BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Zavallı Türk futbolu

Zavallı Türk futbolu

Önce bizim spor medyasındaki “Hiddink hayranlarıyla, neme lazımcılara” yazarak başlayayım. Sakın ola ki, kaçırdığımız pozisyonlardan satırlar dizerek, lâflar üreterek dünkü futbol kepazeliğimize özür aramayın. Çünkü rakibin kaçırdıklarının hepsi boş kaleye idi.



Önce bizim spor medyasındaki “Hiddink hayranlarıyla, neme lazımcılara” yazarak başlayayım. Sakın ola ki, kaçırdığımız pozisyonlardan satırlar dizerek, lâflar üreterek dünkü futbol kepazeliğimize özür aramayın. Çünkü rakibin kaçırdıklarının hepsi boş kaleye idi. Bizimkiler ise kaleciye takıldı. Sonra çok ama çok önemli dün akşamki futbol olgusundan söz edeyim. Bu bence en önemli üzerinde durulacak noktadır. Maçı banda almış olanlar ya da hafızası çok kuvvetliler ve de tabii ki bizim futbol otoriteleri şunu hatırlayabilecekler mi? Futbolda esamesi okunmayan oyuncularının en pahalısı bizim en ucuzumuzdan daha da ucuz olan Azerbaycan kontraya hangi tempo hangi sürat ve kaç kişiyle çıktı? Biz deminki sıraladığımız ölçülerde Azerbaycan’ın neresinde kaldık? İşte dün akşamki en büyük ayıbımız bu kontratak organizasyonundaki geri kalmışlığımızın ortaya çıkışıdır. Hoş rakibin sahasına yerleştiğimizde acaba hangi “Hollanda tipi” ya da son “Fatih Terim ölçülerinde” kaç atak yapabildik? Yine ünlü yorumcularımız ve futbol alimlerimize göre büyük Teknik Direktör Hiddink Almanya maçı rezaletinden sonra Özer‘i bir kere daha takımın sol ön bloğunda görevlendirdi. Ne komik değil mi? Sonra da bu komediyi trajediye çevirerek Özer‘in yerine Nihat‘ı almaz mı? Almanya maçından sonra Selçuk-Hamit- Emre‘yi kurarak, ön tarafı da kendi içinde çözülmez biçimde düğümleyen teknik direktörle biz nereye kadar gideriz ki? Milli Takım, Almanya faciasından sonra isim ya da sıfat bulmakta zorlandığım dün akşamki Azerbaycan maçıyla ciddi şekilde kadro seçiminin yanısıra futbol fukaralığına doğru sürüklenmektedir. Bana bir Allah’ın kulu bizim Milli Takım’ın ne planla hangi oyun felsefesiyle ve rakibin nelerini hesaplayarak maça çıktı diye bir şeyler anlatabilir mi? Hiç zannetmiyorum. Böylece herşeyi elini ayağına dolaştırmış Türk futbolunu sadece havuz paralarıyla yükseltmeye çalışan federasyon, daha ne kadar koltuğunda kalmakta direnecektir? Şöyle maçın sonlarına bir bakayım dedim. Takımda kıyamet gibi santrfor görürken, onlara kenardan top çıkaracak bir bildiğim adam da bulamadım. En iyisi “Hiddink ve şakşakçılarını Azerbaycan’da bırakıp Türkiye’ye dönmektir” diyorum.
 
 
 
 
 
 
 
KAPAT