BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Hiddink, sen gerçekçi ol!..

Hiddink, sen gerçekçi ol!..

Geçen hafta cumartesi günü Uluçmarket’te Almanya-Türkiye milli maçı ile ilgili olarak çıkan yazım “şöyle” başlıyordu; “Ben bu satırları, Almanya-Türkiye Milli Maçı’nın başlama saatinden 10 saat önce yazıyorum ve de ‘bunca yılın spor yazarı’ olarak ‘risk’ alıyorum, hem de ‘büyük’ bir risk!.. Arda’nın sakatlığına rağmen, Türk Milli Takımı’nın Almanya önünde ‘maçın sonucu ne olursa olsun’ bizi mahcûp etmeyecek bir mücadele vereceğine inanıyorum!..”



Geçen hafta cumartesi günü Uluçmarket’te Almanya-Türkiye milli maçı ile ilgili olarak çıkan yazım “şöyle” başlıyordu; “Ben bu satırları, Almanya-Türkiye Milli Maçı’nın başlama saatinden 10 saat önce yazıyorum ve de ‘bunca yılın spor yazarı’ olarak ‘risk’ alıyorum, hem de ‘büyük’ bir risk!.. Arda’nın sakatlığına rağmen, Türk Milli Takımı’nın Almanya önünde ‘maçın sonucu ne olursa olsun’ bizi mahcûp etmeyecek bir mücadele vereceğine inanıyorum!..” Ne var ki, Türkiye, “farklı yenilgi” bir yana, “o gece” Almanya önünde bizi, hepimizi “mahcûp edecek” bir futbol oynadı; daha doğrusu “futbolun f’sini bile oynamadı, oynayamadı!..” Ben TV’den maçı izlerken, “sahada ne yaptığını bilmez bir şekilde oradan oraya koşuşturan futbolcularımızın, futbol adına ortaya koydukları inanılmayacak kadar kötü performanstan utandım!..” Okuyucularım bilir, “Hiddink’in Türk Milli Takımı’nın başına getirildiği” haberini duyduğumdan beri hep “Hiddink’ten yana oldum”; hâlâ da ve “gene” Hiddink’ten yanayım; onun Türk Milli Takımı’na çok şey vereceğine ve “başarılı” olacağına inancım sürüyor!.. Ama, “bu durum”, onu eleştirmeme engel değil, hata yaptığında, yanlış yaptığına inandığımda ve gördüğümde elbette eleştireceğim, hatta “sert, hem de çok sert” eleştireceğim!.. Sevgili Hocamız, Almanya maçından sonra yapılan sert eleştirilere karşı diyor ki; “Dünya Birincisi gibi konuşmayı çok seviyoruz. Sanırım kültürümüzde gerçekçi olmak gibi bir düşünce yok.” İşte “burada” dur Hocam; “fırsat kollayan, peşin fikirli ve art niyetli” bir kısım sayısı az yorumcuyu, yazar-çizeri bir yana bırakıyorum, “böyleleri” Dünya’nın her yerinde vardır ve olacaktır, ama Almanya önündeki “hepimizi mahcûp eden” futboldan sonra haklı olarak “sert eleştiriler yapan”, böylece “görevlerini yerine getiren” yorumcularımıza, yazar-çizerlerimize ve de vatandaşlarımıza, dahası “kültürümüze” atmaya kalkıştığın “gerçekçi olmak düşüncesine sahip olmamak” çamurunu “aynen” sana iade ediyorum; “Gerçekçi olmamak kültürü sende yok, galiba”; bunca yılın tecrübesine ve bunca görkemli kariyerine rağmen!.. Bizler “Dünya birincisi olmadığımızı” çok iyi biliyoruz, ama “Almanya Milli Takımı’nın iskeletini de, bu mevsim her hafta çok kötü futbolla çuvallamaya devam eden Bayern Münihli futbolcuların oluşturduğunu” da çok iyi biliyoruz; işte “böyle” bir Almanya karşısında, üstelik “o” Almanya, hem de “beklendiği gibi” ahım şahım bir futbol da oynamadığı hâlde, Türk Milli Takımı’nın “o rezil futbolu sahaya neden ve nasıl getirdiğini” araştırmanın, yazmanın, analiz etmenin, yorumlamanın ve eleştirmenin de, Dünya’nın her yerinde olduğu gibi “görevimiz” olduğunu çok iyi biliyoruz; onun için, “hiç olmazsa”, çok doğru bir şekilde söylediğin “11’de başlayan, yedek ve de tribünde olan herkesin arkasındayım. Tüm sorumluluk da bende” sözünün arkasına dur ve “kendin ve takımın dahil herkesi mahcûp ettiğini” anlayarak ve de “gerçekçi olarak” başını önüne eğ, sus ve “talebelerinle beraber daha iyisini yapmaya ve hedefe varmaya çalış”; hele hele “Türkiye’yi, Türk Futbolu’nu, Türk insanını, Türk kültürünü küçümser” havalarda konuşmamaya çok dikkat et!.. Sahaya sürdüğün 11’in, o on bire verdiğin taktiğin, “Sabri-Hamit ters yüzü” başta hiç ama hiç “gerçekçi olmadığını”, Almanya’da “mevsim başı orta saha yıldızı” Nuri Şahin’i “verdiğin görev” ile “ne hâle getirdiğini” anlayıp, “hata bende” diyeceğine, kalkıp “eleştirenleri”, hem de “kültürümüzü” de işin içine katarak “böylesine karalamaya kalkman” kabul edilemez, bilesin ki hiçbir zaman da etmeyeceğiz!.. “Bu çirkin” sözün, “Türkiye’yi, Çavuşescu Romanyası’na benzeten” Lucescu’nun sözlerinden “biraz daha yumuşak” ama, “mantalitesi” bakımından “aynı” kapıya çıkanlardan!.. Kişiliğine, futbol bilgine, Milli Takımımıza yapacağın katkıya saygılıyım, saygılı olmaya da devam edeceğim, ama “geleneksel kültürüm”, özümüze dair böylesine “haddini bilmez” ve “çizmeyi aşan” lâfları “yiyip yutmama” mani; sen haddini bilmezsen ve çizmeyi aşarsan (ki, Mahmut Özgener Başkanım, herhalde bu konuyu seninle konuşmuş ve uyarmıştır), bilesin ki, her zaman ve her zeminde cevabını misliyle alırsın!.. Bu yazıyı Azerbaycan maçından 10 saat önce yazıyorum; temennim, siz bu satırları okurken, “iki kardeş” ülkenin milli takımlarının “kardeşçe” bir maç oynamış ve de Hiddink’li Türk Milli Takımı’nın, “Almanya hasarının acısını hafifletecek” bir sonuçla sahadan ayrılıp, puan cetvelinde Türkiye’nin “gücü itibari” ile hak ettiği yeri almış olmasıdır!.. Sonucu elbette 10 saat önceden bilemem, ama diyorum ki; Ay-Yıldızlı takım gruptaki son maçının son dakikasına kadar “hedef için” mücadele edecektir, kimsenin kuşkusu olmasın!..
 
 
 
 
 
 
 
KAPAT