BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Sen onu külahıma anlat türünden davalar

Sen onu külahıma anlat türünden davalar

Türkiye’de bir ucunda devlet olan mağduriyetlerde hak aramak kolay değil.



Türkiye’de bir ucunda devlet olan mağduriyetlerde hak aramak kolay değil. Davalı devletin herhangi bir kurumu ise haklıyı haksızı ayırmak yerine problem en az zararla nasıl geçiştirilir hesabı yapılıyor. Askerlerin sevdiği tabirle böyle bir teamül oluşmuş. Davanın bir tarafında polis varsa, delil toplamak, usulüne uygun rapor tanzim etmek, kolay iş değil. Ben daha önce çapraz bir uygulama teklif etmiştim. Polisle ilgili davada polise düşen işi jandarma yapsın, eğer jandarma davalı ise polis yapsın, demiştim. 2007’de Mehmet Tursun’un oğlu polis kurşunuyla öldü. Polis kurşunuyla öldü mü savunma standarttır: Dur dedik, durmadı, biz de ateş açmak zorunda kaldık. Dedikleri gibi mi oldu, sorusunun cevabını kim verecek? Mahkeme.. Mahkeme neye bakarak karar verecek? Delillere..Savcılık kanalından gelen delilleri toplayan kim.. Polis.. Davalı kim polis.. ... Baba yüreği.. Mehmet Tursun bir vakıf kurdu. Kendini bu işe adadı. Tek başına kamu kurumu gibi çalışıp bilgi topluyor, çözüm yolları gösteriyor. 2007’den 2010’a kadar 3 yıl içinde Türkiye’de polis kurşunuyla ölenlerin sayısı 90 kişiymiş. 20 yılda Yunanistan’da polis kurşunuyla ölen sayısı 1. Yunanistan bir kişi için ayaklanmış. Sendikalar genel greve gitmiş. Başbakan ve ilgili bakan aileyi ziyaret edip özür dilemiş, üstümüze düşeni yapacağız, demiş. Düşünün, o gün uçaklar havalanmamış.. Ülkede hayat durmuş..Herkesin tek talebi var: Bu işi çözün! Neticede olay aydınlanmış, mahkeme o polisi ömür boyu hapse mahkum etmiş. Oysa biz, Mehmet Tursun olmasa 3 yılda 90 kişinin öldüğünü dahi bilemeyeceğiz. ... 2007’de dönemin Genelkurmay Başkanı Yaşar Paşa’nın talebi ile polis vazife ve salahiyet kanunu değiştirildi Paşa, “bu kanun güneydoğuda terörle mücadele ederken elimizi kolumuzu bağlıyor. Mesela bir imam bagajında silah taşıyor. Durdurup arayamıyoruz. Bekle mahkeme kararı gelsin mi, diyeceğiz” demişti. Bir de böyle bir alışkanlığımız oluştu. Terörle mücadele 30 yılda algılarımızı altüst etti. İşin ucunda terör olunca her yol mubahtır noktasına milletçe bizi yaklaştırdılar. ... 2001’de dönemin hükümeti (Ecevit, Bahçeli, Yılmaz), AB uyum kanunları çerçevesinde polis vazife ve salahiyet kanununu batılılarınkine biraz benzetmişti. Polis uzun süre bu değişikliği kabullenemedi. Mahkeme kararı olmadan hükmü bile acayip garaip kılıklara sokuldu. Misal mahkeme kararıyla bir kavşakta uygulama yapıldı. Kavşakta geleni geçeni aramak için mahkeme kararı olur mu? Oradan kimin geçeceği bilinmeden izin verdim, geleni geçeni durdurun denir mi? Trafik de kahretti işi savsakladı..Ne haliniz varsa görün der gibi.. 2007’de bu kanunu eski haline çevirdiler. 2007’den 2010’a hesabının sebebi bu. Bakalım tekrar eski haline dönüştürmeye ne zaman sıra gelecek.. Terör durduktan sonra bahanemiz ne olacak.
 
 
 
 
 
 
 
KAPAT