BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Minik hikâyeler...

Minik hikâyeler...

O’na en son bineceğiz Necip Fazıl’a sormuşlar; “-Üstad özel arabanız yok mu?...” Üstad anında cevap vermiş; “-Var... Ama ona en son bineceğiz...”



O’na en son bineceğiz Necip Fazıl’a sormuşlar; “-Üstad özel arabanız yok mu?...” Üstad anında cevap vermiş; “-Var... Ama ona en son bineceğiz...” Çanakkale içinde İngiliz garson Türk müşteriye, “-Çanakkale’de çok askerimizi öldürdüğünüz için, sizleri pek sevmeyiz. Türk müşteri, “-Orada ne işiniz vardı?...” Yoksulluk Bir bilgeye, “Yoksulluk kaç gün sürer” diye sormuşlar. “Kırk gün sürer” demiş. “Peki, kırk günden sonra ne olur?” Bilge, “Alışırsınız...” Safım belli olsun Hz. İbrahim’i atmak için büyük bir ateş yakılmıştı. Bu esnada bir karınca su taşıyordu. Yolda giderken karşılaştığı karıncalar, nereye gittiğini sorarlar. Karınca “Hz. İbrahim’i atacakları ateşi söndürmek için, su taşıyorum” diye cevap verir. Soruyu soran karıncalar gülerler, “Senin götürdüğün su, o kocaman ateşi söndürmeye yetmez ki” derler. “Olsun” der karınca, “Ben de biliyorum yetmeyeceğini... Ama hiç olmazsa safım belli olsun...” Köpeklerin kardeşliği Mevlana, talebeleriyle yürürken, yol kenarında birkaç köpeğin sarmaş dolaş uyuduklarını görürler. Yanındaki talebelerinden birisi, “Güzel bir kardeşlik örneği” der, “-Keşke insanlar da bundan ibret alsa...” Mevlana tebessüm ederek karşılık verir. “-Aralarına bir kemik atıver de, gör bakalım kardeşliklerini...” İnsan “İnsan, kâinata hakim bir varlıktır” diyen felsefe öğretmenine, öğrencilerden biri şu cevabı vermiş. “-Tansiyonuna bile hakim olamayan bir insan, kâinata nasıl hakim olur?...” Olmadığı yeri gösterin Materyalist bir öğretmen, öğrencisine, “Söyle bakalım” demiş, “Allah nerede? Bilirsen sana portakal vereceğim...” Öğrenci, “-Siz bana O’nun olmadığı yeri gösterin, ben size portakal bahçesini vereyim...” Fakirliğin sefası Vaktiyle, bir derviş bir kervana katılmış, yaya olarak gidiyormuş. Bir boğazda karşılarına çıkan haydutlar kervanı durdurmuş, yolcuları soymaya başlamışlar. Sıra dervişe gelince, alınacak bir şeyi olmadığını gören haydut, “Defol” diye onu kovmuş. O da bir ağaç altına oturmuş, başlamış çubuğunu çekiştirmeye... Soyulanlardan birisi dervişin bu haline kızmış, “Sen ne duygusuz bir adammışsın! Soyulan bu kadar yolcu kan ağladığı halde, sen keyif ediyorsun” diye çıkışmış. Derviş de, “Bırak beni kardeşim. Bütün ömrümce sürdürdüğüm fakirliğimin birkaç dakika olsun zevkini çıkarayım...” Sevgiyle...
 
 
 
 
 
 
 
KAPAT