BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > “Hac Ayları”ndan ikincisindeyiz...

“Hac Ayları”ndan ikincisindeyiz...

Hanefî mezhebine göre, gücü yeten Müslümânlara, ömürlerinde bir defa olmak üzere, “hac” farz, “ömre” ise sünnet-i müekkede(kuvvetli sünnet)’dir...



Bilindiği üzere, aylarla ilgili olarak “Eşhür-i hurum=Harâm aylar”, “Şühûr-i selâse=Üç aylar” terimleri yanında, bir de “Eşhüru’l-hac=Hac ayları” ta’bîri vardır. Bu zikredilenlerden harâm aylar: Recebü’l-ferd, Zil-ka’de, Zil-hicce ve Muharrem-i harâm aylarıdır. Üç aylar: Recebü’l-ferd, Şa’bânü’l-muazzam ve Ramezânü’l-mübârek aylarıdır. Hac ayları ise, Şevvâl-i şerîf, Zil-ka’de ve Zil-hicce aylarıdır. Hem harâm ayların, hem de hac aylarının ikincisi olan Zil-ka’de ayı da başlamış bulunmaktadır ve bugün yedinci günüdür. Bu münâsebetle biz, bugün ve yarınki makâlelerimizde birazcık “hac”dan bahsetmek istiyoruz. HAC VE UMRE İBÂDETLERİ Bildiğiniz gibi, İslâmın beşinci şartı olan “Hac” ibâdeti, hem bedenî, hem de mâlî bir ibâdettir. Bu ibâdette, birtakım meşakkatlerin bulunduğunu söylemeye lüzûm yoktur. Zâten, Sevgili Peygamberimiz (sallallâhü aleyhi ve sellem) de, bu ibâdeti yapacağı zaman, “Allah’ım onu bana kolaylaştır” diye duâ buyurmuştur. Umre (ömre) ibâdeti için de aynı duâyı yapmıştır. Bilindiği üzere, “Kâbe-i Muazzama”yı ziyâretle ilgili iki temel ibâdet vardır: Bunlardan biri “Hac”, diğeri ise “Umre(Ömre)”dir. Hac ibâdeti, “belli bir yeri, belli bir zamanda, belli şeyleri yaparak ziyâret etmek” şeklinde ta’rîf edilmektedir. Hanefî mezhebine göre, gücü yeten Müslümânlara, ömürlerinde bir defa olmak üzere, “hac” farz, “ömre” ise sünnet-i müekkede(kuvvetli sünnet)’dir. [Mâlikî mezhebinde ömre de, gücü yeten Müslümânlara, ömürlerinde bir kerre müekked sünnettir. Fakat Şâfiî ve Hanbelî mezheplerinde, şartlarını taşıyanlara ömre de, hac gibi, ömürde bir kerre farzdır.] Hac ve Ömre ibâdetleri, ayrı ayrı yapılabileceği gibi, hac ayları içerisinde, bunların ikisi birlikte de yapılabilir. Ömrenin belli bir zamanı olmayıp, bu ibâdet, Arefe günü sabâhından, Kurbân Bayramının dördüncü günü akşam vaktine kadar olan beş gün müstesnâ olmak üzere, hac aylarında da, hac ayları dışında da, bütün yıl boyunca, her zaman yapılabilir. [Zikredilen beş günde, ömre yapmak Hanefî mezhebine göre tahrîmen mekrûhtur.] “MÎKÂT” MAHALLERİ Ömre ve hac, yol üzerindeki “Mîkât” denilen sınırı geçmeden önce niyet edilip “ihrâm”a girilmek sûretiyle yapılır. “Mîkât”, dışarıdan Mekke-i Mükerremeye gelen “âfâkî”lerin, ihrâmsız geçemiyecekleri sınırları belirleyen noktalardır. İşte bu noktaların sınırladığı bölgeye, Mekke’ye gitme kasdı ile gelen “âfâkî”lerin, ihrâmlı girmeleri vâciptir. İhrâmsız geçenin, geri “mîkât”a gelip ihrâma girmesi lâzımdır. Mîkâtta ihrâma girmezse, kurbân kesmesi lâzım olur. Mîkât yerlerini geçerken, niyyet ederek ve telbiye yaparak, usûlüyle ihrâma girilir. Muhtelif “Hac Rehber“lerinin “İhrâm ve Hükümleri” bölümlerinde de ifâde edildiği gibi, hac, ömre, ticâret veya herhangi bir şey için uzaktan gelenlerin, “mîkât” denilen yerleri, ihrâmsız geçerek, Mekke-i Mükerreme “Haremi”ne girmeleri harâmdır. “Mîkât” denilen yerler ile, “Harem-i Mekke” arasına “Hıll” denir. Mîkâttan geçerken, bir iş için “Hıll”de kalmaya niyyet edenlerin ve Hıll’de oturanların, hacdan başka niyyetle, ihrâmsız Harem’e girmeleri câizdir. İhrâma, mîkât yerinden önce, hattâ kendi memleketinde de girmek câiz ve daha iyidir. “Harem bölgesi”nde ve Mekke-i Mükerreme’de bulunanlar, hac için “Harem bölgesi”nde, ömre için ise “Harem bölgesi” dışında, meselâ en yakın mîkât mahalli olan “Ten’îm”de ihrâma girerler. “Mîkât” hudûdu ile “Harem” bölgesi arasındaki “Hıll” bölgesinde bulunanlar, hem ömre, hem de hac için, ihrâma, bulundukları yerde ya’nî “Harem” bölgesine gelmeden önce girerler. ÜLKEMİZDEN GİDENLER... Türkiye’den, hac veya ömre yapmak için, hava yolundan gidilecek olursa, Medîne-i Münevvere ile Cidde arasında Râbiğ yakınlarındaki “Cuhfe” denilen yerin hizâsında, [kara yolundan gidilecek olursa, Medîne-i Münevvere’den Mekke-i Mükerremeye doğru giderken, Medîne’ye takrîben 10 km uzaklıkta bulunan “Zül-huleyfe (veya Âbâr-ı Alî)” denilen yerde] ihrâma girilir. Arzû edenler, bu yerlere gelmeden önce de ihrâma girebilirler, ama bu sınırlar, ihrâmsız geçilemez. Hac ve ömre (umre) için, makbûl ve mu’teber bir hac ve umre rehberinin gözden geçirilmesinde zarûret vardır. Hacca gidecek olanlara, sahîh ve makbûl ibâdetler temennî ediyoruz.
 
 
 
 
 
 
 
KAPAT