BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > “Hiçbir şey sana gizli değildir”

“Hiçbir şey sana gizli değildir”

Resulullah efendimiz, dinimizi bizzat yaşayarak, göstererek ümmetine öğretti. Dinimizde önemli bir yeri olan duayı da söz ile hareket ile göstererek, nasıl dua edeceğimizi öğretti. Arafat’taki bizlere örnek teşkil eden duası şöyle idi: Ey Allahım! Göğsüme genişlik ver, işimi kolaylaştır!



Resulullah efendimiz, dinimizi bizzat yaşayarak, göstererek ümmetine öğretti. Dinimizde önemli bir yeri olan duayı da söz ile hareket ile göstererek, nasıl dua edeceğimizi öğretti. Arafat’taki bizlere örnek teşkil eden duası şöyle idi: Ey Allahım! Göğsüme genişlik ver, işimi kolaylaştır! Ey Allahım! Göğüslere vesvese veren Şeytan’dan, işlerin karışıklığından, kabir fitnesinin şerrinden, gecenin getirdiği şeylerin şerrinden, gündüzün getirdiği şeylerin şerrinden, korkunç rüzgârların getirdiği âfetlerin şerrinden, zamanın nöbet nöbet gelen mihnet ve belâlarının şerrinden Sana sığınırım! Ey Allahım! Sağlığın, hastalığa çevrilmesinden, birden bire gelip çatacak azâbından ve bütün gazabından sana sığınırım! Ey Allahım! Beni, hidayetine ulaştır! Geçmişimi, geleceğimi bağışla! Ey baş vurulacakların en hayırlısı, kendisinden istenilenlerin en keremlisi, en vergilisi, Ey merhametlilerin en merhametlisi olan Allah! Yaratıklarına ve Beyt’inin hacılarına verdiklerinin en üstününü şu akşam üzeri bana ver! Ey Allahım! Sen, sözümü işitiyor, yerimi görüyor, gizli, açık neyim varsa, biliyorsun. İşlerimden, hiç biri sana gizli değildir. Ben, çâresizim, yoksulum. Senden yardım ve emân diliyorum. Korkuyorum. Kusurlarımı itiraf ediyorum. Bir çâresiz, senden nasıl isterse, ben de öyle istiyorum. Zelil bir günahkâr, sana nasıl yalvarırsa, ben de öyle yalvarıyorum. Senin yüce huzurunda boynunu bükmüş, senin için gözlerinden yaşlar boşanan, Senin uğrunda bütün varlığını zelil eden, senin için burnunu topraklara sürten bir kulun sana nasıl duâ ederse, ben de öyle duâ ediyorum. Ey Rabbim! Duâmı kabul buyurmaktan beni mahrum kılma! Bana Rauf ve Rahîm ol ey istenilenlerin en hayırlısı ve verenlerin en Keremlisi! İlâhî! Sana karşı kim, kendisini övebilir? Ben, ancak, kendimi kınarım. İlâhî! Dilim, mâsiyetlerle tutulmuş, benim, sana vesîle kılacak ne işe yarar bir amelim, ne de emelden başka bir şefâatcım var! İlâhî! Biliyorum ki kusurlarım yüzünden, ne huzurunda mevkiim, ne de senden özür dilemeye yüzüm kalmıştır. Fakat, sen keremlilerin en keremlisisin! İlâhî! Ben, rahmetine yetişebilmeğe ehliyetli değilsem, rahmetin bana yetişebilir. Çünki, senin rahmetin, her şeyi kuşatacak derecelerde geniştir. Ben de, o şeylerdenim. İlâhî! Benim kusurum ne kadar büyük olsa da, senin affının yanında küçük kalır. Sen, onları, bana bağışlayıver ey kerem sâhibi Allah! İlâhî! Sen, kerem sahibi Allah’sın! Ben ise, âciz bir kulum. Ben, günah ve kusur işler durursam, sen de bağışlar durursun! İlâhî! Sen, ancak, sana itâatli olanlara rahmet ve merhamet edeceksen, günahkârlar, kime sığınacaklar?!.
 
 
 
 
 
 
 
Reklamı Geç
KAPAT