) ve “Bir Kimlik Lütfen” (1994) ismini taşıyor. Halen İstanbul Büyükşehir Belediyesi Kültür İşleri Daire Başkanlığı, Gösteri Sanatları Merkezi Müdürü olan İnanç’ın, “Yalnız Değilsiniz” romanından uyarlanan aynı isimli filmi büyük takdir topladı. İnanç aynı zamanda “Kanayan Yara Bosna” filminin senaryo yazarı.
Reklamı Geç
KAPAT