BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Haziran 2018 Cumhurbaşkanlığı ve Meclis

Seçim sonuçlarını görmek için tıklayın.
Anasayfa > Haber > İran’da ekonomik politika

İran’da ekonomik politika

İran’daki seçimlerde reformcu kanadın kesin başarıya ulaşması hem ülke içinde hem de başta Türkiye olmak üzere komşuları ve Batı dünyası açısından büyük önem taşımaktadır.



İran’daki seçimlerde reformcu kanadın kesin başarıya ulaşması hem ülke içinde hem de başta Türkiye olmak üzere komşuları ve Batı dünyası açısından büyük önem taşımaktadır. Öncelikle reformcular için zafer sayılabilecek neticenin alınmasında aşırı dindarları temsil eden ve hükümeti oluşturan kanadın aldığı yanlış ekonomik kararların büyük rolü olduğunu vurgulamak gerekir. REFORMCULAR NEDEN KAZANDI? Mollaları temsil eden kesimlerin hükümette etkin rol oynayarak, başta Amerika olmak üzere birçok Avrupa ülkesini şeytan göstermesi, hatta ilişkileri kesmesi, ekonomik, mali ve sosyal bunalımları da beraberinde getirmiştir. İran sadece son dört yılda 20 milyar doları aşkın dış yatırımdan yoksun kalmış, istihdamı artıracak girişimleri başlatamamış, her yıl emek piyasasına çıkan 1 milyon gence iş bulamamıştır. Böylece içsel ve dışsal yatırımların yetersizliği sonucu işsizlik oranı % 30’a varmıştır. Buna ilaveten ülkenin temel geliri olarak kabul edilen petrol kaynaklarından gerektiği gibi yararlanamamıştır. İstatistiklere göre İran ortalama 4 milyon üretim yapmaktadır. Bunun 1.5 milyonunu işte kullanmakta, 2.5 milyonunu ihraç etmektedir. Dış gelirlerinin % 90’ına yakın bölümünü petrolden elde eden bu ülke için artan fiyatlar ve elde edilen kazancın üretken alanlara yatırılması hayati derecede önemlidir. Eldeki verilere göre İran, son beş yılda ortalama 19 milyar dolarlık dış gelir elde etmiştir. Bu süre zarfında ithalatını kısmış, dış ticaret fazlasını oluşturmak ve ekonomik göstergelerini düzeltmeye özen göstermiştir. Ancak sözü edilen strateji beklenen sonucu vermemiştir. Ülkede birçok zaruri mal bulunamaz hale gelmiş, fabrikalara yedek parça sağlama zorluğu başlamış ve üretimde düşüşler ortaya çıkmıştır. Yasal olmayan yollarla ihtiyaçların karşılanması ve bunların belirli ellerde toplanması ise başta gençler, kadınlar olmak üzere toplumdaki huzursuzluğu artırmıştır. Sonuçta nüfusun % 70’ini oluşturan gençler ve sosyal baskılardan bunalan kadınlar tepkilerini sandıkta dile getirmişler, büyük beklentilerle reformcuları iktidara taşımışlardır. NELER YAPABİLİRLER? Yenilikçilerin sembolü Cumhurbaşkanı Hatemi, halktan aldığı güçle zaman zaman Alexander Dubçek’e, bazen de Gorbaçov’a benzetilmektedir. Dış kaynaklar, Hatemi’den gücünün çok üstünde işler yapmasını beklemektedir. Unutulmamalıdır ki İran’da GSMH’nin % 85’ini devlet kuruluşları oluşturmakta ve karar mekanizmasında molla grupları ve onların temsilcileri büyük rol oynamaktadır. Çağdaş yönetim tekniklerini uygulamaya koyabilecek yönetim kadrolarının seçilmesi, işbaşına getirilmesi ve üretken politikalar üretmeye başlaması yıllar alacaktır. Bütün bunlara ilaveten özelleştirme yoluyla kamu zararlarından kurtulmak da kolay olmayacaktır. Son 20 yılda İran’ın elindeki varlıkların önemli bir bölümü savaşa, silah sanayiine harcanmış, kaynak kıtlığı ortaya çıkmıştır. Ülkedeki finans kesiminin İslami Bankacılığının en katı kurallarına dayanması tasarrufların finansal kuruluşlarda kullanılmasını zorlaştırmıştır. Ayrıca Fert Başına Düşen Milli gelir de artış sağlanamamış, 1.700 dolar civarında kalmıştır. Başka bir deyimle özelleştirmeden yararlanabilecek kesimlerin sayısı fazla değildir. Bu nedenle gerek özelleştirme işlerinde gerekse yeni yatırımlarda dış kaynak bulabilmek için reformcular Batı ülkelerindeki finans piyasalarına girme zaruretini duyacaklardır. Böylesine bir strateji ise İran devrimine ters düşecek girişimleri beraberinde getirebilir, radikalleri yeniden harekete geçirebilir. TÜRKİYE’NİN ÇIKARLARI Seçim sonuçlarından demokrasi adına memnuniyet duyduğunu belirten Batılı kesimler, olayın siyasal yönlerinden çok ekonomik boyutları ile daha fazla ilgilenmekte, geleceğe yönelik pazarlama politikaları çizmektedir. Nitekim 2010 yılında nüfusu 110 milyona varması beklenen İran’ın pazarı, birçok ülkenin ilgisini çekmektedir. Amerika’ın koymuş olduğu ambargoya karşılık başta Almanya olmak üzere Fransa, İtalya ve Japonya, İran’la ilişkisini devam ettirmiş, hatta banka kredileri açmıştır. Son seçimler neticesinde gerek Amerikan yönetimi gerekse Avrupa Birliği yetkilileri İran’la daha sıkı ekonomik, mali ve ticari ilişkiler kuracaklarını açıklamışlardır. Böylesine bir gelişme ise Türkiye’nin hem Orta Doğu’daki jeopolitik önemini hem de geleceğini yakından ilgilendiren enerji politikasını etkileyecektir. İlk aşamada Bakü-Ceyhan hattı yerine Bakü Abadan projesi gündeme getirilebilir. Ayrıca Orta Asya’dan gelecek olan doğalgaz boru hattının İran’dan geçmesi uygulayacağımız strateji yönünden ayrı bir önem kazanacaktır. Türkiye’nin geleceğe yönelik ekonomik çıkarları açısından önemli olan İran’daki çeşitli partilerin programlarını eleştirmek değil, enerji ihtiyacımızı garanti altına almak ve ihracatımızı eski seviyesine getirerek en az 1 milyar dolarlık mal satmaktır.
 
 
  • Piyasalar

    Fark %
  • 95614
    % 1.63
  • 4.7605
    % -0.68
  • 5.568
    % -0.79
  • 6.2417
    % -0.76
  • 188.172
    % -0.92
 
 
 
 
 
Reklamı Geç
KAPAT