BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Doğruyu bulmak ve inanmak zordur

Doğruyu bulmak ve inanmak zordur

Doğruyu, hakkı bulmak ve buna inanmak çok zordur. İnsanın nefsi, doğruyu kabûl etmekte inatçıdır. İnat, hakkı, doğruyu işitince, kabûl etmemektir...



Peygamberler dahil, hiç kimse, Allahü teâlâ bildirmedikçe doğruyu bulamaz. Neyin doğru, neyin yanlış olduğu, ancak Allahü teâlânın bildirmesi ile bilinebilir. İNKÂRCI SEMÛD KAVMİ!.. Peygamberlerden Sâlih aleyhisselâm kendi kavminde hükümdâr idi. Herkes tarafından çok seviliyordu. Bir gün Cebrâil aleyhisselâm gelir ve kendisinin Peygamber olduğunu, Allahü teâlânın emir ve yasaklarını Semûd kavmine bildirmesini söyler. Sâlih aleyhisselâm; -Allahü teâlânın emir ve yasakları nelerdir ben bilemem deyince, Cebrâil aleyhisselâm, Allahü teâlânın emir ve yasaklarını Sâlih aleyhisselâma öğretir. Sâlih aleyhisselâm da, Semûd kavmine bildirir fakat kavmi imân etmez ve bildirilen doğruları kabul etmezler. Düne kadar çok sevdikleri hükümdarları iken ve bütün emirlerini yaptıkları hâlde, Allahü teâlâya imân etmeyi ve Onun emirlerini bildirince, kavminin pek azı hariç, çoğu inkâr ve isyân ederler. İnanmayanlar, imân edenlere eziyyet ve işkence yaparlar. Hatta bir gün Sâlih aleyhisselâma, alay ederek; -Şu kayanın içinden kızıl tüylü bir deve çıkarırsan sana imân ederiz derler. Sâlih aleyhisselâm onlara; -Bu benim yapabileceğim bir iş değildir cevabını verirken Cebrâil aleyhisselâm gelir ve; -Sen duâ et Allahü teâlâ senin duânı kabul edecek ve kayanın içinden deve çıkaracak buyurur. Bunun üzerine Sâlih aleyhisselâm da duâ eder ve o kaya büyük bir gürültü ile yarılarak içinden kızıl tüylü bir deve çıkar. Bu hâdise üzerine, önceden imân etmiş olanların imânı sağlamlaşır, şüphede olanlar da imân ederek inananların sayısı biraz daha artar. İnkâr edip, imân etmeyenler ise inanmadıkları gibi inkârlarında daha da ileri giderek deveyi öldürmek isterler. Sâlih aleyhisselâm da onlara; -Sakın bu deveyi öldürmeyin, öldürürseniz başınıza çok büyük bir felâket gelir buyurur. Semûd kavminin su için kullandığı bir kuyu vardı. Sâlih aleyhisselâm kavmine; -Bu kuyunun suyunu bir gün siz, öbür gün de deve içecek, devenin su içeceği günde, hiç kimse su için gelmesin buyurur. Fakat inkâr edenler, suyu her gün isterler ve deveyi öldürmeye karar verirler. Bunun için de, adam tutup deveyi öldürtürler. Deve öldürülünce Allahü teâlânın gazâbının çok çabuk geleceğini Sâlih aleyhisselam kavmine bildirir ise de, inkâr edenler bunan inanmaz. Zira Sâlih aleyhisselâmın kavmi çok zengindi. Çok sağlam, güçlü binâlar yapmışlardı ve bunun için; -Bize bir şey olmaz dediler. Sâlih aleyhisselâm da, kendine imân etmiş olanları toparlayarak; -Burası artık lanetlendi, çok acil olarak burayı terk ediyoruz. Şu karşıki tepeye çıkalım ve oradan neler olacağını hep beraber görelim buyurur. Kendine inananlarla beraber tepeye çıkarlar. Bu sırada Semûd kavminin bulunduğu şehirde çok büyük bir deprem başlar ve tam 7 gün sürer. Hiçbir şey kalmaz, her şey toprağın altına karışır ve şehir dümdüz olur... Peygamber efendimiz, eshâb-ı kirâmla beraber bir sefere giderlerken bu vâdiden geçiyorlardı ve eshâb-ı kirâma hitaben; -Burası lanetlenmiş bir yerdir, çok hızlı geçin duraklamayın, burada durulmaz. Gözünüzden yaş akıtın, bizim başımıza böyle bir şey gelmemesi için duâ edin, buyururlar. ALLAHIN SEVMEDİĞİ KİMSE!.. Allahü teâlâ sevdiği işi, en çok sevdiğine verir. Allahü teâlânın, yarattıkları içinde en çok sevdiği, Peygamber efendimizdir ve sonra da diğer Peygamberlerdir. Daha sonra da, Resûlullah efendimizin yolunda bulunan evliyâdır. Bunların hepsinin vazifesi, Allahü teâlânın emir ve yasaklarını, Onun kullarına bildirmektir. Zira doğru, bunlar vasıtası ile öğrenilir. Netice olarak, doğruyu, hakkı bulmak ve buna inanmak çok zordur. İnsanın nefsi, doğruyu kabûl etmekte inatçıdır. İnât, hakkı, doğruyu işitince, kabûl etmemektir. Ebû Cehil ve benzerleri, inât ederek, Resûlullah efendimizin Peygamber olduğuna inanmadılar, inkâr ettiler. İnât, riyâdan, kin tutmaktan, hasedden meydana gelmektedir. Hadîs-i şerîfte buyurulduğu gibi: (Allahü teâlânın en sevmediği kimse, hakkı kabûl etmekte inât edendir.)
 
 
 
 
 
 
 
KAPAT