BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Haziran 2018 Cumhurbaşkanlığı ve Meclis

Seçim sonuçlarını görmek için tıklayın.
Anasayfa > Haber > Sen üzülme Kekilli!..

Sen üzülme Kekilli!..

Kekilli’ye bu kadar takmanın anlamı yok... Tamam espri türünden bir iki söylenir ama, sanki tüm ölümlerin sebebi oymuş gibi her ölümün, her intiharın ardından adamcağıza yüklenilmez ki!..



Kekilli’ye bu kadar takmanın anlamı yok... Tamam espri türünden bir iki söylenir ama, sanki tüm ölümlerin sebebi oymuş gibi her ölümün, her intiharın ardından adamcağıza yüklenilmez ki!.. Ayıp denen bir şey var. Düşün artık bu çocuğun yakasından! Neymiş efendim, tren yolunda intihar eden gençlerin cebinden de “ölürüm” şarkısı çıkmış. Bırakın şu magazin ağzını ne olur... O şarkının, o gençlerin cebinden çıkması da normaldir. Çünkü Kekilli’nin de söylediği gibi, o gençlerin ölüm nedeni şarkının sözleri değil, çözemedikleri sorunları. Öyleyse şarkı ne arıyor ceplerinde? Çok basit... Ölmek arzusundaki kararlılıklarını nasıl ifade edeceklerini düşünürken, şarkının sözlerini duygularına tercüman olarak görüyorlar, hepsi bu. “Bu akşam ölürüm, beni kimse tutamaz! / Sen beni tutamazsın, yıldızlar tutamaz.” Kekilli’nin bu şarkısını ölümle ilgilendirerek yermek, intiharda da kullanıldığı için tüm iplerin ortadan kaldırılmasını istemek kadar abestir, anlamsızdır. Beyler!.. Eğer bu konu sizi bu kadar ilgilendiriyorsa gerçekten... Eğer o çiçeği burnunda gençlerin ölümünü gerçekten istemiyorsanız... Kekilli’nin şarkısına değil de gençlerin sorunlarına bakın lütfen. Çözebiliyorsanız onları çözün... Şarkı sözü, sorunlardan bunalıp ölüme gitmekten başka çare bulamayan gençlerin duygularına denk düştüğü için ağza alınıyor. Eğer kabahat şarkıda olsaydı, şarkıyı duymayan gençler asla intihar etmezdi. Bakın kazın ayağı hiç de öyle değil. Buyurun okuyun Samsun’dan ismini vermek istemeyen okurumuzun köyünde 5 yıl önce yaşanan aşk intiharını... “Üç çocuk annesi, otuz yaşında bir ev hanımıyım. Gazetenize 3 yıldır aboneyim. Her gün sizin yazılarınızı okuyorum ve çok beğeniyorum. Ben de size bir yakınımın yaşadığı, çok acı bir hatırayı daha doğrusu bir aşk hikâyesini yazıyorum. Bu olay, Samsun’un Bafra ilçesinin Düzköy köyünde yaşandı... Benim çok yakın akrabam olan genç kızın adı Neslihan’dı. Neslihan ki, 18 yaşında güzeller güzeliydi. Delikanlı da yine köyden, 24 yaşında Burhan adında çok yakışıklı biri. Neslihan’la Burhan, daha ilkokulda iken birbirlerini sevmişler. Yaşları büyüdüğünde de bu sevgileri hiç azalmadan sürüp gitmiş. Artık ikisi de delikanlı olup, köylük deyim ile “evlenecek” çağa geldiğinde gizli gizli buluşmaya başlıyorlar. “Buluşma” dediysek şimdi büyük şehirlerdeki yaşanan ve adına “birliktelik” denilen türden değil... Kızın eli oğlanın eline bile değmiyor... Öyle buluşma. Derken kızın ailesi, artık nerden duyduysa duyuyor bu olayı... Tamamdır artık. Neslihan’a o gün belki üç öğün temiz bir dayak var... Ardından şiddetli yasaklamalar ve baskılar: -Bir daha duyarız, ayaklarını kırarız senin!.. Neslihan zılgıtı yiyor da, Burhan’a birşey yapılmıyor mu? Olur mu öyle? Ailenin büyükleri kesiyor tenhada önünü: -Bir daha kızımızın yanında görürsek yaşatmayız bilmiş ol. Sana göre kızımız yok bizim. Ah sevda denilen duygu... Öyle bir sözle, bir dayakla ortadan kalkacak kadar basit olsaydı, Kerem’i kül, Ferhat’a da dağları yol eder miydi? Fuzuli , “Aşk derdiyle hoşem, el çek ilacımdan tabib/Kılma derman kim zehri dermanındadır” diye hekime “İstemiyorum, derman bulma derdime” diye yalvarır mıydı?.. Velhasıl, ne yaparlarsa yapsınlar oğlanla kızı birbirinden vazgeçiremiyorlar... Aksine bu olay köyde herkesin diline düştüğü için ikisinin sevdası bir bakıma perçinleşiyor. Neslihan dedi kodulardan şimdilik rahatsız değil. İşinde gücünde. Yine cıvıl cıvıl bir genç kız. Burhan ise o hasretiyle yandığı evlilik için, elbet bir gün lazım olacağından para kazanmak üzere Bursa’ya gidiyor. İnşaatlarda, orda burda ne iş bulursa çalışıyor. Çünkü maddi durumu pek iyi değil. Zaten Neslihan’ı Burhan’a onun için vermiyor, vermek istmiyorlar: -Seni zengin birine vereceğiz. Bu güzellik sende varken seni kim almaz. Deli misin sen?.. Yeşilçam filmleri mi bunlardan alınma, bu yaşananlar mı Yeşilçam’a kaynak oluyor bilinmez. Ama tapkı filmlerdeki gibi... Dünyalar bir yana konsa, sevginin yanında zerre değeri olmadığını ne bilsin “aşk”tan haberi olmayan aile. Elbet kızının mutluluğunu parayla ölçüyor. Ama tabii ki Neslihan Burhan’ı aklından çıkaracak değil. Hatta telefonla bile birbirleriyle görüşmeyi devam ettiriyorlar. Hatta kaçmayı bile göze alıyorlar. Ne var ki Neslihan’ın ablası nüfus kâğıdını saklıyor. Sırf kaçmasını engellemek için. Burhan ise işyerinden 10 gün izin alıp, Bursa’dan köye geliyor. Ailesine diyor ki: -Haydi gidin, bana isteyin onu! Bursa’dan bunun için geldim... Devamı yarın
 
 
 
 
 
 
 
Reklamı Geç
KAPAT