BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Demir tavında!..

Demir tavında!..

Dükkân komşularımızın araba tamircileri olduğunu söylemiş miydim?.. O zamanların gözde ulaşım ve taşıma araçları at arabalarıydı. Bu arabaların iki tekerlekliden, dört tekerlekliye, Akhisar arabası denilen süslü püslü ve de çalparalı (yani tekerleklerin üstüne büyük bir maharetle yerleştirilen zil gibi bir nesneyle arabaların kulakları sağır eden bir gürültüyle seyretmesini sağlayan bir düzenek) arabalardan; kasası daha alçak imalatı daha kolay lastik tekerlekli Konya arabası tarzına geçiş dönemlerini yaşamış biriyim.



Dükkân komşularımızın araba tamircileri olduğunu söylemiş miydim?.. O zamanların gözde ulaşım ve taşıma araçları at arabalarıydı. Bu arabaların iki tekerlekliden, dört tekerlekliye, Akhisar arabası denilen süslü püslü ve de çalparalı (yani tekerleklerin üstüne büyük bir maharetle yerleştirilen zil gibi bir nesneyle arabaların kulakları sağır eden bir gürültüyle seyretmesini sağlayan bir düzenek) arabalardan; kasası daha alçak imalatı daha kolay lastik tekerlekli Konya arabası tarzına geçiş dönemlerini yaşamış biriyim. Bütün bu araba imal ve tamirinde iki malzemenin birbiriyle buluşması söz konusuydu ‘demir ve ahşap’. Ahşap bizim oraların tabiriyle tahta kısmını biz yapardık. Ancak demir işi bizimkinden daha ilgi çekiciydi. Özellikle biz çocuklar için demirin işlenmesi -moda tabiriyle- başlı başına tam bir ‘Görsel Şölen’di. Demire şekil vermek için önce onun ısıtılması gerekirdi. Bunun için körük denilen harika bir alet kullanılırdı. Zonguldak’tan gelen taşkömürü alevinde ısıtılan demir tam tavında ocaktan alınır, ustanın hafif çekicinin gösterdiği yerlere iki kalfanın maharetle kullandığı balyozların müthiş bir ritimle vurulmasından oluşan muhteşem trio’nun gayretleriyle demir istenen şekli alırdı. Gerçek bir ışık ve ses gösterisi olan bu sahneyi hiç kaçırmam o sesleri duyar duymaz komşunun dükkânının önüne fırlardım. İşte bu gözlem, hayatım boyunca kullandığım bir ölçüyü kazandırdı bana. Malum bu olay bir atasözümüz ile de taçlandırılmış: ‘Demir tavında dövülür.’ İyice ısınmamış demiri işleyemediğiniz gibi, demiri fazla ısıtırsanız etrafa muazzam kıvılcımlar saçarak demirin eriyip kaybolduğunu görürsünüz. Yumuşamayan demire şekil vermek mümkün olmadığı gibi çeşitli tedbirlerle yumuşatılmadan şirketlerde değişim projeleri uygulamak da mümkün olamıyor. Yapılan en büyük hatalardan biri de bu zaten. Şirketler gerek konjonktürel gerekse bazen aşırıya kaçan teşviklerle hızlı şekilde büyüyüp yönetilmeleri neredeyse imkânsız hale gelince akla gelen ‘profesyonelleşme ve kurumsallaşma’ adıyla anılan değişim faaliyetleri çalışanlara sabırla yürütülen eğitim seminerleriyle anlatılmaya çalışılmadığı için başarılı olamıyor. Tepeden inme kararlar ve emirlerle insanları yumuşatmadan değişimi yönetmeye kalkmak kırılmalara ve erimelere sebep oluyor.
 
 
 
 
 
 
 
KAPAT