BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > İş Sağlığı ve Güvenliği, gereksiz bir masraf kapısı mı?

İş Sağlığı ve Güvenliği, gereksiz bir masraf kapısı mı?

Son zamanlarda, İş Sağlığı ve Güvenliği konusunda önemli gelişmeler oluyor. Ancak gözden kaçan bir durum var: İşveren kesimi, İş Sağlığı ve Güvenliğini, gereksiz bir masraf kapısı olarak algılamış, bir tür lüks, bir tür “fuzuli masraf çıkarma yolu”(!) olarak görmektedir.



Son zamanlarda, İş Sağlığı ve Güvenliği konusunda önemli gelişmeler oluyor. Ancak gözden kaçan bir durum var: İşveren kesimi, İş Sağlığı ve Güvenliğini, gereksiz bir masraf kapısı olarak algılamış, bir tür lüks, bir tür “fuzuli masraf çıkarma yolu”(!) olarak görmektedir. Eğer İş Sağlığı ve Güvenliği konusunda, Türkiye, olması gereken (çağdaş) bir yere gidecekse, bu bilhassa KOBİ türü işverenin benimsemesi ile olacaktır. İşvereni bilgilendirip, aktive edemezsek; (ben) belki bir İş Güvenliği Uzmanı olarak çoluk çocuğumun nafakasını kazanırım, ama kendime karşı vebal altında kalırım. Çünkü (belki de uzun geniş kapsamlı organize bir çalışma sonucu); İSG (İş Sağlığı ve Güvenliği), Türk işverenine gereksiz bir masraf yaptırımı olarak göründü. Ramazanda, bayramda çalışanına birkaç kuruş da olsa gönlünden kopanı veren işveren, neden çalışanların kazalara maruz kalması, hasta olması konusunda bu kadar duyarsız kalsın? Bu mümkün mü? Geçmişimizi incelediğimizde, ahilik teşkilatının, daha sonra esnaf loncalarının mesleki riskler konusunda, ciddi olarak çalıştıklarını görüyoruz. Yıllarca karşılıklı alın terini paylaşan insanların, hastalıklarda ve korunmalarda bilinçli davrandığını görüyoruz. İş Sağlığı ve Güvenliği alanındaki yasal gelişmeler, güvenilir, sağlıklı, verimli bir iş yerinin yol gösterenidir. Yakın geçmişte (sanırım) yetersiz bilgilendirme nedeni ile işverenler İş Sağlığı ve Güvenliği alanındaki çalışmalara sıcak bakmamış engellemeye çalışmışlardır. Yavuz Yiğiter Kütüphanemize katkı yapmak istemez misiniz? Yozgat/Çayıralan ilçesinin Konuklar Beldesi’nde bulunan, halka açık kütüphanemizi geliştirmek, kitap sevdalılarına daha güzel hizmet sunmak istiyoruz. Her yaştan vatandaşın faydalanabildiği kütüphanemizde raf, masa, sandalye, bilgisayar gibi malzemelere ihtiyaç bulunmakta. Yörede ilk ve tek olan kütüphanemizi en uygun şekilde donatıp vatandaşın hizmetine sunmak için gayret gösteriyoruz. Yörede eskiden çok bulunan Osmanlıca, Arapça, Farsça gibi dillerde yazılmış eski eserlerin de muhafaza edilebileceği, kültürel zenginliğimizin yok olmaktan kurtarılacağı özel bölümlerin kütüphanemizde bulunması sağlanacak. Bu ve benzeri güzel düşüncelerle başlattığımız çalışmamıza sizin de katkılarınızı bekliyoruz. Belde’de Birlik Platformu, Konuklar Kütüphanesi (0216 527 69 08 - 0532 373 39 63) Bir yangın ne büyük tahribatlar yapıyor? Bilindiği üzere, geçtiğimiz ağustos ayı sonlarında, Serik’in Gebiz Kasabası yakınlarındaki Karaöz Beldesi’nde çıkan orman yangını hepimizi üzüntüye boğdu. 3 gün süren; söndü sanılmasının ardından tekrar başlayıp 2 gün daha devam eden yangında yüzlerce hektar kızılçam ormanı kül oldu; geriye yanmış ağaç gövdelerinden oluşan kapkara bir alan kaldı. Gazete haberlerine göre, kaynak makinesini çalıştıran bir vatandaşın dikkatsizliği sonucu çıkan yangın şüphesiz sadece ağaçları yakmadı; onlarla birlikte kaplumbağalar, yılanlar, sincaplar da yanıp kül oldular. Yangın alanı şu günlerde ihaleyle kesilecek ve yeniden ağaçlandırılacak günleri bekliyor. Yangın söndürme çalışmalarına yüzlerce orman ve belediye işçisinin yanı sıra arazözler, iş makineleri, uçaklar ve helikopterlerin de katıldığı ve bunların masrafları göz önüne alınırsa, olayın maddi boyutunun büyüklüğü de ortaya çıkıyor. 27.09.2010 tarihinde bölgeye yaptığım gezide yangından geriye kalanları görerek çok üzüldüm. Olaydan ders çıkartılmasını sağlamak ve bir daha orman yangınlarıyla ne Antalya’nın, ne de ülkemizin bir başka köşesinin karşı karşıya kalmamasını istiyorum. Kemal Güneş (Dağcılık Federasyonu Antalya Eski İl Temsilcisi) İhmalkârlık mı, sorumsuzluk mu? 30 yıldır ikamet ettiğim ve her türlü resmi işlemde adresim olarak gösterdiğim muhitimde, seçmen listelerinde ismim çıkmadı. Yeni aldığım daireyi bildirdim, adres ve beyanname formunu nüfusa iletilmek üzere muhtara bıraktım ama listede ismim bulunmadı. Canik Belediye Başkanı bizzat ilgilendi, 80 yaşıma rağmen ben de gayret ettim, netice yok. Bu nasıl idare, nasıl kayıt, nasıl bürokrasi? Verdiğimiz kayıtlar neden anında nüfus kayıtlarına girmiyor. Bu tür beceriksizlik içinde bulunanlar, vatana ve millete daha fazla zararları dokunmadan, o görevlerinden alınmalılar. Geldiğimiz zamanda, ulaştığımız gelişmişlik seviyesinde Türkiyemiz bu sorumsuzlukları, hantallıkları hak etmiyor. Herkes ya gelişmelere uydurmalı, bunu başaramayanların yerlerini de başarabilecekler almalı... Hacı Tahsin Koloğlu-SAMSUN
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT