BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Haziran 2018 Cumhurbaşkanlığı ve Meclis

Seçim sonuçlarını görmek için tıklayın.
Anasayfa > Haber > SİYASET/ Okuyan SSK’ya meydan okudu

SİYASET/ Okuyan SSK’ya meydan okudu

Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Yaşar Okuyan koyduğu hedefleri 2 yıl içinde gerçekleştiremezse çekip gideceğini ilan etti



aşar Okuyan, 32 milyon insana hizmet veren 5,7 katrilyon bütçesi olan dev bir kurumu yılların ihmaliyle birikmiş yine dev gibi problemlerinden kurtarmaya çalışyor. Bunun zorlukların farkında ama kararlı. Kuruma yeni bir çeki düzen vermede, çağdaş bir yapıya kavuşturmada iddialı. Önce problemleri ortaya koyuyor, sonra çözümlerini. 2 yıl sonra bir çok şeyin değişeceğini, önce hastanelerin sonra sigortacılığın düzeleceğini iddia ediyor ve ekliyor. “Bunu gerçekleştiremezsem çeker giderim.” Kuyruklar Okuyan’a ilk olarak “SSK” deyince akla gelen kargaşayı, kuyrukları soruyoruz. -Sosyal Sigortalar Kurumu 32 milyon insana sağlık ve sigorta hizmeti veren Türkiye’nin en büyük kamu kuruluşudur. 5.7 katrilyon bütçesi var. Sağlık alanında 32 milyon insana hizmeti ancak 44 bin personel ile yapıyor. Sağlık Bakanlığının 261 bin personeli ile bu hizmeti vermeye çalıştığını dikkate aldığınızda, SSK’nın nasıl bir sağlık hizmeti ürettiğini görmemek mümkün değil. Ancak bu bir başka SSK gerçeğini de görmezlikten gelmemize yol açamaz. O nedir? O gece yarılarından itibaren kuyruklara girip numara alan, o numarayı aldıktan sonra 4-5 saat doktorun kapısında, sonra 4-5 saat eczane önünde kuyrukda bekleyen vatandaşın durumu. En azından bir sağlık ünitemize gidip, bir poliklinik vizesi almak isteyen hasta asgariden 15-16 saat çile çekiyor. 2000 yılına girdiğimiz Türkiye’de bunların kabul edilmesi mümkün değildir. Şimdi bakıyoruz 17 bakanlık bütçesinden daha fazla bütçeye sahip bir kurum tam otomasyona, bir online sisteme geçememiş. Geçememiş veya geçirilememiş. Böyle şey olur mu? 32 milyon her Allah’ın günü bir işleme muhatap oluyor kimsenin haberi yok. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’nın bütçesi 15 trilyon, bağlı kuruluşu 5.7 katrilyon. Geçen sene SSK’ ın sadece ilaca verdiği para 286 trilyon. Bana göre bunun en az 86 trilyonu israftır, fazla kullanımdır, istismardır. Bu rakamları SSK gerçeğinin bilinmesi için veriyorum. Hastane sayısı -Bu keşmekeş nasıl aşılacak? -SSK hastanelerinin, dispanserlerinin sağlık istasyonlarının sayısını bile bilemiyoruz. Hastanesinin sayısını bilmeyen kurum, gelirini giderini nereden bilecek. Böyle şey olmaz. 8 yaşında sigortalı 11 yaşında emekli pozisyonda örnekler var. Bunlar keşmekeşi gösterir. Biz bunun içinde tam otomasyona geçecek bir sistem üzerinde çalışmalarımızı yoğunlaştırdık. 2 yıl sonunda 32 milyon insana doğrudan doğruya vereceğimiz kart ile sağlık karnelerine, sevk kağıtlarına, vizite kağıtlarına gerek olmadan doğrudan doğruya tek bir kart ile hangi SSK hastanesine giderse hizmet alabileceği bir sistemi getirdik. Her şeyi bilgisayar ortamında kontrol altına almaya çalışıyoruz. -Otomasyona geçmek yetecek mi? 32 Milyona hizmet veren kurumun mutlaka personelini de artırması gerekmiyor mu? -Sosyal Güvenlik Reform Yasasına bir ek madde koyarak 18 bin 800 hastane için ek kadro aldık. Şimdi bu kadroların atamalarına başlıyoruz. 1000 doktorun atamasını hemen gerçekleştiriyoruz. Geri kalanları peyderpey yapacağız. Bu hastane ihtiyacının tamamını karşılamaz. Ancak büyük ölçüde rahatlatacak. İstanbul’da SSK’ya muhattap olan nüfusda yüzde 73 artış olmuş. Son 20 yılda İstanbul’da yatak sayısında artış oranı yüzde 2. Önce fiziki mekan artıracaksınız, hastane sayınızı artıracaksınız. Yani İstanbul, Ankara’yı düşünün, yıllardan beri yeni bir hastane, dispanser yapmamışsınız. O zaman izdihamı önlemeniz mümkün değil. Bunla ilgili bir proje çalışmamız var. Kendimizi parlamento kürsüsünde, kamuoyunda bağladık. 2 yıl sonra SSK hastaneleri bugünle mukayese ettiğinizde yüzde 50 daha iyi şartlarda bir sağlık hizmeti üretir hale gelecek. Sigortacılık alanında hizmeti, sürat bakımından kalitesi bakımında yüzde 90 daha iyi bir hale getireceğiz. Bu çok önemli bir iddia. Bu iddiadan bir adım daha ileri gidiyoruz. En az 4-5 SSK hastanesine İSO 9000 Kalite Belgesi alacağız. Bunlar inanılmaz gibi geliyor. Ben vatandaş olsam Çalışma Bakanı benim söylediğimi söylese, “bu bakan iyi atıyor, ya da bir hayal görüyor.” derim. Ben burada iki şeye güveniyorum. Birincisi tüm bu zorluklara rağmen SSK’da çalışan arkadaşlarımızın önemli bir kısmı fedekarlıkları ortaya koymuşlar. Yeni yatırım anlayışları ile geliştirdiğimizde ve alacağımız önlemlerle biz bu meseleyi yüzde 50 oranı da çözeceğimize inanıyorum. 22 ayım daha var -Bu iddialarınız inşaallah gerçekleşir. Biz bir SSK’lı olarak bekliyoruz, diliyoruz. -Ben bu 2 yıl sonra lafını Aralığın 23’ünde söyledim ve 2 ay geçti. Kalan 22 ayım var. Eğer bu söylediklerimizi yapamazsak çekip gideceğim. -Bu noktaya niye gelindi. Şimdiye kadar görev yapan Bakanlar, bürokratlar bunun farkında değiller miydi? -Geçmişle hesaplaşma niyetinde değilim. Kim ne yapmış, ne yapmamış onlara kafa yoracak vaktim de yok. Ben kamuoyu huzurunda SSK gerçeği hem iyi ve kötü tarafıyla bütün çıplaklığı ile tartışıyorum. Bunlar olmamış. Bu gerçekten hareket ederek, biz neler yapmamız lazım, nasıl yapacağız, biz bunları ortaya koyuyoruz. Biz hedefimizi belirtiyoruz ve yapamazsak bile kendimizi bağlıyoruz. Ağzımızdan çıkacak laf, düz laftır. Biz o lafın gereğini yerine getirmeyi hedefliyoruz. Çile bitecek “Sağlık alanında 32 milyon insana hizmeti ancak 44 bin personelle vermeye çalışıyoruz. Bu şartlarda iyi hizmet üretmek mümkün olmuyor. Bir sağlık ünitemize, bir dispansere veya polikliniğe giden hasta asgari 15-16 saat çile çekiyor.” Tek kart “SSK hastanelerinin, dispanserlerinin, sağlık istasyonlarının sayısını bile bilemiyoruz. Böyle şey olmaz.8 yaşında sigortalı 11 yaşında emekli insanlar var. Sigortalı Türkiye’nin neresine giderse gitsin tek bir kart ile hizmet alabileceği bir sistem getiriyoruz.” Mutlaka düzelecek “Kişi başına düşen sağlık harcaması SSK’da 49, Bağ-Kur’da 114, Emekli Sandığında 360 dolar. Bakan ya bunları düzeltecek, ya da çekip gidecek. Biz kendimizi babamızın tapulu arazisinde gibi göremeyiz.” Adam gibi hizmet “Normalde 6 çalışan 1 emekliye bakmalıdır. Bugün gelinen nokta neredeyse bire bir olmuştur. Devlet katkı yapsın ama, yapacağı katkı devletin boyunu aşıyorsa ne yapacak. Esas yoksul kaç kişi ise onlara adam gibi sağlık hizmeti verirsiniz.” 2 yıl süre “2 yıl sonra SSK Hastanelerini bugünküyle mukayese ettiğinizde en az yüzde 50 daha iyi şartlarda olacak. En az 4-5 Hastanemiz İSO 2000 belgesi alacak. Bu iddiaları 2 ay önce ortaya attım ve 2 yıl süre verdim. Yapamazsam çeker giderim.” Zaman Durmuş’u haklı çıkardı... ağlık Bakanı Osman Durmuş, deprem felaketi sırasında en çok ve en hızlı çalışan bakan olmasına rağmen, iyi niyetle söylenmiş bazı sözleri saptırılarak hedef haline getirildi. Irkçılığından tutun, cahilliğine kadar çeşitli suçlamalarla karşı karşıya kaldı. Dilinin döndüğü kadar bunların yanlış olduğunu anlatmaya çalıştı. Fayda etmedi. Her şeye rağmen başta Genel Başkan ve Başbakan Yardımcısı Devlet Bahçeli olmak üzere partisi ve partilileri sahip çıktılar. Bu zor dönem atlatıldı. Zaman geçtikçe anlaşıldı ki, bakana yakıştırılan sıfatlar, yöneltilen suçlamalar haksız ve kasıtlı. Sağlık Bakanlığı deprem yaralarını sarmakta insan üstü bir gayret göstermiş. Alınan tedbirler son derece yerinde ve isabetli olmuş. Bunun sonucu olarak da ne kan sıkıntısı çekildi, ne bir salgın hastalık yayıldı. Sağlık ekipleri her ihtiyaç olan her yere büyük bir fedekarlıkla yetiştiler. Sağlık Bakanlığı deprem felaketi sırasında görevini tam yapan kurumların en başına yazıldı. Bu durumu uluslararası kuruluşlar dahi takdir ettiler. Performans Deprem enkazının altından kalkan Osman Durmuş, Bakanlık icraatlarında da olağanüstü bir performans gösteriyor. Vardiya sistemi hastane kapılarında ki yığılmaları tarihe gömdü. Çağdışı ve zaman zaman iğrenç manzaralar sergileyen hastanelerimize çeki düzen geldi. Mesai saatleri, personel, çalışma düzeni disiplin ve ciddiyet kazandı. Reform gibi Bakan Durmuş’un son icraatları yine sağlıkda reform denilebilecek boyutlarda. Doktorlara ilk atamalarda 3 yıl hizmet şartı getiriyor. Böylece bir türlü giderilemeyen doğu ve güneydoğu bölgelerindeki doktor açığını kapatmayı planlıyor. Tayin ve terfileri torpil esasına değil hizmet esasına bağlıyor. Sağlık personeli hizmetine göre tayin isteme hakkına sahip olacak. En az bunlar kadar önemli bir yenilikle de devlet hastanelerine özel sektörle ortaklık imkanı tanıyor. Devlet hastanelerinde yeteri kadar bulunmadığı için dışarıya yaptırılan ve trilyonlara mal olan “MR”, anjiyo ve diyaliz hizmetlerinde ortaklık sistemine gidiliyor. Buna göre bu cihazları elinde bulunduranlar hizmetlerini hastanelerde verecekler ve hastanelerin imkanlarından faydalanacaklar. Elde edilecek gelir ise eşit şekilde paylaşılacak. Bakanın icraatları son derece akıllıca ve yerinde. Hem devleti külfetten kurtarıyor, hem hizmet imkanını arttırıyor. Kısacası Osman Durmuş, üstün performansıyla bir takım peşin hükümlülüleri utandırıyor. Çankaya’nın yolları... umhurbaşkanlığı seçimi yaklaştıkca karmaşık bir hal alıyor. Ağırlık kazanan 5+5 formülü üzerinde önce liderlerin tam mutabakatı olduğu açıklanmıştı. İş imza vermeye gelince farklı sesler yükselmeye başladı. Koalisyon ortağı partilerin liderleri kendi imzalarını attılar ama milletvekillerinin imzalarını garanti edemiyorlar. DYP’de Demirel’e bağlı hesaplar parti yönetimine de sıçramış bulunuyor. Güniz Sokak Bu kargaşada önünü tam göremeyen Demirel açık mesajlar vererek fotoğrafı netleştirmeye çalışıyor. “Güniz Sokağa dönerim” sözü elbette ki Çankaya sonrasındaki ikametgahı kastetmiyor. Onun içindir ki hemen peşinden “Güniz Sokağa sığmam” geldi. Demirel, bununla da yetinmiyor ve her gittiği yerde halka hitap ederek sıkı bir siyaset idmanı da yapıyor. Liderlere Çankaya sonrasında neler olabileceğinin enstantanelerini veriyor. Son tablo Artık problem anlaşılır hale geldi. Demirel Çankaya’da kalıp mevcut liderlere bir şans daha mı versin? Çankaya’dan inip siyaset meydanında yeni fırtınalar mı estirsin? Kargaşa da buradan başlıyor. DSP “tabanımız farklı” rahatlığı içinde olsa da, hem Demirel dışında seçilecek biriyle anlaşabilme de, hem tabanın kaymasında tedirgin. Zamana ihtiyaç duyan MHP, “gelen gideni aratır mı?” endişesi içinde. ANAP’da Demirel’le husumeti olanların yanında “Yılmaz’ın şansı olur mu” sorusu cevap arıyor. Demirel’in siyasete dönmesi bir kabus gibi. DYP tam bir yol ayrımında. Çiller’in siyasi geleceği ne yapıp yapıp Demirel’i yukarda tutmaya bağlı. Bu durumu çok iyi bilen parti içinden bir grup ise tersinden hareket ederek Demirel’i indirme planları yapıyor. FP’de ise beklenen oldu ve bütün pazarlıklar getirilip 312’ye bağlandı. Tablo bu. Aşağısı sakal, yukarısı bıyık. Çankaya’nın yolları dik, ince ve karmaşık. Çık çıkabilirsen, in inebilirsen.
 
 
  • Piyasalar

    Fark %
  • 93955
    % 1.02
  • 4.7739
    % -0.97
  • 5.5915
    % -0.07
  • 6.2473
    % -0.16
  • 188.732
    % -0.16
 
 
 
 
 
Reklamı Geç
KAPAT