BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Depresyonun arkadaşı Obsesif Kompulsif

Depresyonun arkadaşı Obsesif Kompulsif

Obsesif Kompulsif Bozukluk hastalığının en önemli özelliği, kişilerin takıntılı davranışlarının farkında olmasıdır. Bu hastalık depresyonun da yoldaşıdır.



BİLE BİLE ERİYORUZ! Hangimizin takıntıları yok ki... Ancak bu takıntılar anlamsızca tekrarladığında işte o zaman saplantılar başlıyor. Obsesif Kompulsif Bozukluk hastalığının en önemli özelliği; kişilerin takıntılı düşüncelerinin ve davranışlarının farkında olmasıdır DEPRESYONUN CAN?DOSTU!.. Sinirlilik, tahammülsüzlük ve öfke nöbetleri, karşı koyulması çok zor olabilen duygular olup çoğu zaman kişi, etrafındakilerin kalbini kırar ve sonrasında yoğun pişmanlık yaşar, üzülür, ancak bu öfkesine de engel olamaz. Obsesif Kompulsif Bozukluğuna depresyon da sıklıkla refakat eder. DEFALARCA KİLİDİ KONTROL EDER Tipik bir Obsesif Kompulsif Bozuklukta, kişi herhangi bir şeye her temastan sonra defalarca elini yıkar, eve geldiğinde tüm elbiselerini dezenfekte etmeye çalışır, sokağa çıkarken defalarca kapıyı kilitleyip kilitlemediğini kontrol eder. > B.Z / SAMSUN * Yaşım 21, bekarım, bazı takıntılarım var doktor bey! Bende aşırı vesvese, şüphe, kuruntu, endişe ve korku var. Bilhassa dini konularda, ne yapacağımı şaşırdım. Her sabah uyandığımda sanki gusül mü gerekti acaba diye şüpheye düşüyorum. Abdest alırken sanki idrar geliyormuş gibi bir his geliyor. Namaza başlarken defalarca tekbir alıyorum, süreleri tekrarlayıp duruyorum. Bir de maaşımın azlığı psikolojimi bozuyor. Kötü kötü düşünceler sürekli beni meşgul ediyor. Çok korkuyorum, ibadetlerim boşa mı gidiyor diye? Bu girdaptan nasıl kurtulabilirim, takıntılarımı kontrol altına alabilmem mümkün mü? Lütfen bir yol gösterin, çok endişeliyim... Sevgili okuyucum, çevremizde sizin müptela olduğunuz özellikle manevi sıkıntılara maruz kalmış eş, dost ve arkadaşlarımıza zaman zaman rast gelmekteyiz. Bunda, şeytan ve nefsin başka yönlerden yenemediği ve verdikleri vesveseleri yerine getirtemediği kardeşlerimizi iman ve amel noktalarında şüphelere düşürerek Allah’a karşı isyan ettirme amacının oldukça fazla rolü vardır! Sizin ve sizin gibi diğer kardeşlerimizin ortak derdi olan Takıntı hastalığı adı verilen Obsesif Kompulsif Bozukluktan 2 hafta süre ile etraflıca bahsetmeye gayret edeceğim... BU NE BİÇİM HASTALIK BÖYLE! ‘Obsesyon‘ların (şüphe, evham, takıntı) oluşturduğu kaygıyı azaltmak amacıyla tekrarlanan davranış ya da zihni hareketlere Kompulsiyon (saplantı, tekrarlayan davranışlar) denir. Obsesyon kişinin kontrolü dışında tekrarlayan düşünce ve uyaranlardır. Hastalar, bunun çok anlamsız olduğunu, kendilerini çok rahatsız ettiğini ancak bu düşüncelerden kurtulamadıklarını belirtirler. Bu takıntılar hastada iğrenme, korkma, şüphelenme veya anksiyete (iç sıkıntısı) gibi duyguları da beraberinde getirir. Şikayetler, stresli zamanlarda daha da artar. Bazı kişiler, evden çıkarken dış kapının kilitli olup olmadığını bir kaç defa kontrol eder, bu tür davranışları Obsesif Kompulsif Bozukluk olarak değerlendirmek yanlış olur. Hasta olanlarda akla takılan düşünceler, istemli olarak uzaklaştırılamaz veya saçma olduğunu bile bile aynı davranış çok defa tekrar edilir (uzun süre el yıkamak veya kapının kilitli olduğunu bilerek tekrar tekrar kontrol etmek gibi). Bu hastalığa yakalanmış kişilerin günlük işlerini yerine getirmesi güçleşir, iş hayatı ve sosyal ilişkileri genelde bozulur. Saatlerce takıntıların esiri olarak boşa zaman tüketirler. GENÇ ERİŞKİN HASTALIĞI Toplum içinde saplantı hastalığı 10 kişiden 2 veya 3’ünde görülebilir. Ancak tahmin edilen değerler bunun çok üstündedir. Herhangi bir yaşta başlayabilir. Başlangıç yaşı ortalama 20’dir. Üçte ikisi 25 yaşın altında hastalığa yakalanırken, yüzde 15 kadarı da 35 yaş sonrasında hastalığa yakalanır. Erkeklerde görülme yaşı kadınlara göre daha küçüktür. Erkeklerde 6-15 yaş arası sıklıkla görülürken, kadınlarda 20-29 yaş arasında daha sık görülür. En sık görülen saplantılar şunlardır: Hastalık bulaşma takıntıları, Şüphe (kontrol etme) takıntıları, “Simetrik” veya “ eksiksiz olma” saplantıları (Aşırı tertipli, düzenli olma ve sıraya koyma), Dini takıntılar, Tekrarlama, Tamamlama, Eşya Biriktirme, Sayma (eşya ve sayı), Kontrolünü kaybetme ve saldırgan davranışta bulunma korkusu, Tekrarlayan ve kontrol edilemeyen cinsel düşünceler, Aşırı liste yapma... GEVİŞ GETİRİRCESİNE DÜŞÜNME Ayrıca başka bir bozukluk varsa, Obsesyon ya da Kompulsiyonların içeriği sadece bunlarla sınırlı değildir. Yeme bozukluğunun olması durumunda yemek konusu üzerinde düşünüp durma; saç yolmanın olması durumunda saç çekme üzerinde durma; vücut şekil bozukluğunun olması durumunda dış görünümle aşırı ilgilenme; bir madde kullanım bozukluğunun olması durumunda ilaçlar üzerinde düşünüp durma; hastalık hastası olması durumunda ciddi bir hastalığının var olduğu biçiminde düşünüp durma; cinsel davranış sapması durumunda cinsel dürtüler ya da fantaziler üzerinde düşünüp durma ya da majör depresif (en ağır depresyon) bozukluk olması durumunda suçluluk üzerine geviş getirircesine düşünme şeklinde de kendini gösterebilir. Dikkat çocuğunuz sizi taklit ediyor! Hastalığın bilinen tek bir sebebi yoktur. Çeşitli etkenlerin bir araya gelmesi ile bu hastalık ortaya çıkar. Çoğunlukla ergenlikte ve genç erişkinlikte başlar. Belirtiler genellikle yavaş ortaya çıkar, bazen de aniden ortaya çıkabilir. Aile bireylerinden öğrenilebileceği gibi olumsuz bir yaşantı sonucunda da kazanılabilir. Bunun yanında genetik ve benzeri biyolojik faktörler de etkili olabilir. Yakınlarında bu hastalığın görülme ihtimali daha fazladır. Aynı ailede görülen belirtilerin aynı olması gerekmez. Annede kontrol etme Kompulsiyonları görülürken kızında sık el yıkama olabilir. Beyinde kimyasal haberci görevi yapan serotonin seviyesinde düşmenin bu hastalığa sebep olduğu söylenmektedir. Serotonin seviyesini artıran ilaçlar bu nedenle tedavide kullanılmaktadır Aile içi sorunlar veya stres yapan durumlar bu hastalığa yol açmaz ancak var olan hastalığın alevlenmesine yol açabilir. En büyük saplantı: HİJYEN * Bulaşıcı hastalıklar ve mikroplardan aşırı korktuklarından, tokalaşmak istememe * Mutfak ocağını açık unutmak, ütüyü fişi üzerinde bırakmak, kapıyı kilitlemeyi unutmak gibi şüphe ve kuruntular * Her gün evin her tarafının tozunu alma ve eksik iş kalması gibi titizlik göstererek sıkıntı ve rahatsızlık hissi yaşama * Sürekli olarak birisinin çocuğuna, kendisine veya yakınlarına zarar vereceğinden korkma * Sürekli zihinde belli seks görüntülerinin yer alması sonucu kişinin bu düşüncelerinin dışarı yansıyacağından korkma * Sürekli istenmeyen düşüncelerin, görüntülerin, dürtülerin, şüphelerin ve fikirlerin kişinin zihnini meşgul etmesi. Çoğunlukla bu düşünceler temizlik, hastalıklar ve mikroplar, güvenlik ve seksle ilgilidir. * Karşı konulmaz bir şekilde sürekli el yıkama, saç çekme, temizlik yapma, ortalığı düzenleme, kontrol etme gibi mantıksız davranışları tekrarlamak, saymak, dua etmek, kelimeleri sessizce tekrar etmek, hesap yapmak gibi zihni faaliyetler. HAFTAYA: TEDAVİ YOLLARI OKUYUCULARIMIZA CEVAPLAR Çok çabuk yoruluyorum > Dilara Malkoçoğlu * Yaşım 36, boyum 1.54, kilom 56. Çok çabuk yoruluyorum, ne kadar uyusam fayda etmiyor. Merdivenden çıkarken ayaklarım sanki beni taşımıyor, nefes nefese kalıyorum. Bir de göbeğimin 4 parmak kadar altına hafif bastırsam ağrı hissediyorum. Neden olabilir? CEVAP: Dilara Hanım, kilo manasında çok fazlalığın yok ama siz yine de temkinli olun. Egzersiz ve hamur işi, tatlılar, pirinç pilavı, çikolatadan uzak durup öğün başı tam buğday ekmeğinden de 2 dilimi geçmeyecek şekilde perhiz yapıp 5-6 kg vermelisin. Bahsettiğin şikayetlerle ilgili olarak dahiliye uzmanına muayene olup tetkiklerini yaptırt. Fakat anlattığın şekliyle şikayetlerin büyük ölçüde geçtiğimiz 2 hafta detayları ile bahsettiğimiz Fibromiyalji Sendromu ve İrritabl Bağırsak Sendromuna çok uymakta. Her 2 hastalığın da temel sebebi, ruhi gerilim ve stres. Burada kişiye düşen görev, her zaman söylediğimiz gibi üzerimize düşen maddi ve manevi vazifeleri yaptıktan sonra, gerisini Allah’a havale etmektir. Böylelikle şikayetlerin belki de tamamına yakını ilaçsız bile geçecektir. Hamileyim eşim yanımda sigara içiyor > Gonca Ece * Hamileyim, eşim çok sigara içiyor, evde de kullanıyor, bebeğe zararı olur mu? CEVAP: Sayın Ece, eşinizin sigara içmesinin size zararı olduğu gibi dolaylı olarak karnınızdaki bebeğe de her yönüyle olumsuz etkisi vardır. Pasif içiciler, kalp hastalığı ve akciğer kanseri yönünden hemen hemen sigara içenlere yakın oranda risk altındadırlar. Bu nedenle ciddi manada kul hakkına girmesi sebebiyle de son derece terk edilmesi gereken çok yanlış ve zararlı bir alışkanlık. Sigara ömrü ciddi oranda kısaltan ve yaşanılan süre içinde hayat kalitesini düşüren bir düşmandır. Sayın Başbakanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın önderliğinde hükümetimizin getirdiği sigara yasağı; gelecek nesillerin sağlığı için son derece yerinde bir karar ve uygulama olup, buna millet ve fert olarak destek çıkıp uymalıyız. Hatta evde de yasak uygulanmalı. En önemlisi insan haklarına aykırı. HER DERDİNİZİ BANA YAZIN E-mail: aile.doktoru@tg.com.tr Adres: 29 Ekim Caddesi No: 23 34197 Yenibosna İSTANBUL
 
 
 
 
 
 
 
KAPAT