BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Pazar yazıları

Pazar yazıları

Müslümanlık gönül yapma dinidir. Nitekim Yunus Emre’miz; dizelerinde şu ikazı yapar.



Müslümanlık gönül yapma dinidir. Nitekim Yunus Emre’miz; dizelerinde şu ikazı yapar.Bir kez gönül yıktın ise Bu kıldığın namaz değil Yetmiş iki millet dahi Elin yüzün yumaz değil...” Din büyükleri, en büyük cihadın gönül kazanmak olduğunu söylemektedir. Cenab-ı Hak, Hadis-i Kudsi’de; “Beni ararsanız, kalbi kırık olanların yanındayım” buyurur. İmam-ı Rabbani Hazretleri de imandan sonra en güzel şey, kalbi kırık olanı sevindirmek; küfürden sonra en kötü şey de, sevinçli kalbi kırmak, incitmektir der. İnsan, önce kendi kalbini toparlamalı ve düşünmeli: - Acaba; beni yoktan var eden ve varlıkta durduran ve çeşitli nimetlere garkeden Yaradanım benden razı mı? Kulu olarak benden hoşnut mu? Bu, çetinler çetini sualin cevabını kişi, kendi halinde pekala görür ve bilir. Şöyle ki: - Acaba; ben, Cenab-ı Hak’tan razı ve hoşnut muyum? Buna, gönül rahatlığı ile, elbette diyebiliyorsak mesele yok. Zira, biz razı isek, O, elbette razıdır. Çünkü O, bizi sevmezse biz O’nu sevemeyiz! Hz. Ali’ye, filan kişi seni çok seviyor, senin hakkında şöyle şöyle methiyeler diziyor dediklerinde Hz. Ali, “O kişi yalan söylüyor! Ben onu sevmiyorum ki, o beni sevsin!” der. Müslüman, tatlı dilli, güler yüzlüdür. Dünyaya, asla gönül bağlamaz. Tabii insanın Müslümanlığı işinde, tutum ve davranışında belli olur; lafında değil!.. Hadis-i Kudside Cenab-ı Hak; ben sizin suretlerinize ve işlerinize değil, kalplerinize ve niyetlerinize bakarım buyuruyor. Yani, ne niyetle yaptığınıza... Her nefeste sonsuz saadetin hazinesi gizlidir. Ve yine her nefeste insan, sonsuz azaba sürüklenebilir! En korkulan insan tipi, insanlara göre şekillenenlerdir. Yani münafık... Müslüman, her yerde Müslümandır. İnsanlar için hava, su neyse; Müslüman ve Müslümanlık da odur. Müslümana ancak aşık olunur. Bu da ancak, kendinden (nefsinden) ve dolaysıyla dünyadan geçmekle olur. Gönlü dünyaya bağlı olan yani, her önüne geleni sırf kendi nefsi için isteyen insan tipi sevimsizdir. Onun için en önemli şey kendi kör nefsinin tatminidir. Asla paylaşmasını bilmez, hep kendisi için yaşar. Halbuki, sevmesini bilseydi, paylaşabilecekti ve sevimli olacaktı. En sevimsiz, kötü insan tipi, yanına yaklaşılmayan, çatık kaşlı, abus suratlı insandır. Kendileri ile bile barışık olmayan bu tipler yalnızdırlar. Bağışlamasını bilmezler. Asla affedici olmazlar... Halbuki; Cennete dilediği kapıdan girecek bir zümre de düşmanını affedenlerdir. Nitekim, Hz. Ali, kendisini öldüreni, ölmeden önce affetmiştir. Affedin ki, affedilesiniz!... Bu tipler, hangi makam ve mevkide olurlarsa olsunlar, en büyük kötülüğü kendi dinlerine yapmaktadırlar. İnsanlar, kişilere bakarak onların tutum ve davranışlarına dikkat ederek, onların dinleri hakkında fikir sahibi oluyorlar. Demek ki Müslümanın her şeyden evvel dinini temsil etme görevi vardır. Kötü temsil etmeyle ve kötü örnek olmakla yüklenilen vebalin, hem dünya ve hem de ahiretteki hesabını iyi düşünmelidir! Dünyaya gönül bağlayanların geçimsizlikleri, bunalımları ve asla mutlu olamayışları ortada... Bunun yegane sebebi, birbirlerinin haklarına tecavüz etmeleridir. Oysa, Müslümanlık, değil başkasının hakkına tecavüz etmek kendi hakkından da, gönül rızası ile fedakârlıkta bulunmaktır. Verecek hiçbir şeyimiz yoksa bile, güler yüzü ve tatlı dili esirgememeliyiz. Gerçek mü’min, vermekle mutlu olur; almakla değil. Sevgili Peygamberimiz, “Veren el, alan elden hayırlıdır” buyurmuştur. Müslümansa, hayırlı insan olduğuna göre...
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT