BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Dokunulmazlıkları yok

Dokunulmazlıkları yok

Batının, “HADEP’li belediye başkanlarının serbest bırakılması” yolundaki isteklerini yadırgadığını belirten Prof. Dr. Turgut Tan, “Seçimle gelen tutuklanamaz” diye bir prensip olmadığını söyledi. Başkanların dokunulmazlıkları olmadığına dikkat çeken Tan, “Suç işlenmesi sözkonusu ise gereği elbette yapılır. Nitekim İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı için olmadı mı? Hüküm giydi” dedi.



Siyasal Bilgiler Fakültesi Hukuk Bilimleri Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Turgut Tan, 1943 Zonguldak doğumlu. Kabataş Lisesi’nin ardından Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi’nden 1965 yılında mezun oldu. Fransa’da bir süre eğitimden sonra 1970’te SBF’de doktora yaptı, asistan oldu. 1970’te Roma Üniversitesi’nde, 1976’da İngiltere Cambridge’de, çeşitli tarihlerde Paris ve Dijon üniversitelerinde bilimsel çalışmalarını sürdürdü. 1975’te doçent, 1986’da profesör oldu. Kendisiyle HADEP’li üç belediye başkanının tutuklanmaları üzerine açılan tartışmalarla ilgili olarak, “seçimle işbaşına gelen mahalli idareler yöneticilerinin durumları” konusunda bir sohbet yaptık. Kışlalı -Genelde seçimle işbaşına gelmiş belediye başkanlarının idare hukuku içindeki durumları nedir? Tan -Mahalli idarelerle ilgili anayasal ilkeler var. 127. madde. Bazı prensipler konmuş. Karar organları seçmenlerce oluşturulanlar hakkında bunlar. Seçimle gelenlere bazı güvenceler tanınmış. Kazandıkları unvanı nasıl kaybedecekleri belirlenmiş. Bunları kaybetmeleri noktasında idarenin müdahale imkanını engellemiş. Bunu idareye değil, yargı organına bırakmış. İTİRAZ HAKKI VAR Kışlalı -Bu güvence nasıl sergileniyor? Tan -1982’nin getirdiği bir husus var. Görevleriyle ilgili bir sebeple haklarında soruşturma ya da kovuşturma açılan mahalli idare organları üyelerine içişleri bakanları, geçici bir tedbir olarak, görevlerinden uzaklaştırma kararı verebiliyor. Ama yetkinin kullanılışına çok rastladıksa da önemli bir kısmının iptal edildiğini de gördük. Karara itiraz hakkı var. Yeterli gerekçe bulunmazsa İçişleri Bakanı kararı iptal ediliyor. Suç işlendiği hakkında ciddi belirtiler ve önemli kanıtlar aranıyor. Kışlalı -Üç sözkonusu belediye başkanının tutuklanmalarını bu çerçevede düşünmek gerekmiyor herhalde? Tan -Tabii. Onlar tutuklanmışlar. Yargı yetki çerçevesinde. Sonra ortada görevleriyle ilgili bir suç da sözkonusu değil. Alınan karar idari de değil. Terörle Mücadele Kanununa giriyor durumları. Devlet Güvenlik Mahkemesi alanına girmesi suçun mahiyeti hakkında bilgi veriyor. Kışlalı -Anayasa bu seçilmişlerin görevlerinden uzaklaştırılmaları konusunda hassasiyet gösteriyor. Ama idari alanda bile, Danıştay aşamasından geçmek şartıyla, faaliyetlerinden dolayı en azından görevlerinden uzaklaştırılabiliyorlar? Tan -Evet. Dediğim gibi bu yetkiyi içişleri bakanları çok kullandılar. Bir kısmı Danıştay’dan döndü. merkezi idarenin mahalli idare üzerindeki yetkileri de aynı Anayasa maddesinde yer almış. İdari vesayet yetkisi verilmiş idareye. Kışlalı -Ortadaki sorun, demin işaret ettiğiniz gibi, tamamiyle Ceza Hukuku alanına girmekte. Yani bu kişilerin “seçilmiş kamu görevlisi” çerçevesindeki durumlarıyla ilgisi yok? Tan -Öyle. Kışlalı -Peki batıdan konuyla ilgili eleştiriler geliyor. “Seçilmiş kişiler tutuklanamaz” tarzında görüşler bile var? Bunu bir Türk hukukçusu olarak nasıl değerlendiriyorsunuz? Tan -Bu mantığı anlamak mümkün değil. “Seçimle gelen tutuklanamaz” diye bir prensip yok. Suç işlenmesi sözkonusu ise gereği elbette yapılır. Nitekim İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı için olmadı mı? Hüküm giydi. Belediye Başkanlığı düşürüldü. SON SÖZ DANIŞTAY’IN Kışlalı -Belediye Başkanı Devlet Güvenlik Mahkemesi’nde mahkum olmakla görevini hemen kaybetmiş olmuyor değil mi? Tan -Evet. Buna, nihai karara yetkili olan Danştay. İçişleri Bakanı mahkeme kararına dayanarak durumu bir yazıyla Danıştay’a yansıtıyor. Danıştay durumu inceleyip yasaya göre hangi cezaların görevlerini yapmalarına engel olduğuna karar veriyor. İki aşamalı incelemeden geçilmiş oluyor. Kışlalı -Mevcut yasalar seçilme şartlarını belirlerken, seçilmiş olmanın kaybedilmesi şartlarını da ortaya koymuyor mu? Tan -Evet, bu seçilme yeterliğini kaybetme durumuyla ilgili. Kışlalı -Batıdan gelen eleştirileri incelediniz mi? Nasıl kalkıp “Üç belediye başkanını hemen serbest bırakın. Seçilmişler tutuklanmaz” diyebiliyorlar? Tan -Ayrıntılarını bir yana bırakalım. Fransa’da Anayasa Konseyi Başkanı Roland Dumas var. Onunla ilgili iddialar olmuştur. Onu görevinden uzaklaştırma mekanizması yok. Bu durumda hukuken olmayan bir mekanizma işlettiler. Mecburi izinli saydılar. Ne olacağı da belli değil. Neler oluyor! Kışlalı -Tekrar sormak istiyorum; mahalli idarelerde seçilmiş olarak görev yapar durumdakilerin hiç dokunulmazlıkları var mı? Tan -Yok öyle bir şey. Ayrıca söyleyeyim, bunlar Memurin Muhakematı’na da tabi değiller. Haklarında dava açılabilmesi için izne gerek yok. Terör amacıyla işlenen suçlar önemli. Bunlara DGM’lerde bakılıyor. Memurlar suçu işlerse dahi İl Yönetim Kurulu izni dahi gerekmiyor. Bu suçları işleyenlerden, sadece yasama dokunulmazlığına sahip olanlar doğrudan yargıya verilemiyor. DGM’DE YARGILANACAKLAR Kışlalı -Bu durumda üç belediye başkanının davası DGM’de devam edecek. Orada mahkum olurlarsa İçişleri Bakanlığı, durumu Danıştay’a intikal ettirerek başkanlıklarının düşürülmesini isteyecek? Tan -Evet. Kışlalı -Fransa’dan gelen “Serbest bırakın-seçilmişler tutuklanmaz” seslerinin ne kadar dayanaksız olduğunu gösteren o ülkeden bir örnek verir misiniz? Tan -Hafızam yanıltmıyorsa, hem kabine içinde bir bakanlık görevi olan hem de bir kentin belediye başkanı olan bir kişinin suiistimal yaptığı ispatlanınca kendisi hapis yatmıştır. Tutuklanmıştır. Orada hem belediye başkanı olma hem de parlamenter ya da bakan olması mümkün. HUKUK DIŞI GEREKÇELER Kışlalı -İdare hukuku otoritesi olarak siz Avrupa’nın çeşitli ülkelerinden, bu konuda, gelen tepkileri nasıl değerlendiriyorsunuz? Tutuklanmalarla ilgili eleştiriler ve “serbest bırakın” istekleri var. Tan -Bunu yorumlamak çok zor. Öyle bir izlenim veriyor ki bana; burada hukuki gerekçelerden çok hukuk dışı birtakım gerekçelerin etkisiyle veriliyor bu demeçler. Kışlalı -Bu kadar hukuki gerekçeden yoksun demeci nasıl oluyor da bu kadar ciddi görünümlü kurumlar verebiliyor? Bunu nasıl yapabiliyorlar? Tan -Böyle bir şey yapmamaları lazım. Bir ülkenin hukuk sistemine göre tutuklanmış bir kimseyi, başka bir uluslararası kuruluşun “bırakın” demesini ben çok yadırgıyorum. Dediğim gibi bu birtakım eylemlerin hukuki açıdan suç haline gelmiş olmasının eleştirisinin yapılmasına engel değil. Diyelim ki durum hakkında inceleme yapıp “Belediye başkanları hakkında suç olarak öne sürülen şeyler suç kabul edilmemeli. Bizim hukuk anlayışımız buna karşı” falan deyip Türkiye’deki mevcut yasaları eleştirebilirler. Bu ayrı bir konu olur. Ama durum öyle değil. Tutumları öyle değil.
 
 
 
 
 
 
 
Reklamı Geç
KAPAT