BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Yedi yıl sonra gelen bebek!..

Yedi yıl sonra gelen bebek!..

“Çocuğum olmadan eşimin köyüne ayak basmamaya?karar verdim. Bir bahane buluyor köye gitmiyordum. Eşim ise onları istemediğimi zannediyordu. Bu yüzden aramızda şiddetli tartışmalar çıkıyordu...”



Yedi yıldır çocuğum olmuyordu. İmkânımız kadar tedavi oluyordum ama tedavi yöntemi çok pahalı idi. Bu hali kendimde bir kusur saymış kendimi çevreden soyutlamıştım. Sanki herkes biliyor ve bana acıyordu. Oysa daha yaşım yirmi üçtü. Erken evlendiğim için yedi yıl, bana yetmiş yıl gibi gelmişti. Küçük yaşta evliliğin ağırlığında ezilmiştim. Eşim ve ailesi çocuğa çok düşkündü. Hepsi çocuk bekliyordu. Hal böyle olunca kendimi onlardan da soyutladım. Hatta çocuğum olmadan eşimin köyüne ayak basmamaya kendimce karar verdim. Bir bahane buluyor köye gitmiyordum. Eşim ise onları istemediğimi zannediyordu. Bazen bu yüzden aramızda şiddetli tartışmalar çıkıyordu... Bir bayram günü aile fertleri görümcemlerde toplanmıştık. Bir film izliyorduk. Filmde gelinin çocuğu olmuyor, ağa da oğluna başka kız arıyordu. Rahmetli kayınpederim demez mi: -Bizde mi evlendirelim oğlanı, ne yapalım? Güya şaka yapıyordu. Ama ben kahrolmuştum. Üstelik orada görümcemin iki gelini vardı ve karınları burnundaydı. Üstelik benden sonra evlenmişlerdi. Kendimi tutamadım. Bir odaya geçip ağladım, ağladım. Kayınpeder; “kızım latife ettim” dediyse de benim gönlüm kırılmıştı bir kere. Tedavimin son zamanlarıydı. Sağ olsun babam ve ablam çok destek oluyordu. Babam villalara şömine yapıyor birikimini veriyordu. Ablam, eniştemden izin alarak biriktirdiği harçlığını elime sıkıştırıyordu. Kaldı ki o da ihtiyaç sahibiydi. Ancak bu tedavi de sonuçsuzdu. Bir kez daha yıkılmıştım. Eşime: “-İstersen ayrılalım” dedim. Dilim bunu söyledi ama içim kan ağlıyordu. Ama üzerimdeki baskıyı kaldıramıyordum. Eşimden Allah razı olsun. Dedi ki: -Asla böyle bir şeyi bir daha ne düşün ne de söyle. Ölene kadar da çocuğumuz olmasa ben yine senden ayrılmam. Sağ olsun o ailesi gibi değildi. Çocukları çok seviyordu. Belli etmiyordu ama içine attığını biliyordum. Bir gün amcamın torunu olmuş ve ona mevlit okutuluyordu. Mutfakta mevlit sonrası servis için hazırlık yapıyorduk. Amcamın kızı geldi. Dedi ki: -Gel bebeği sallayacaksın. “Allah Allah” dedim içimden. O kadar insan vardı. Neden ben sallayacaktım ki? Salona gittim. Bebek ağlıyordu. Kucağıma verdiler. Bir yandan dualar okunuyordu. Tanımadığım bir kadın seslendi: -Kızım, “Allah’ım seneye benim de bu kadar bir bebeğim olsun” diye dua et. Ne olduğunu hâlâ anlayamamıştım. Bir robot gibi hem bebeği salladım, hem de o kadar insanın acıyarak bakışı altında o duayı tekrarladım. Bebeği oradakilerden birine verip mutfağa döndüm. Ben hâlâ olayın şokundaydım. O mevlit 13 Kasım 1995’teydi. 26 Aralık 1995’te, yani mevlitten sadece bir hafta sonra hamile kalmıştım. 29 Ağustos 1996’da da kızımı kucağıma aldım. Gerçekten duada söylediğim gibi kasım ayında kızım iki buçuk aylıktı. Allahıma şükrediyorum. O kadar insanın içinde beni utandırmadı, dileğimi kabul etti. Bebeğimin olacağını öğrenince babam ağlamış. “O paraları taş yontarak kazandım. Alın terimdi. Kızıma helal olsun” demiş. Annem bana söyleyince çok duygulandım. Kayınpederim aklıma geldi. Elinde avucunda olduğu halde bir kuruş bile yardım etmemişti. Rabbim iki yıl sonra bir de erkek evlat verdi. Allah’ım cümleninkini bağışlasın kocaman oldular. Allah’ım ona sığınarak dua edenlerin tüm dualarını kabul eylesin. Ediyor zaten :) “İsmim sizde kalsın”-İstanbul > Yazışma adresi: Türkiye Gazetesi İhlas Medya Plaza 29 Ekim Caddesi, 34197 Yenibosna/İstanbul Faks: (0212) 454 31 00
 
 
 
 
 
 
 
KAPAT